Türkiye’nin AB Bakanı Egemen Bağış, son zamanlarda Rumları fena kızdırıyor...
   Neden mi?..
   Damarlarına basıyor da ondan...
   Halbuki; Bağış’ın özellikle Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki açıklamaları gerçekleri yansıtıyor...
   Bağış; Kıbrıslı Rumlara 2004 yılındaki referandumu anımsatarak “Eğer Annan Planı’nı kabul etseydiniz Türk askeri adada kalmazdı... Ayrıca bugünkü ekonomik sıkıntıları yaşamazdınız” dedi...
   Yalan mı?..
   Kıbrıs sorunu çözülmüş olsaydı, sadece Maraş’ın açılmasıyla bu ülke turizmde patlama yaşardı...
   Her iki toplum da ekonomik açıdan güçlenirdi...
   İşsiz insan kalmazdı...
   Mülkler iki misli değer kazanırdı...
   Ne var ki; faşizm buna izin vermedi...
   Özellikle kilisenin yaydığı korkular nedeniyle Kıbrıslı Rumlar tarihi bir fırsatı yok etti...
   Hristofyas, Cumhurbaşkanlığı’na seçilen ilk komünist liderdi...
   Ve öncelikli hedefi Kıbrıs sorununu çözmekti...
   Bunu başaramadı...
   Kıbrıslı Türklerle (birkaç kişi dışında) iletişim kuramadı...
   Çözüm konusunda insiyatif almadı...
   Ve beş yıllık süre içinde çözümü gerçekleştirme imkanı bulamadı...
   Hristofyas, gelecek ay içinde bu görevi büyük bir olasılıkla, ana muhalefetteki DİSİ lideri Nikos Anastasiadis’e devredecek...
   DİSİ, EOKA kökenlilerin etkili olduğu bir partidir...
   Buna karşın, 2004 yılında Annan Planı’na “evet” demişti...
   Anastasiadis; Kıbrıslı Türklerle eşit paylaşıma karşı çıkan DİKO ve EDEK partilerinin desteğini alarak, hatta onlarla bir protokol imzalayarak yola çıktı...
   Protokolün içeriğinde ‘federal çözüm’ bulunmuyor...
   Buna karşın, seçim sonrasında protokolü çiğneyerek, iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü destekleme olasılığı vardır...
   Özellikle garantiler konusundaki isteklerini Türk tarafına kabul ettirirse, o zaman koalisyon ortaklarına kafa tutabileceği söyleniyor...
   Rumların önümüzdeki aylarda nasıl bir siyaset izleyeceğini hep birlikte göreceğiz...
   Mart ayından itibaren Kıbrıs sorununda yeni girişimlerin başlatılacağı kesindir...
   Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, yeni hazırlıklarını tamamlamış ve garantör ülkelere de sunmuş durumdadır...
   Rum basınında yer alan, bugüne kadar yalanlanmamış haberlere göre; ikinci bir referandum için taraflara verilecek süre sadece 18 aydır...
   Bu süre zarfında uzlaşı sağlanırsa, Kıbrıs sorunu yarım asırlık uğraşlardan sonra Birleşmiş Milletler’in gündeminden çıkmış olacak...
   Uzlaşı sağlanamazsa, o zaman kalıcı bölünmüşlük söz konusudur...
   AB’ye üye olmuş bir ülkenin bölünmüşlüğünü kimse istemez...
   Daha doğrusu kabul edemez...
   Çünkü; AB’nin temel ilkelerinden biri bütünleşmedir...
   Ve AB’nin Kıbrıs’la ilgili politikası bütünleşmeye yöneliktir...
   Kıbrıslı Türkler olarak, bu gerçekleri bilmek ve kendimizi olası bir çözüme karşı hazırlamak durumundayız...
   Yaşanmakta olan kısır çekişmeleri bir kenara bırakıp, iç sorunlarımızı süratle çözmeli, diğer tüm AB ülkelerinde geçerli kuralları Kuzey Kıbrıs’ta da uygulamalıyız...
   Trafikten, çevre konusuna kadar yapılacak çok iş vardır...
   Mevcut hükümet, kendi iç barışını sağlayamaz ve kısa sürede reform niteliğinde adımlar atamazsa, o zaman tek seçenek erken seçimdir...
   Seçim Yasası’nı değiştirerek, süratle erken seçime gitmek ve iş bitirici bir kabine ile olası bir çözüme hazırlanmalıyız...
   Güneydeki ekonomik kriz de gözümüzü açmak ve iyi hazırlık yapmak için büyük bir fırsattır...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31