Cumhurbaşkanlığı seçimleri şimdiden şekillenmeye başladı.

Sanki dersiniz, 2012 ve 2013'e damgasını vuran UBP kurultay çatışmaları, bunların gölgesinde geçen 28 Temmuz erken genel seçimleri ve sonuçları 2015’in ön çalışması...

Bu çerçevede şimdilik gidişatın Derviş Eroğlu lehinde olduğunu söylersem kimse bana kızmasın.

UBP içindeki değişimle UBP'de seçim sonrası başlayan daha da çatışmalı ortam, DP'ye geçtiği halde Derviş Bey'den yana oldukları konuşulan siyasetçiler ve 28 Temmuz seçimi sonrası ortaya çıkan sağ oy yüzdelikleri ortamı korunacak olursa, Derviş Eroğlu seçimde sağın tek adayı olmak yolunda uygun ve seri adımlarla ilerliyor. Derviş Bey'ine karşısına Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkma ihtimali bulunan 2. Cumhurbaşkanı Talat'ın UBP ve DP içindeki kırgınlardan oy alma ihtimali olmasına karşın, yine de sağdan çok etkili oy kaymalarının yaratılmasında etkili olamayacağı açık.

Hatırlayınız!

Bir grup UBP'li DP'ye geçerek orada belli bir güç kazandı. DP içerisine yerleşerek, DP yetkili organlarında da söz sahibi olduklarını düşünecek olursak, bir de koalisyon kırgınlıklarına yenilmeden DP içindeki varlıklarını korurlarsa, Derviş Eroğlu dışındaki bir adayı güçlendirmek dışında çalışmayacakları kesin gibi görülüyor.

Bunun yanında İrsen Bey'in başkanlık konusunda geri adım atmış olması, parti içi güç dengelerinin oluşumunda da geri adım atacağı anlamına gelmiyor. Sunat Atun ve Faiz Sucuoğlu'nun parti içi güçlerini azaltmak için düğmeye basılmış olması bunun bir işareti…

Şimdilik ters tepmiş olabilir. Ancak Tahsin Bey'in boş durmayacağını da anlayacak kadar çok olay yaşandı Kıbrıs Türk siyasetinde. ÖRP ve DGP'nin, UBP'ye bunun için dönmediklerini ve bu partilerin/kişilerin siyaset içinde UBP'de sıradanlaşmayacaklarını az çok kestirebiliyoruz. 

Öte yandan Talat'ın iç siyasete yönelik çalışmaları onun köşesine çekilerek bir döneme damgasını vurmuş bir siyasetçi olarak durum analizleri yaptığı izleniminden çok fazlasını ifade ettiği de açık. 2015'teki cumhurbaşkanlığı seçimleri için hazırlıkların tam gaz ilerlediğini görmek için kılavuza ihtiyaç yok. Talat'ın cumhurbaşkanlığı söz konusu olursa uyumlu çalışabileceği bir koalisyona ihtiyacı olacağı da açık...

Kim bilir, belki de CTP'nin koalisyon kurma konusunu gündemde tuttuğu ve ana muhalefette kalarak kısa bir süre içinde yeniden seçime gidilmesi sonucunda süreçten daha da güçlenerek çıkmayı aklına bile getirmemesinin bir sebebi bu da olabilir. Seçim öncesinde tartışmalı ve etik dışı bir biçimde ortaya çıkan, Talat, Mungan ve Erçakıca bantını dinleyenler/okuyanlar hatırlayacaklar: Talat, orada Kıbrıs sorunu konusunda, iktidardaki bir UBP ile uyumlu çalışamayacağını anlatmıştı.

İşte bu nedenle ileriye dönük çalışmalarını sürdürmekte olan akıllı siyasal partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için, 28 Temmuz sürecini değerlendirdiklerini görüyoruz. 

İrsen Küçük'ün UBP içinden cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanmakta olduğunu, Tahsin Ertuğruloğlu’nu parti başkanlığına ve olası başbakanlığa hazırlama gayretinin daha düne kadar hissedildiğini söylemeye gerek kalmadı sanırım. Özellikle Tahsin Bey'in, Derviş Eroğlu'nun hanedan olduğu konusundaki görüş ve topluma ilettiği deneyimleri bu süreci kuvvetlendirebilecek doneleri barındırıyordu.

Takdir edersiniz ki, Derviş Eroğlu, bu siyasi oyunları görecek ve buna karşı önlem alacak bir siyasi geçmişe ve tecrübeye sahiptir.

***

Son tahlilde, 2015 cumhurbaşkanlığı için tasarlanan adaylık hazırlıkları sürecinde, biraz da cumhurbaşkanının tek bir kadroya sahip mevki olması nedeni ile süreç daha çok çatışmalara gebe...

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için karma oy söyleminin işe yaramayacağını düşünecek olursak, 28 Temmuz seçimlerinde sandığa giderek “kişileri” seçen seçmenlerin işinin daha zor olacağı da açıktır. Onların tercihlerini sandığa gitmemekten yana mı kullanacakları sorusu aklımıza gelen sorulardan ilki olarak yerini şimdiden alıyor.

Bu çatışmalardan toplum kazanır mı, yoksa alışık olduğumuz gibi kişiler mi kazanır? Bir şey söylemek için çok erken olur. Ancak iç siyaset ve Kıbrıs sorunu açısından değerlendirilirse: Sağdaki siyasi oyunlar, kişilerin ve onların çevresindeki zihniyetlerin beslenmesine, bugüne kadarki tecrübelerden hareketle, daha çok katkı koymuştur. Soldaki zihniyet ise, halkın çıkarını da içinde barındıran görüş ve çalışmaları özünde taşıması nedeni ile toplum yararına işlere imza atmıştır.

Bu süreçte bakış açısını iyi ölçmenin halk olarak kazanmamıza etki edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. 

***
Dönelim koalisyon çalışmalarına:

Demek ki, önümüzdeki 20 gün içerisinde kurulacak koalisyonun 2015 seçimlerine kadar yaşaması ve sağlıklı olması gerekiyor.

UBP ile kurulacak bir koalisyonda CTP'nin uyumlu bir hükümet kurmak, Kıbrıs sorunu anlamında ortak bir vizyon içinde toplum liderini belirlemek ve görüşmeci cumhurbaşkanını ortak belirlemek ihtimali sıfır.

DP’yle kurulacak koalisyonda ise, Ahmet Kaşif ve ekibinin hükümette bulunmayarak UBP'ye dönüşlerine fırsat yaratılırsa, vakt-i zamanında DP'nin Talat'ı desteklemiş olmasından ve tabanının buna yatkın oluşundan güç bularak, DP ile sürecin ilerletilmesi CTP'nin de, CTP'nin göstereceği Cumhurbaşkanı adayının da işine geliyor demek ki.

Bu kişinin Talat olup olmayacağı ise şimdiden tahmin edilmesi kolay olmayan bir konu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31