2011’in çevre yılı olarak ilan edilmesi dolayısıyla tanık olunan bazı gelişmelerin her zaman olduğu gibi yeniden düş kırıklığına dönüşmemesi içten dileğimdir. Çevreyi kirletenlerin cezalandırılıp medyada teşhir edileceğini turizmden sorumlu bakanın ağzından dinledik. Çevreye dair yeni bir ceza yasası geçirildiğine tanık olmadık.

Cezalandırma yürürlükteki yasalarla mı yapılacak? Öyleyse bugüne kadar çevre teröristlerine neden kayıtsız kalındığını sormak hakkımızdır. Çünkü yasaların uygulanmadığı ortaya çıkmaktadır... O yasaların uygulanması için neden bunca zaman beklendi?

Çevre gönüllülerinin oluşturulmasını ve onlara kimlik kartı verilmesini de alkışlarım ama, bu hareketin trafik gönüllülerinin durumuna düşmemesini de temenni ederim.  Ülkenin bir diğer büyük sorunu olan trafik konusunda oluşturulan gönüllüler topluluğu işlevlerini yerine getiremeyince dağılmışlardı.
  
Şimdiye dek seçim programlarına da, hükümet programlarına da çevre konuları en tumturaklı ifadelerle yazıldı da ne oldu?.. Çevre katliamı göz göre göre sürdürüldü. Anayasamızda, çevreye karşı anayasal suç olarak nitelendirilen eylemler bile pervasızca sergilendi.
  
Bugüne kadar çevre bağlamında bütün siyasi partiler sınıfta kaldı… Muhalefetteyken çevresel sorunlar konusunda büyük umut verenler bile, iktidar koltuğuna oturduklarında hayal kırıklığı yarattılar…
  
Ülkemizdeki genel çevre yıkımı çok kısa zaman içinde korkunç boyutlara ulaştı.
Kendi elimizle yarattığımız çevre sorunlarına, irademiz dışında gelişen ve küresel ısınmaya bağlanan faktörler de eklenince, ki bunun başında kuraklık gelmektedir, bizi ürperten manzaralarla yüz yüze kaldık.
  
Duyarsızlıktan kaynaklanan orman yangınlarının yanında, kitlesel ağaç kıyımları önlenemedi. Enerji nakil hatlarının, yeni yolların ve inşaat alanlarının açılabilmesi adına sökülen ve kesilen ağaçların yerlere serili trajik görünümlerine gazete sayfalarında sık sık rastlar olduk.
  
Duruma müdahale etmesi gereken devletin bile kimi zaman bu kıyımların sorumlusu olarak gündeme gelmesinin isyanını ve hüznünü yaşadık. Sonra da kuraklıktan yakınır olduk. Oysa yeşilin yok edilmesinin, iklim koşullarımızın değişimindeki önemli pay yadsınamaz.

Dağları kemiren taş ocaklarının yaratığı ekolojik felaketin kapsamında, yeşilin yok olması da var. Taş ocaklarının çevresindeki yeşillikler, dağlarımızla birlikte haritadan silinmektedir. Taş ocakları işletmelerinin yükümlülüğü olan ağaçlandırma işleminin yerine getirildiği de söylenemez.
  
“Aha Çevre Bakanlığımız var” diye övünmeyelim…Bu da göstermelik!..
  
Çevreden sorumlu bakanlık, diğer çevre sorunlarımızda olduğu gibi, kronikleşen ekolojik yıkımlarımızdan biri olan taş ocakları felaketi karşısında da bekleneni veremiyor.
Havada, suda ve karada kirlenme tam gaz gitmekte... Egzoz emisyon ölçümlerinin “dostlar alış verişte görsün” uygulamasından başka bir şey olmadığı, trafikte egzozlarından kapkara dumanlar saçarak pervasızca dolaşan araçlarla kanıtlanmakta. Oysa bu bağlamda sağlıklı bir kurumsallaşmanın gelebilmesi için her araç sahibi düzenli ölçümlerini yaptırtarak, hem parasını ve hem de zamanını harcamaktadır. O vatandaşlara karşı da dürüst davranmayan bir otorite var.
  
Hava kirlenmesinde kronikleşen bir diğer sorun da,  başkent Lefkoşa çevresini sık sık duman altı eden Dikmen Çöplüğü. Esrarı çözülemeyen bu çöplük  yangınlarını durdurmak devlet için o kadar mı zor?.. Yaz geldiğinde Dikmen Çöplüğü kabusunun yine üzerimize çökeceği kesindir.
  
Kapalı alanlarda sigara içilmesini yasaklayan kararın bile ırgalanmadığını görüyoruz. Denetim nerede?...
  
Kullandığımız suyun çeşitli etkenlerle kirlenmesi ve çevre temizliğine gerekli özenin gösterilmemesi çevre bağlamında toplumsal sağlığı tehdit eden diğer olumsuzluklarımız. Kırsal alanlarımız da, kentsel alanlarımız da görülmemiş bir kirlenmenin sarmalında, uygarlık dışı manzaralara bürünmekte...
  
Çevre sorunlarına karşı toplumsal bilinç yeterince geliştirilemiyor.
  
O toplumsal bilinç olmadan bizi sarmalına alan çevresel sorunlardan kurtulabilmemiz olanaksız. Siyasetçiler diledikleri kadar çevre edebiyatı yapsınlar. O toplumsal bilinç olmadan, vaatleri yaşama geçirecek irade de gösterilemez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31