Hepimiz çocuk yetiştirirken bazı hatalar yapıyoruz. Bazen bu hatalarımızı farkına varıyoruz. Bazense yapılan davranışların birer hata olduğunu farkına bile varmıyoruz. Bu yazının konusu çocuğumuz büyürken yaptığımız ve hata olduğunu hiçbir zaman düşünmediğimiz davranışlar. Çözümden önerilerinden ziyade bu yazıda amaçlanan öncelikli olarak ebeveynlerde bir farkındalık yaratmak. Çünkü bu davranışların temelinde çocuğumuza duyduğumuz sonsuz sevgi ve koruma içgüdüsü yatmakta. Bu yüzden çocuğumuza karşı sergilediğimiz pek çok davranışın hata olduğunu fark edemiyoruz. Ya da fark etsek bile ‘yaptığım bu davranışların hepsinin bir gerekçesi var’ sonucunu kendi kendimize dayatıyoruz.

İlk olarak yaptığımız hataların başında çocuk adına sürekli kararlar almak var. Ne yemek yiyecek, kiminle arkadaşlık edecek, hangi enstrümanı çalacak, hangi kıyafeti giyecek. Bunların tümünü bizim çocuğumuzdan çok daha iyi bildiğimiz kesin. Peki, çocuğumuzu kendimize bu kadar bağımlı yetiştirirsek bize herhangi bir şey olması durumunda bu çocuk nasıl yaşayacak? Maalesef gerçek dünya okul gibi programlanmış, rutinlerin olduğu bir yer değil. İş görüşmelerine bile ailesi ile giden artık yetişkin olmuş pek çok insan var. Çocuğumuzu kendimize bu kadar bağımlı yetiştirmenin altında onun bizden uzaklaşmasının yarattığı korku olabilir mi?

Öte yandan, çocuğun yaşına uygun gerçekleştirebileceği işleri çoğu zaman ebeveynleri olarak bizlerin yapmasına ne dersiniz? Uygun yaşa geldiği halde ayakkabısını bağlayamayan, yemeğini tek başına yiyemeyen o kadar çok çocuk var ki. Çocuğun gerçekleştirmesi gereken yaşına uygun sorumluluğu neden ebeveynler olarak bizler yapıyoruz? Bunun sebebi hep bir yerlere yetişmek telaşı ile ben yapayım çabucak bitsin düşüncesi yani hızlı akan hayat şartları olabilir mi? Peki, bu durum çocukta nelere mal oluyor?

Bizler ebeveynler olarak çocuğumuza kuracağımız tüm cümlelere hep ‘eğer’ kelimesi ile başlıyoruz.  Eğer sınavında başarılı olursan, eğer yaramazlık yapmazsan, eğer sözümü dinlersen gibi bitmeyen onlarca cümle ve vaatler. Bu ‘eğer’lerle ilettiğimiz ve amacı çocuğu kontrol etmek olan mesajlar hem çocuğumuz hem de kendimiz için iyi olacağını düşündüğümüz çok iyi niyetli vaatler. Örneğin, ‘gittiğimiz yerde beni utandıracak bir şey yapmaz ve çok uyumlu davranırsan sana oyuncak alacağım.’ diyen bir anne, oyuncağı, bir ortamda terbiyeli ve uyumlu davranmadan daha önemli bir yere koyuyor. Şunu yaparsan bende bunu yaparım gibi cümleler kurarak çocuğumuzu belki o an için iyi kontrol edebiliriz. Peki, ya sonra? Bir vaadimiz olmadan çocuğumuzdan nasıl bir şey isteyeceğiz?

Çocuğu kontrol işini diğer bir açıdan ele alırsak, çocuk artık bir yerden sonra en iyi ihtimalle ebeveynleri tarafından beğenilmek için sonsuz bir itaat duygusu ile istenilenleri gerçekleştirmeye çalışacak. Peki, bu çocuk mutlu olacak mı? Her ebeveyn çocuğunu çok sever. Ama her davranışını beğenir mi? Beğenmek zorunda mı? Şartlar koyarak vaatlerde bulunmayı maalesef çocuk seni koşullu seviyorum şeklinde algılıyor. Çocuğunuzu koşulsuz sevdiğiniz ile beğenmediğiniz huyları olabileceğinin keskin ayrımını çocuğunuza izah etmelisiniz.  

Pek çoğumuz çocuğumuz herhangi olumsuz bir durum yaşadığında ilk yapmaya çalıştığımız şey ona yaşadığı olumsuzluğu unutturmaya çalışmak oluyor. Hep olumsuz duyguların veya ağlamanın kötü bir şey olduğunu çocuğumuza dayatıyoruz. Bir anlamda hep olumsuz duyguların üstünü örtüyoruz. Bu davranışlarımızla çocuğumuzu olumsuz bir durum olduğunda yalan söylemeye teşvik ediyoruz. Örneğin çocuk yanlış bir davranışta bulunduğunda utanmamak için (çünkü utanmak olumsuz bir duygu) daha kötüsü olan yalana başvuruyor. Bu olumsuz duygu yaşatmama telaşı çocuğa hiçbir konuda bedel ödetmemeye dönüşüyor. Diyelim ki bir çocuk evdeki herhangi bir eşyaya ciddi şekilde zarar verdi. Acaba kaçımız bunun üzerinde dururuz? Acaba kaç çocuk yaptığı hatanın bedelini ödüyor? Okulda öğretmeni ile veya arkadaşları ile problem yaşayan bir çocuk düşünün. Bazı ebeveynler okula gidip öğretmeni rahatça azarlayabiliyor. Veya çocuğunun sorun yaşadığı diğer çocuğu bir köşeye çekip azarlayabiliyor. Aslında bu ebeveyn bunu neden yapıyor olabilir? Çocuğunu gözünde onun bütün sorunlarını çözen bir kahraman olmak için olabilir mi?

Yukarıda ele aldığımız davranışlarda en dikkat çeken husus tutarsızlık. Bir taraftan çocuğu koşullar koyarak severken öte taraftan çocuk bir hata yaptığında tüm olumsuzlukların üzerini kapatmak için kendimizi paralıyoruz. Tüm bu davranışların temelinde ebeveynlerin çocuk yetiştirirken tek başlarına olmaları olabilir mi? Çocuğa göz kulak olmak, güvenliğini sağlamak tamamen ebeveynlerin üzerindedir ve bu yadsınamayacak kadar ağır bir yüktür. Apartman hayatının getirdiği yalnızlık ve tabi ki çalışma şartları anne-babaları tek başlarına bırakmakta. En basitinden çocuğunuzu köşedeki bakkala gönderecek olsanız kafanızdan bir sürü kötü düşünce geçiyor. Ve eğer biraz cesaretli iseniz gönderiyorsunuz veya başına bir şey gelir endişesi ile vazgeçiyorsunuz. Çünkü çocuğunuz bakkala gidene kadar ona göz kulak olacak bir Ayşe Teyzeniz, Hasan Amcanız yok. Aslında birçoğumuz dünyayı kendi çocukluğumuzdaki kadar temiz, iyi kalpli insanların yaşadığı yer olarak görmüyoruz. Hep kötü olaylar duyuyoruz ve ya benim çocuğumun da başında gelirse diye endişe içerisinde kıvranıyoruz. Aslında bu endişeler mi bizleri çocuklarımıza karşı daha baskıcı ve daha katı bir tutum içerisinde davranmaya itiyor? Artık, biraz kendimizi sorgulama vakti…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31