Üretken edebiyatçı Necati Cumalı, özgün romanları ve öyküleriyle Türk sinemasını en fazla etkileyen yazarların başında gelir. 1963 yılında Metin Erksan’ın beyaz perdeye onun eserinden uyarladığı “Susuz Yaz” Türk sinemasına dair dünya çapında farkındalık yaratan ilk Türk filmidir. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin birincilik ödülü “Altın Ayı”yı almasından sonra, bu Türk başyapıtı dünya genelinde üne ulaştı. Pek çok yabancı televizyon kanalında ve sinemasında gösterilmesinin yanı sıra, videoları binlerce baskı yaptı. Hülya Koçyiğit’in ilk filmi olan ve onu tek gösterimde yıldız konumuna getiren “Susuz Yaz”ın diğer başrol oyuncuları Erol Taş ile Ulvi Doğan’dı.
  
Bu arada unutulmaması gerekir ki, artık bir sinema efsanesi olan Yılmaz Güney’i izleyicisiyle gerçek anlamda buluşturan ve Ege tütüncülerinin dramını irdeleyen “Tütün Zamanı” da, yine bir Necati Cumalı uyarlamasıdır. 1959 yılında çekilen “Tütün Zamanı”nın yönetmeni, aynı zamanda tanınmış bir şair ve sinema oyuncusu olan Orhan M. Arıburnu idi. Ki, Arıburnu’nun oyuncu olarak “Tütün Zamanı”nda yarattığı karakter de, belleklerde iz bırakmıştır.
  
Cumalı, 1921’de, şimdi Yunanistan sınırları içinde kalan Florina’da doğdu. Türk kurtuluş savaşından sonra gerçekleştirilen mübadelede ailesiyle birlikte Türkiye’ye giderek İzmir’in Urla kasabasına yerleşir. O günden sonra Ege gelenekleriyle haşır neşirliği başlayan ve hukukçu kimliğinin yanında elit bir edebiyatçı olarak yetişen Cumalı, genellikle Ege ve Batı Anadolu köylerinin tarıma dayalı yaşamını etkileyici bir dille anlatır. Şiir dalında da haklı bir ünün sahibidir. Yalın bir dille kaleme aldığı şiirlerini üretirken, her zaman hayranı olduğu Sabahattin Ali’den güçlü etkiler taşıyan öyküleriyle kısa zamanda dikkati çekerek, Türk edebiyatının yıldızları arasına katıldı.
  
10 Ocak 2001’de İstanbul’da ölen Cumalı’nın sinemaya uyarlanan öyküleri çoğunlukla Ege’nin büyüleyici atmosferinde geçer. Tıpkı şu anda gündemde olan “Ay Büyürken Uyuyamam” filmin atmosferi gibi… Cinsel sorunların ve dürtülerin sıradan insanların kaderi üzerindeki etkilerini çarpıcı yaklaşımlarla irdelemek de Cumalı’nın Freud’cu özelliğinin gereğidir. Onun bu özelliğine “Ay Büyürken Uyuyamam” filminde de Türk sinemasının önemli kilometre taşlarından Şerif Gören ustanın cesaretli yönetiminde tanık oluyoruz. Bu eski öykü, günümüze uyarlanırken, cinselliğin odağına oturtulan anlatım tarzı, yepyeni bir “Vurun Kahpeye” temasını öne çıkartarak izleyiciler açısından film adına ayrı bir albeni oluşturmakta.  
  
Melek iki genç kızı ve kocası ile Ege'nin bir taşra kasabasında vitrininde kırmızı ve kocaman harflerle “lokmacı” yazan bir tatlıcı dükkanı işletmektedir. "Boyu kadar kızları" olmasına rağmen henüz gençliğini ve güzelliğini kaybetmemiş olan İzmirli seksi Melek'e kimileyin açıktan, kimileyin de gizliden bütün kasaba erkekleri tutkundur. Yaşanan bir 'rezalet' sonrası kocasını evden kovan Melek'in üzerinde şimdi daha fazla göz, daha fazla baskı vardır... Kasabanın diline düşen o ‘rezalet’ de, kocanın bir başka erkekle eşcinsel ilişkide yakalanmasıdır. Cinsel açlığın ve dinsel bağnazlığın pençesinde olan kasaba erkekleri, eşcinsel kocasını kovan Melek’e erkekliklerini kanıtlama yarışına girerler. Yüz bulamayınca da, acımasız bir mahalle baskısı oluştururlar. Öykünün sonunda yörenin çapkın ve havalı delikanlısı Mavi’nin taş yağmuruna tutulan anne ile kızlarına siper olarak aşkı uğruna can vermesi, en etkileyici sahnelerden biri.
  
1960'ların Türkiye’sinde kasaba ve köylerin günlük yaşam akışını anlatan öykü, bu kez cesur bir çıkışla taşranın yatak odasına da giriyor. Necati Cumalı'nın aynı adlı öyküsünden sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğuna 18 yıldır kamera arkasına geçmeyen duayen yönetmen Şerif Gören’in oturması, yapımın en önemli kozu ve garantisi. Gören’in 18 yıllık bir moladan sonra Türk sinemasının yeni atılımlar dönemine armağan ettiği bu yapım; gerek öyküsü, gerek oyunculukları ve gerekse gerçekçi bakış açısıyla dikkatle izlenmeyi hak ediyor. Çekimleri Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yapılan ve enfes görüntüler içeren filmin yapımcılığını yönetmenin oğlu Mehmet Gören üstlendi.
  
Filmin, oyuncu kadrosu televizyon dizilerinden aşina olduğumuz popüler ve yetenekli sanatçılardan oluşturuldu. Örneğin “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin Cemile’si Ayça Bingöl, “Adını Feriha Koydum” dizisinin Feriha’sı Hazal Kaya, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisinin Mustafa’sı Fırat Çelik, “Hanımın Çiftliği” dizisinin hilebaz berberi Hakan Bovay ile aynı dizideki o unutulmaz kader arkadaşlığının yaratıcıları Ali Düşenkalkar (Kabak Hafız) ve Necip Memili (Ramazan) filmin başrollerini oynamakta. “Ay Büyürken Uyuyamam”ın ekranlara uygun öylesine zengin bir dramı ve etkin karakterleri var ki, öykü nehre dönüştürülerek yakın gelecekte diğer edebiyat başyapıtları gibi televizyon dizisine dökülürse hiç şaşmam!..

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31