Dünya Barış Gününde Güney’in nasıl mesajlar verdiklerini öğrenemedik. Sadece son zamanlarda sola dönüp tos atan, sağa dönüp meydan okuyan Rum liderliğinin Dışişleri Bakanı Markulli’nin dediklerini işittik.

İşittiğimiz de yeni keşfetmiş gibi Kuzey’in ilerici Türkler’i ile daha sıkı fıkı olunması gerektiği ile Rum Yönetimi olarak bu kesime sahip çıkılmasıydı.

Tam bu sırada Hristofyas yönetimi Güney’de yaşayan bir Türk’ü Brüksel’e memur olarak atayınca, “işsizlik aldı başını giderken, nasıl olur da bir Türk’ü istihdam edersiniz” diyerek isyanı oynayan Rum halkı patlayınca, nasıl Barıştan yana olduklarını bir daha anladık!

Tabi ki kabul ediyoruz: Bu adada “barış” ve buna bağlı olarak “çözüm” olacaksa bunu Türk Rum fanatikleri değil, elbette ki “barışa” inanan kesimler yapacaktır…

Nitekim Barış Günü dolayısıyle Markulli’nin ifadesiyle Türk tarafının “ilerici güçleri” yaptıkları açıklamalarda bakın nasıl mesajlar verdilerdi. (Yenidüzen’den aktarıyoruz.)

TDP: Samimiyetle Barış istemeliyiz…

CTP: Önce yeni bir görüşmeci. Kuzey ve Güney’de barışçı eğitim müfredatı.

KTÖS: Maraş açılmalı. Sınır kapıları kontrolleri kalkmalı…

DEV-İŞ: Çözüm iradesi sokağa dökülmeli, iki toplumlu etkinlikler daha çok yoğunlaştırılmalı…

N.KIZILYÜREK: Toplumlar birbirlerinden özür dilemeli, iki toplumun kurbanları anısına bir ortak anıt dikilmeli.

KTAMS: İstikrarlı ve tutarlı siyaset izlenmeli…

TEMENNİLER GÜZEL DE: Elbette ki “barış” adına her temenni bir iyi niyetten kaynaklanır. Yanlış oluşu ile doğruluğu sonra tartışılır. Biz de öyle yapıyoruz. Ve diyoruz ki bu Rum delidir! Çünkü otuz sekiz yıldır bu adada kimselerin burnunun bile kanamadığı gerçeklerde Türk hâlâ “barışı” arıyor. “Nasıl barış” diyerek sorarken hatta “Rum’dan özür dilemeliyiz” önerisinde bulunup Rum halkı karşısında suçluymuş gibi kendini töhmet altına sokuyor! Pekala Kuzey’de böyle bir komşusu olduğu için kendini dünyanın en talihli halkı olarak kabul etmesi gereken Rum ne yapıyor?

Bizim “ilerici kesimlerin” kulağı çınlasın, Türk halkına kurucu devlet hakkı verecek diye Annan planını bile reddediyor! .

Mesela daha dün Başkanlığa aday Anastasiadis seçilmesi halinde Türklere haksızlık olarak gördüğü “doğrudan ticareti” başlatacağını söylediği için neredeyse aforoz edilme muamelesi görüyor!

KALDI Kİ: Adadaki asıl olay artık “barışı” tesis etmekten çok, “çözümü” sağlamaktır.

Kalıcı barış ise bu çözümün üzerine inşa edilmelidir. Çünkü olası çözüm her iki halkın da barış içinde yaşamasından başka şanslarının olmadığına, bundan kaçınamayacaklarına konacak son nokta olacaktır.

Nasıl ki 1974 Barış Harekâtı bu adada akan kanları durdurup iki halka iki ayrı devlet bahşederek barışçı ortamları çakmışsa, şimdi de gerçekleşmeyen siyasi çözümsüzlüğü çözüm haline getirip “barışçı çözümü” tesis etmenin zamanıdır… Rum liderliği bunu anladığı gün, Kızılyürek’in “ortak barış anıtı” hay hayda dikilir… ***** NEDİR BU EK SINAV OLAYI

Öğrenci velilerine yaranmak mı yoksa işgüzarlık mı? İyisi mi oturun ve karar verin: “Artık Üniversiteye kadar hiçbir öğrenci öğrenim gördüğü sürece sınıfta kalmayacaktır!”

Bu “sınav tüzüğünün” de nihayet canına okudular. “Sınıfta bırakılması” gereken öğrencilere “ek sınav hakkı” uydurarak bir üst sınıfa geçmesine olanak tanıdılar. Ki çoğu itseniz de geçemez, kaktırsanız da!

Amaç ille de her öğrencinin liseyi bitirene kadar sınıfta kalmadan mezun olması ise çıkarın yasayı olsun bitsin!

FAKAT UNUTMAYIN. Bu sınıfını geçmemesi gereken zayıflıktaki öğrenci” mezun oldukta devletin kurumlarında yahut özel sektörde görev alabilecektir. Hatta üniversiteye bile gidecektir ki zaten oralardan mezun olmak da çalışmayı gerektirmiyor! Ve sonra ne olacaktır? Bu mezun olmuş gençler ya memleketin bürokrasisinde görev alacaktır yahut özel sektörde lise mezunu oluşuna uygun statüde kabul görecektir!

Dobra dobra yazalım mı? Buna ne derler bilir misiniz? Diplomalı cahiller ordusu!

Ki bu memleket eğer batmışsa biraz da bu nedenden dolayı batmıştır! İş bilmez, donanımsız gençleri mezun edip edip devlet dairelerine yığmışlardır ki “oralarda işlerin nasıl yürüdüğü ortadadır zaten!”

ÖTE YANDAN: Biliyor musunuz? Memlekette ne tarımla uğraşacak insan kaldı ne hayvancı! Köyler boşaldı ki gençleri yok! Tarlalar bomboş, ekeni yok! Harubunu zeytinini toplayanı yok!

Gençler göç ediyorlarmış: Çünkü onları topraktan kopartıp “okullu” yaptık. Polis, öğretmen, memur olabilenlerin dışında kalan binlerce lise ve üniversitelerden mezun gençler baba mirası topraklarına sahip çıkacaklarına yıllar yıllardır işsiz güçsüz etrafta dolanıp durmakta, otuz yaşını aşmışlıkları ile bile ana baba parası harçlıkları ile zaman öldürmektedirler…

Kıbrıs Türk gençliğini eğitim öğrenimle geliştirip meslek dallarına yöneltecek sistemleri arayıp uygulamak yerine; şimdi de ek sınavlarla harcıyoruz o gençleri!

Ne diyelim. Bu gençlere bakarak “işte geleceğin Kıbrıs Türk halkı!” Sizi Allah da affetmeyecektir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31