Evet efendim; yeni hükümet, yeni dönem… Haydi hayırlısı… Da, hükümet kurma sürecine dair bazı gözlemlerimizi seslendirmek yükümlülüğümüzdür…
   Bir uzlaşma rejimi olan demokrasi, bizim ülkemizde ileriye gideceğine, geriye gidiyor… Kurumlar da, insanlar da ve bilhassa siyasiler de uzlaşma becerisini gittikçe kaybediyorlar… Kaynak faktör nedir peki?.. Karşılıklı güvensizlik ve karşılıklı bencillik güven bunalımının giderek yerleşmesine ve kökleşmesine yol açıyor… 
   Doğrudur… Siyasete ve siyasetçiye güven kalmamıştır… Ama sadece siyasetle mi sınırlıdır bu durum?.. Hani kim kime güvenebiliyor artık bu ülkede?.. Kardeş kardeşe, baba oğla bile güvenemiyor… Eşler birbirlerine güvenemiyor…
   Güven bunalımları ve karşılıklı bencillikler yüzünden dostluklar bozuluyor, kurumlar yıkılıyor, aileler dağılıyor… Çok eskiden bu ülkede sözle yapılırdı senetler… Şimdi pullu mühürlü düzenlenen senetlerle bile insanlar ve kurumlar kendilerini güvende hissedemiyorlar… O pullu mühürlü senetler bir anda paçavraya dönebiliyor, paspas yapılabiliyor. 
   İşte bu toplumsal etiketsizlik yüzünden değil midir hep, yargı organında binlerce dava dosyasının tepeler gibi yığılmakta olması?.. Sosyal bunalımların patlama üstüne patlama yapması?..
       *       *       * 
   Niyetim, sözü hükümet kurma çalışmalarının o kadar uzamasına ve bunun sonuçlarına getirmektir. Ki, bu olayın arkasında da kesinlikle güven bunalımının etkisi vardır… 
   Partililer kendi partilerinin içinde birbirlerine güvenemiyorlar, birbirleriyle sürekli kavgada… İçinden bölünmüş olan partiler bu ruh haletinde birbirlerine nasıl güvensinler ki?.. Harmanda sorun çıkmaması için, ekim aşamasında işin sıkı tutulması gerek… 
   Ama yine de sorunsuz bir harman dönemi yaşanabileceğinin güvencesi yoktur ortada… Koalisyon ömürlerinin uzun olamayacağına ve yeniden erken seçim seçeneğine bel bağlanacağına inananların ve bunu seslendirenler sayısı oldukça fazla. Haksız mıdırlar?
   Seçimlere doymayan bir halk durumuna getirildik… Bu durum demokrasimizin sağlamlığını değil, çürütülmüşlüğünü gösterir. Sağlıklı demokrasiler, kendi kuralları, kriterleri ve takvimleri içinde tıkır tıkır işlerler… Hani bizde öylesine tıkırında giden bir demokrasi mi var?
       *       *       *
   Söz demokrasinin takvimine geldiğinde burada da azıcık durmak ve durumumuza bakmak gerek… Siyaset tarihimizde ilk defa olarak parlamentonun kuralları ve teamülleri de çiğnenmiştir. Seçimin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçtiği halde koskoca meclis abesle iştigal etti… Başkanlık divanını bile seçemedi… Milletvekillerimiz ay sonunda hak etmedikleri ilk yevmiyelerini almışlardır...
   Ant içme töreninden sonra 10 gün içinde başkanlık divanının seçilmesi, anayasal hükümdür. Başkanlık divanı makamları hükümet kurma çalışmalarının pazarlık masasına yatırıldığı için bu kural çatır çatır çiğnendi ve anayasal suç işlendi. Bunun farkında olan kaç kişi var?.. Tam bir umursamazlık içinde gelişigüzel gidişatımızı sürdürüyoruz. Çok yazık ve çok ayıp…
   Anayasa’nın 81. maddesinin ikinci fıkrası aynen şöyle der:
   "Cumhuriyet Meclisi, milletvekili genel seçimi sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonraki onuncu gün, saat 10.00'da kendiliğinden toplanır. Meclise, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili başkanlık eder; en genç iki milletvekili de kâtiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda, milletvekilleri ant içerler ve Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir. Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır."
   Şimdi meclis çarşamba gün yeniden toplanacak… Görelim bakalım ne olacak!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31