Arkadaş kahvaltıda yediği kayısıya, muza bakarak, “Allah Allah” dedi…

Sonra eline aldığı inciri, karpuzu, şeftaliyi inceledi…

Bir “Allah Allah” daha çekti…

Ve en sonunda içtiği suyu tadarak, “Nasıl oluyor da iki Hidrojen bir Oksijen su oluyor” deyip bir “Allah Allah” daha çekti…

Sosyal sayfasında paylaştı.

Amerika’yı keşfetmişti arkadaş…

Meyveleri yerken “Allah Allah” diyen insanoğlu gibi yediklerinin önce mideye, sonra bağırsaklara, en sonunda da helâya gittiğini düşünmeyen de insanoğlu…

O insanoğlu ki iki kolu, iki bacağı, iki gözü, iki kulağı, iki de burun deliği var.

Tam her şey iki derken parmaklar işi bozuyor.

Olacak şey mi bu?

Ne düzen kaldı, ne ezber…

İki eldeki parmak sayısı on, iki ayaktaki parmak sayısı on…

Etti mi vücutta 20 parmak.

Bazıları altıparmaklı olur.

Onlar 32 parmaklı.

Tıpkı dişler gibi…

Dişlerin 32 olması normal, ayak, el parmaklarının 32 olması anormal.

Çünkü öyle…

Çıkartın ayaktan başparmağı…

Denge bozulur, tökezler insanoğlu…

Ellerdeki parmaklar da öyle.

Orta parmağı çekin alın.

Bir elin sağında ve solunda kalsın dörder parmak.

Açın avucunuzu.

Nasıl?

İki sağda, iki solda parmak var ama ortada parmak yok.

İşlevi gitmiş el gibidir dört parmaklı el…

Zorlanırsınız…

Bazı işleri yapamazsınız.

Mesela bildik işareti yapmak imkânsızlaşır…

Yapamazsınız.

Hatırlayın bakalım ne derdik, orta parmak ile yaptığımız işarette?

Kayısıdan anlam çıkartan insanoğlu, parmaklardan işaret bile çıkartamaz o zaman.

Ve o insan ufak da olsa parmağın eksikliğini hisseder…

Hele beş parmakları gidenler?

Hele Beşparmak’ları giden ülkeler?

Gelelim Beşparmak’ların gidiş meselesine, bakalım yeni hikâyemiz Marsilya maceramıza…

“Ben acemiyim, bilmeden yaptım, bir daha yapmam,” diyen Trabzonlu Çevre Bakanı…

“Başkasının parasıyla Marsilya’ya gittim ama taşocaklarının yarattığı tahribatların nasıl ıslah edildiğine dair bilgiye sahip oldum” dedi…

Oysa ona birileri söylemeliydi…

Giden ve gidecek dağlar bizim dağlarımız…

Senin dağların Trabzon’da…

Gidersin Trabzon’a…

Karadeniz sahili Karadeniz Sahil Yolu ile nasıl harap olmuş bakarsın…

Gidersin yaylalarına…

HES’ler doğanızı nasıl tahrip ediyor görürsün…

Sonra bakanlık yapmaya soyunursun…

Burası eğitim ülkesi olabilir.

Ama çevremizi boza boza çevrecilik öğretecek yer değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31