Dün gerçekleştirilen 2 önemli basın toplantısı vardı. Bunlardan biri DP-UG başkanı Serdar Denktaş'ınkiydi. Seçim öncesi taahhüt ettiği istifayı yetkili kurullarının da desteği ile uygulamayacağını açıkladı.

Anladık! Sorumuz yok!

***
Seçimi atlattık!

Atlattık atlatmasına da bir takım kamu yönetimi sorunlarımızı anlatabilecek miyiz sorusu takılıyor aklımıza ister istemez!

İktidar değişecek, hükümet farklılaşacak. CTP'nin iktidardaki ortaklığı, hatta büyük ortak oluşu, yürütmeyi halka yaklaştıracak diye beklemekteyiz. Ne de olsa, seçim öncesi propaganda sürecinde taahhüt edilenler kamu yönetiminde ve devlet yönetimindeki dönüşüm, adalet ve şeffaflaşmaya vurgu yapmaktaydı.

İşte!

Diğer basın toplantısı da CTP-BG'ninkiydi. Başkan'nın söylemleri bu sorumluluğu taşıyor gibiydi. 

Lakin, son zamanlardaki yurttaş tecrübelerimiz, sözlerden ziyade icraata bakmayı öğretti bizlere. Bu nedenle ister istemez biraz şüpheci, biraz da takipçi olma sorumluluğunu elimize alıyoruz sanırım. Bu anlamda basın toplantısındaki ifadelerinden çıkardıklarımızın doğru olup olmadığını Başkan Yorgancıoğlu'na sorarak netleştirmek istedik.

Bu sorular önerilen ve doğru kabul edilen açık uçlu gazeteci soruları olmayacak. Tam tersine tek kelimelik yanıtlarla da karşılık bulabilecek sorular olacak. “Evet” ya da “Hayır” bizler için yeterli olacak!

Sorular sonucunda verilecek yanıtların tümü "Evet" ise kendisine 100 tam puan vermeyi şimdiden taahhüt ediyoruz. "Fakat"lar, "ama"lar, "lakin"ler arttıkça da, puanı azar azar ,kalem kalem düşüreceğimizi şimdiden söylüyoruz!

***
Demokrasi, demokratik bir sistemin kurgulanması ve devamlılığı, toplumun katman katman en iç kesimlerine kadar ulaşabilecek düşüncelerin üretilmesi ve paylaşılması görevini üstlenir. Üstlendiği görev doğrultusunda, ortaklaşa üretilmiş mesaj ve imajlar  aracılığı ile ortak bir mesajın oluşturulmasına da katkı sağlar.

Böyle "mesajlı-imajlı" cümlelerle süslü lafalar etmeye çok da gerek yoktur aslına bakarsanız.  Yurttaşların yönetsel karar alma süreçlerine eşit bir biçimde, yaşa, cinsiyete, etnik kökene, dine ve hiç bir farklılık ya da çeşitliliğe dayalı  ayrımcılık olmaksızın katılabilmesinin temel yolu şeffaflık, adalet ve bütünlük esasları ile yakından alakalıdır. Nitekim halkın haklı katılımcılık arayışına ulaşabilmek amacı ile dünyada gerçekleştirilmekte olan alternatif çalışmaların halen sürmekte olduğunu da söylemeye gerek yoktur.
(1)Bütün bu çalışmaların bilinci içerisinde, halka daha katılımcı bir anlayışı kazandırmak ve bunun devamlılığını sağlamak amacı ile çalışmalar yapacak mısınız Sayın Başkan? 
(2)Koalisyon ortağınız her kim olursa olsun, geçtiğimiz dönemde kamu görevlisinden ev kadınına, iş insanından politikacıya, dininden cinsiyetine kadar uygulanan ayrımcı anlayışın ülkeden defedilmesi için çalışmalar yapılmasına ikna edebilecek misiniz?

***
Son yıllarda, özellikle neoliberal politikaların da etkisi ile kamuda yaşanmakta olan, gözlemlenebilen ve hissedilebilen yapısal değişiklikler mevcuttur. Bu değişiklikler kamu sektörünün alanını küçültmeye de hizmet etmektedir. Özelleştirmelerin buna bağlı bir eğilim olduğu açıktır. Mevcut eğilim, kamu sektörünün alanının daraltılmasına ve kamu sektörünün "halka hizmet için devlet" anlayışının yerini özel sektörün işletmecilik anlayışına yöneltmesine sebep olmaktadır. Zaman zaman liberalizmin vaat ettiği özgürlüklere imkan sağlasa ve yurttaşlar tarafından olumlu tepkiler alsa da, işletmecilik anlayışı ile yönetilen bir devlet sektörünün, uzun vadede yurttaşı dışlamaya müsait bir yapıya bürünebileceği de dikkatlerden kaçmamalıdır.

Genelde, verimliliğin artırılması, bürokrasinin azaltılması, verimsiz ve hantal kamu kurumlarının daha işlevsel olması sebebi ile bu girişimlerin gerçekleştirildiği anlatılmaktadır. Bunlar, kamu personel sisteminin değiştirilmesi gibi liberal argümanlarla desteklenirken; diğer taraftan, kurgulanmakta olan yapının devletin etkinliğini azaltan, sermayenin, devlet yönetiminde baskın bir güç olarak konumlanmasına neden olan bir pozisyonu yaratmaktadır. Bu risk Kıbrıs’ın kuzeyini tehdit eder hale gelmiştir.

Ne yazık ki tüm olan bitenler, kamu yararı kavramının içini boşaltırken, işlerin daha da kötüye gitmesine sebep olmuş, kamu kurumlarına ve kamu görevlilerine olan saygının azalmasına sebep olmuştur. Bununla birlikte kamu görevlilerinin işlerine olan saygısında da gözle görülür bir azalmanın ortaya çıkması riskini de yaratmıştır. Şöyle ki, halkın tümünü ilgilendiren kamu politikaları ile ilgili halka yeterli bilgi verilmemesi, verilecek hizmetin içeriğinden çok şekline ilişkin bilgilerin kamuoyuna yansıtılması, kamu sektöründeki halka hizmet anlayışının hayalete dönüşmesine daha çok neden olmuş, halkın kamudan neyi bekleyeceğinden çok nasıl bekleyeceğini tartışmasına sebep olmuştur.

Takdir edersiniz ki içeriğin değil de şeklin tartışılması, halkın asıl dikkat ermesi gereken hak ve menfaatlerinden uzaklaşarak, farklı beklentilere ihtiyaç duyduğu hissine ulaşmasına neden olmuştur. Bu da yeniden liberalizmin bir etkisi olarak, bireyselleşme ve sosyal farkındalıkların giderek azalmasına neden olurken, iç barışa ters etki yaratacak esintileri toplumun zararı yönünde ilerletmiştir. 

Yaratılan ortam, politik yaşamın hayatımızdaki önemini düşünmek, tartışmak ve öneriler geliştirmek yerine, yani katılım yerine, bireysel çıkarları cazipleştiren, birlik ve bütünlüğe de zarar veren bir anlayışı beraberinde getirmiştir. Bu durum halkın, menfaatleri ve hakları, adalet arayışı ve devletten beklentileri noktasındaki duruşunu etkisiz hale getirdiğinden, zaman içinde siyaset kurumuna olan güvensizliğin bir yansıması olarak da kendini göstermeye başlamıştır.

(3)Sayın Başkan, kamu yönetimini halk yararına işlevselleştirecek misiniz?

(4)Kamunun “sermaye görüntüsünü” azaltmak için çalışmalar yapacak mısınız?
(5)Kamu yönetiminde halkla ilişkiler çalışmalarınızı reklam boyutundan biraz daha halkın katılımcı anlayışını yeniden kazanabilmesi için çalıştırabilecek misiniz?
(6)Bütün bunları koalisyon ortağınıza/ortaklarınıza da kabul ettirebilecek misiniz?
(7)Hükümetinizde çoğulcu ve müzakereci katılımın oluşması için gereken yasal ve yürütsel değişiklikleri hayata geçirecek misiniz?

(8)UBP iktidarında hiç yaşama geçirilememiş ve hatta geriletilmiş olan sivil toplum dahil, halkı temsil eden kurum ve kuruluşları da kapsayacak kamusal tartışma deneyimlerine açık olacak mısınız?
(9)Bu yönetsel karar anlayışının merkezî yönetim düzeyine taşınması ve tüm kamusal sorunları kapsayacak şekilde düzenlenmesi için gerekli hassasiyeti ve cesareti(!) içinizde hissediyor musunuz?

(10)Toplumdaki zayıf/güçsüz kesimlerin haklarının korunmasını ve temsil edilmesini sağlayacak mısınız?

(11)Halkın yönetimin kararlarını etkilemesine imkan sağlayarak demokrasiye katkıda bulunmasak mısınız?

Bunların pek çoğu seçim programınızda vardır!

(12)Sadık kalacak mısınız?

Not: Soruları okumuş olduğunuzdan dolayı puanlamanıza +10 ile başlıyoruz! 
Buyurun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31