“Kıbrıs’ta çözüm engellenemez” dedik.

Yıllarca sokakları aşındırdık.

Toplantılar düzenledik.

Seminerlere katıldık.

Tek isteğimiz buydu...

Çözüm.

Çözüm denince aklıma ne geliyor, ne gelmeli diye düşündüm.

Ama bunu yıllar sonra yaptım.

Körü körüneydi o sloganlar.

Bilen de söyledi, bilmeyen de.

Sibel Siber, “Çözümü liderler, barışı halklar yapar“ dediyse doğrudur.

Çözüm nedir diye o da düşünmüştür muhakkak.

Bir söz var “Hiçbir şey artık eskisi gibi olamaz” diye.

Ok yaydan fırladı mı geriye dönüşü mümkün değil.

Hele saplanırsa...

1974 sıcak Temmuz öncesinde olaylara gebeydik.

Farkında değildik bunun.

Herkes işindeydi.

Herkesin yapacakları vardı.

Sıradandı her şey.

Abilerimiz, babalarımız yine nöbetlerdeydiler.

Memurlar ise işlerinde.

Sıradan günlerdi yaşadıklarımız, oysa neler olacaktı...

Neler patlak verecekti az sonra...

Derken Kıbrıs, 20 Temmuz günü birden patladı.

Ne oldu, ne oluyor demeden Mutallo dışındaki Kıbrıslırumların kabusu başladı.

Biz ise kapalı bölgemizdeydik.

Zaten kapalıydık.

O saatten sonra ne olacağını bilemiyorduk.

Sessizce beklemeye başlamıştık.

İlk o gün duymuştum o sözü.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Cengiz Topel Sinemasının önündeydik.

Arkadaşlarla olayları konuşuyorduk.

Birisi söylemişti o sözü.

Neydi eskisi gibi olmayacak olan?

Kıbrıslırumlar sıkıntıdaydılar.

Yunanistan’a bağlanmak istemeyenlerin mücadelesi başlamıştı.

Ya Makarios darbeyi püskürtüp darbecileri yargılayacaktı, ya darbeciler Makarios’u adadan 

uzaklaştırıp, kalan yurtseverleri kılıçtan geçireceklerdi.

Biz bulunduğumuz yerden bir şeylerin değişeceğini anlamıştık...

Ama nereye kadardı bu değişim...

Derken silahların patladığı gün birkaç Kıbrıslırum silahları ile Türk bölgense geçtiler.

“Yardım edin,” dediler.

Silahlarını aldılar, gönderdiler...

Sıranın bize de geleceği malumdu.

Kim Yunanistan’a bağlanmaya karşı çıkarsa, karşı olacaktı ve belki de bugün Irak’ta yaşananların daha 

beteri o günlerde olacaktı.

IŞİD...

Bugünlerde dönüp dolaşıp o günleri yaşıyorsam bu terör örgütünden kaynaklanıyor.

Canım sıkılıyor.

Türkmenlerin sözcüsü bağlanmıştı televizyona...

“Türkiye’den istemiyorum, ondan umudu kestim, dünya bize yardıma gelmeli, yoksa hepimizi 

katledecekler” diyordu

Kanım dondu onu duyunca.

O günlerdeki çaresizliğimizi gördüm...

O günlerde sloganlarımız farklıydı, bölünmeden sonra farklı...

Bugünlerde “Kıbrıs’ta çözüm engellenemez” diyoruz.

Sibel Siber de “Çözümü liderler, barışı halklar yapar” ...

Her iki cümlede de geçen “çözüm” ne olabilir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31