Tabi ki kırk yılı aşkın süre geçip de hâlâ bir siyasi çözüme ulaşamama kadersizliğini yaşamak zorunda kalırken,  elbette ki  bu  çözümsüzlüğü kendi bünyemizde çözüm haline getirecektik.

Söylediğimiz aynen buydu.  Ancak iyicene kısaltıp ve sloganlaştırarak  “çözümsüzlük çözümdür”  dedikti…

Fakat çok uzun yıllar  “muhalefet”  yapmayı katakulli haline getirenler,  “sanki tüm çözüme gidecek kapılar kasten  kapatılmış  gibi propaganda yapmaya başladılardı! Fakat değil mi şeytan ayrıntıda gizlidir.  Mal bulmuş mağribi gibi   kendi propagandalarının peşinde koşarlarken bir gün  karşılarına çözümsüzlüğün çözüm olmayacağı ispatında  alternatiflerin  alâsı olan Annan  planı da  çıktıydı,  son dönemlerdeki  Gambari süreci de.

Her ikisi de  “çözüme” ulaşmak için fırsattı çünkü her ikisini de  BM’ler ile AB ve ABD destekliyorlardı.

ŞİMDİ SORALIM.  Herkeslerin mutabakata vardığınca Rum’dan yana bu çözüm planları Türk liderliğinin tutumundan dolayı mı başarısızlıkla sonuçlandı?  Ki Sn.  Talat bile dayanamadığı yerde  “çözümsüzlüğün sorumlusu Hrisotafyas’tır”  deyip  Rum tarafını işaretlemişti…

“O halde önce kendi kendimizi haksızca suçlamaktan vaz geçelim”  diyeceğim ama   Kurucu Devletin Cumhurbaşkanı rahmetlik Denktaş’a muhalefet yapmak için muhalefet yapanların malzemesi haline getirilmiş  “çözümsüzlük,”   bu çevreler tarafından Rum liderliğinin haklılığını ispat yollarında tepe tepe kullanılmıştı!    

Biz kalkıp da  “ulusal davalarda böyle bir muhalefet olmaz”  dedik mi de  artık çok aşikâr hale gelmişliğiyle AB’nin Avrolarıyla beslenen  “avrocular”   tepki koydulardı çünkü taşladığımız   “parasal çıkarları”  olmaktaydı! 

SADEDE GELELİM.  Bu ülkede Hz.  Muhammet ile Hz.  İsa’yı müzakereci olarak bir masaya oturtup hadi sorunu çözün deseniz yine çözemezler  çünkü bu Rum kafasına meram anlatmak mümkün değildir!  Dolayısıyle artık kabul edeceksiniz:

“Çözümsüzlük çözümdür!”  Zaten şu kadar yıldır KKTC’de  hiçbir devrede yeşertilememiş çözüm umutlarına karşın çözümsüzlük içinde var olmaya çalışıyoruz.  Ve doğrusu yöntemle şekli beğenmemiş olsak da iyi mesafe kat ediyoruz.       Bundan sonra yapılacak olan   “Devlet”  gibi hareket etmektir.  Bunun için de Kuzey’i Rum’a pazarlamadan çalışacak  “yönetici kadrolarına”  ihtiyaç vardır…

Diyelim ve hatırlatalım.  Seçim sistemi değiştirilir,  memleketi değiştirirken yüceltecek dirayetli milletvekilleri seçilir ve güçlü hükümetler güçlü devlet oluşturarak  Kıbrıs Türk halkını Kuzey coğrafyası ile birlikte geleceklere taşır…  Başka çaremiz yoktur!  Ha görüşmeler mi?  BM’lerin hatırına, koptuğu yerden devamında hiç mahzur yoktur!

****

PÜR’İ MELÂLİNİ SÖYLEYEN HÜKÜMET

Haftalardır Lefkoşa Belediyesi ile Bulutoğluları krizini izliyoruz.  Belediye’nin neden battığının hikâyelerini okuyoruz.  Grevlerin inadına tanık oluyoruz.  “Ya Bulutoğluları gider ya gider”  amacıyla Lefkoşa’yı leş gibi kokan bir kent haline getiren  toplanmamış çöplerin fotoğraflarını seyrediyoruz…

Ve çaresizliğe düşmüş bir Hükümet’in nasıl kendi payitahtında bile işlevsiz kalacağının ibretini yaşıyoruz.  Eli kolu bağlı,  kendi partilisi Belediye’nin sorunları karşısında ancak bu kadar olumsuzluk sergileyebileceğine tanık oluyoruz.

****

3.ÜLKE İNSANLARININ MAĞDURİYETLERİ  Kaç yıldır sorun gündemden düşmüyor.  Ülkemizden ev alan üçüncü ülke insanları tapularını alma aşamasına geldiklerinde  bir bakarlar ki evlerin arsaları şu yahut bu banka üzerine ipotekli!  Haciz yiyecek durumlarla karşılaşıyor yahut açıktan para bastırmaları gerekiyor…

Sorun internete düşüyor.   “Kuzey’den sakın ev satın almayın dolandırılırsınız”  propagandaları bugüne kadar KKTC’yi bilmeyenlere   işte bu rezalet olaylarla   tanıtılıyor!  Utanç büyük oluyor!

Fakat hayret!  Hükümetler ilk defa olayı  “hukuğa”  havale ediyor! Çözümü mahkemelere avukatlara bırakıyor seyirci kalıyor! Vakti zmanında  Rahmetlik Denktaş bile dayanamıyor müdahale ediyor ama başarılı olamıyor!  Kimileri ise  KKTC yönetimine güvenip ev satın alan bu yabacılara  “eşekliklerine doymasınlar”  diyerek  “gözlerini açmaları” tavsiyelerinde  bulunuyor!

Kısaca  Hükümet  sorunu çözebilme erkine sahip olduğu halde parmağını bile oynatmıyor,  bu mağdur insanları çaresizliklerine hapsediyor!  

SORALIM:  Turizmi EKONOMİNİN lokomotifi yapmaya çalıştığımız böylesi dönemlerde aramızda ikamet eden 3.  ülke insanlarına reva görülen bu haksızlık ve internete düşmüş rezaleti çok mu yararlı olmaktadır?  İmajımızı dünyaya böyle mi yansıtacağız? 

****

SORUN ÇÖZME  DEĞİL,  ÖRTME

Adının önüne   “yüce”  konulan ve öyle olması gerekirken  milletvekillerinin uyuz eşeklerle geldiği   “Meclisimiz”  2009’dan 2012’inin şu dönemlerine kadar 14  Araştırma Komitesi oluşturmuş ama bundan sadece bir tanesi sonuçlanmış. 

Haberi gazetelerin manşetlerinde dalgalanıyor!  Kimileri sonuçsuz kalmış,   kimileri de iptal edilip  reddedilmiş.  Bu 14 Araştırma önergelerine bakıyoruz, hepsi de toplumda fırtınalar yaratmış.  Bazı olaylar için grevler eylemler olmuş!   Fakat o da ne?  Hükümet için hiç birisinin  tırnak kadar araştırılıp tartışmaya açılıp sonucu neyse muamelesini öylece görmesinin önemi yok…  Yani sorunlar bizzat Hükümet tarafından ört bas edilmiş hepsi de sonuçsuz kalıvermiş!  Ve Hükümet bu yönleri ile sürekli sınıfta kalan başarısız bir öğrenci oluştan hiç kurtulamamış!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31