Dün, Acapulco’da,  ana muhalefetteki CTP’nin önemli bir toplantısı vardı! Parti, iktidarda olsun olmasın yönetimde bulunmuş bütün üyelerini, Çatalköy’de toplayıp, yeni politikalarını tartıştı! Süreç sona ermiş değil! 

Oluşturulan komitelerin önerileri, PM’de ve örgütlerde tartışıldıktan sonra söz konusu komitelere geri gelecek ve yeni program, son şeklini alacak!

Kaç gündür, “muradım CTP yönetimi değil” dememin nedeni, bu toplantıydı…

Dün memlekette yer alan bir diğer politik gelişme de DP Kurultayı’nda, Serdar Denktaş’ın yeniden genel başkanlığa seçilmesidir. Son genel seçimde, miting bile yapmadan Serdar’ın %13 dolayında oy topladığını hesaba katarsak, bu da yabana atılacak, dikkate alınmayacak bir gelişme değil!

Kıbrıs’ın kuzeyinde, hükümet olmak kolay iş değildir! Bırakın kendimizin durduğumuz yerde sebep olduğumuz ekonomik yalıtılmışlığımız ve politik dışlanmamızı, asıl mesele burada üretilen değerlerin, cari giderleri bile karşılamaktan uzak olmasıdır. 

Pek konuşulmuyor ama KKTC hükümetinin günlük geliri, 5 milyar TL dolayındadır… Şubat ayı kısa olduğundan, Aralık’ta ise yıl sonu ödemelerinin kapatılması gerektiğinden dolayı, hükümetler sıkıntıya düşer! Çünkü 150 milyon TL dolayındaki maaş ödemelerine, Şubat ayı kısa gelir! 

450 milyonluk Aralık ödemeleri ise o ayın geliri ile karşılanamaz! Önceki aylardan arttırıp, Aralık’a kaydırma ise mümkün değildir! Çünkü zaten gelir, cari gideri ancak karşılamaktadır.

Bu durumun sebebini tartışmak, mümkündür… Zaten yıllarca da tartıştık! Ama durum da budur…

Bırakın bizi, tanınmış devletlerin bile ekonomik kaynak sıkıntısına düştükleri, bir vakıadır. Ancak dışarıdan kredi aradığınız zaman, krediyi verecek olanlar, bunun geri döneceğini denetlemek isterler. 

O bakımdan, cari gidere harcanacak bir krediyi, kimse bulamaz… Alt yapı yatırımlarına, yani üretimi arttırmaya yönelik kredi isterseniz, daha kolay bulursunuz! 

Abdülmecit’in yaptığı gibi dışarıdan borç alıp, saray yaptırırsanız, sonunda Duyûn-u Umumiye gibi bir kuruluş gelir, vergi gelirlerinize el koyar! Değil KKTC, Osmanlı İmparatorluğu bile olsanız, paranın ne bayrağı ne de imanı vardır… Ümüğünüze çöker…

Burada önce yapmamız gereken, “denk bütçe”den vazgeçtim, daha ona varana kadar, belli bir yol yürümemiz gerekiyor; cari giderleri yerel kaynaklardan karşılamanın, yolunu bulmaktır!

“ Üç gün evvel hükümetteydiniz, neden yapmadınız?” sorusunu, anlayışla karşılarım!

Dün bir arkadaşa da dediğim gibi %50 destekle gelsek, yapardık… %40 destek, yetmedi… Kimseye de yetmez… Şimdiki hükümet de yapamıyor… Bu gibi acı reçeteler, ciddi dönüşümler, büyük kamuoyu desteği ile yapılabilir! 

Çoğu zaman da kamuoyu dibe vurmayı bekler! Çıkmamış candan ümit kesilmez varsayımı ile, istediğiniz kadar “böyle giderse batacağız” deyin, son ana kadar “benim işim de olsun”, “ben mi batıracam” deyip, direnir!

Son yılın başında, Şubat maaşları nasıl ödenecek sorusu Bakanlar Kurulu’nun karnına ağrılar saplarken, %24 zam isteyen sendikalarımızı, unutmayalım… Alışkanlıklar, kolay aşılmıyor…     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31