Hiçbir masraftan kaçınmadan Eroğlu’nu eşi ile birlikte  ta New-York şehrine gönderdi fakir KKTC ki çözüm yapıp gelsin…
Ben de bu haberi görünce oturup çözüm denince aklımıza neler gelir onu düşündüm.
Öyle ya 50 yılı geçti ki çözümle yatar çözüme kalkarız.
Bir zamanlar öldürülme, öldürme vardı memlekette…
Korkardık.
Aşağılanma, itilme,  kakılma vardı, tırsardık…
O zamanlar çözüm denilince daha insanca bir yaşamı hayal edilirdi.
Çoğunlukta olup hükümeti ele geçiren Kıbrıslırumların idareye bizleri de hakkımız olan yere koymasını beklerdik.
Cumhurbaşkanı muavininin ille de veto hakkı olan Kıbrıslıtürklerden seçilmesini arzulardık.
Köylümüzün ürününü istediği tüccara satabilmesini,
Tüccarımızın tüm Kıbrıslılarla eşit haklarda ticaret yapmasını…
Ve daha bir sürü elimizden alınan haklarımızın geri verilmesini isterdik.
Daha sonra çözüm denince başka şeyler hayal etmeye başlamıştık…
Mesela kanton bölgeler meselesi atıldı ortaya…
Kıbrıslıtürklerin yoğun yaşayacakları bazı bölgelerin Kıbrıs Cumhuriyeti bünyesinde yaşama geçirilmesini…
İçişlerimizde yani mahalli idarelerimizde, belediyelerimizde, kendi yönetimimizi kurmayı…
En azından bir limanımızın olmasını…
Derken 1974 savaşı ve ortalığın toz dumana dönüşmesi sonrasında…
Evimizden köyümüzden ve de şehrimizden kopartılmamız ile beklentiler de haliyle değişmeye başladı…
1974 sonrasının bile  dönemleri var…
Mesela ilk zamanlarında ki henüz biz kuzeye Kıbrıslırumlar güneye kaçmamıştık…
Türkiye’nin, 1974 sürecine kadar bozulan anayasal düzeni halledip can güvenliğimizin daha sağlam temellere oturtması ve daha sonra çekip gitmesin isterdik…
Sonraki dönemde( yerlerimizden edildikten sonra)  taşındığımız yeni yerlerde herkesin eskisi gibi birer işi ve malının olmasını, dünya ile barışık bir toplum olarak yine Kıbrıs Cumhuriyet’i ile birlikte daha barışık yaşamamızı…
Ve 1983 döneminden sonra ki dönemde…
O güne kadar düşüncelerimizde hiç yer almayan KKTC ilan edilmişti o dönem…
Ve darmaduman olmuş bu dönemde beklentilerimizin içinden çıkılamayacak boyutlara ulaştığında…
İçimize bizden fazla nüfus taşındığında…
Neyimiz var neyimiz yoksa TC sermayesine peşkeş çekildiğinde…
Ve en önemlisi bir zamanlar irade irade diye ölüp öldürülürken iradenin Kıbıslırumlardan alınıp tamamıyla TC’ye verilmesi…
Tüm bunlar hem Kıbrıslıtürklerin huylarını, hem de beklentilerini değiştirdi..
 Eroğlu’nu eşi ile bizim için çözüm yapsın diye New-York şehrine gönderirken oturup bunları düşündüm…
Bugün…
Yani elçi diye “Süper Vali yetkileri ile donatılmış “Halil İbrahim Akça’nın ettiği sözleri okuyunca…
Bir daha düşündüm…
Biz ne istiyorduk…
Şimdi ne alabiliyoruz…
Kaybedilmiş eşeğine kavuşan saf köylü gibi bile olamadık…
Çünkü kaybettiklerimizi bir daha bulmayalım diye kırıp döktüler.
 

Günün Karikatürü:

1.20120127153758.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31