Cumhurbaşkanı “İnatlaşma ile bir yere varmak mümkün değil!” dedi; de kimlerin inatlaştığından bahsetmedi bizlere. İnatlaşılmazsa nerelere varabilme ihtimalimiz olduğundan da bahsetmedi. Bu inatlaşmaların olağanüstü hal ilanına bizleri ne kadar yaklaştırıyor olabileceğini ise hiç dile getirmedi.

Oysa pek çok insan Cumhurbaşkanı’nın ağzına bakıyor.

Aslına bakarsanız yıllarını politikaya adamış bir doktorun meseleye daha net yaklaşmasını umut ederdik. Seçimlerden önce Cumhurbaşkanlığını halka açacağını, eski Cumhurbaşkanı gibi gizler ve sırlarla dolu, karartılmış bir sarayı(!) istemediğini söylemişti. Şimdi halka verilen bu sözü yerine getirmek için tam zamanı bence.

Açık mesajlar ile sarayın bakışını net bir şekilde ortaya koymanın tam zamanı mesela!

Kim inatlaşıyor ve hangi konularda inatlaşıyorlar Cumhurbaşkanım? Bu inatlaşmalar yerine nasıl davranmalarını önerirsiniz?

***

Ama inatlaşanlar kendilerini biliyorlardır nasılsa, öyle değil mi?

Mesela Cemal Bulutoğulları ile Başbakan’ı işaret etmiş olabilir pekâlâ. Başbakanın Cemal Bulutoğulları ile kurultay öncesinde bir sorun yaşamak istemediği, bu nedenle onun dönüşünün muhteşem olacağına işaret ettiği; diğer yandan ise kurultay sonrasında gelişen olaylardan dolayı Cemal Bulutoğulları’nın gidişinin düğmesine bastığı söylentilerine dikkat çekmiş olabilir.

Fakat son zamanlarda gidişinin düğmesine basıldığını hisseden Bulutoğulları dilinin altındaki baklaları çıkarma konusunda ufak ufak tehditler savuruyor gibi. Bu baklaların kimleri etkileme ihtimali olacağını açıkça ifade etmemekle birlikte, Cemal Başkanın hükümete öfkelendiği noktalarda bu söylemi açığa çıkarması oldukça anlamlıdır.

Son tahlilde Cumhurbaşkanı, Başbakan ile Cemal Başkan arasındaki inatlaşmanın bizi bir yere taşımayacağını söylemiş olabilir. Eğer böyle bir inatlaşma varsa, Cumhurbaşkanı’nın aksine birçok konuya açıklık kazandırma ihtimali olan bir inatlaşma olarak görürüm ben bunu.

Öte yandan UBP’li Belediye Meclisi üyeleri arasındaki inatlaşmaya da işaret etmiş olabilir Cumhurbaşkanı. İkiye bölünmüş meclis üyelerinin bir kısmı Cemal Başkan ile yürürken, bir kısmı onunla yola devam etmenin imkânsız olduğunu söylüyorlar. Cumhurbaşkanı’nın aksine, ben bu inatlaşmanın da, toplumun yanıt beklediği bir çok sorunun açığa çıkmasına katkı koyacağına inanıyorum.

Muhalefet Belediye Meclis üyelerinin Cemal Başkan ve Cemalcı UBP’li Belediye meclis üyeleri ile olan inatlaşması, diğer anlamda iktidardaki UBP ile de inatlaşmaları, toplumun vicdani hesaplaşmalarının yolunu açan, ayrıca muhalefeti hareketlendirerek, ülkedeki mücadeleci kitlelerin üzerindeki ölü toprağının kalkmasını sağlayan bir süreç olduğunu düşündüğümden, bu koşulda da Cumhurbaşkanı gibi düşünmüyorum.

Bir düşünsenize! Muhalif meclis üyelerinin istifasının kabulü ve geçerliliği durumunda, Cemal Başkan ile ekibinin belediyedeki gücü yeniden ele geçirmeleri ve böylesi bir aşamada Başbakan ile Cemal Başkanın yeniden yakınlaşması ihtimalini de gözden kaçırmamayı öneriyorum. Bu inatlaşma, belki de en önemli ve en etkili sonuçlara bizi ulaştırabilecek olandır.

Tüm inatlaşanlar arasında kaymakamın, belediye emekçilerinin ve Lefkoşa halkı ile Kuzey Kıbrıs toplumunun içinde olduğu inatlaşmaları saymak dahi istemiyorum.

İnatlaşma deyip geçmeyin. İnatlaşma ile hiçbir yere varılamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı, bu inatlaşmanın herkese, hatta kendisine bile zarar vereceğini söylemek istemiş olabilir.

Fakat gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir ayrıntı var!

Bunca inatlaşan içinde, en temiz ve hiçbir şaibeye mahal vermeyen bir tek taraf var ki, onlar da belediye emekçileri.

Sadece emeklerinin karşılığı ve sosyal güvenliklerini isteyen emekçilerin mücadelesini haksız bularak, onların çok yüksek maaşları olduğunu söyleyen, belediyenin batışının sorumluluğunu emekçilerin omuzlarına yıkmak isteyen bakanları halk duymayı bile reddetmiştir. Belki de yeni bir inatlaşma cephesi bile açma ihtimali olan bu söylem eski siyaset geleneğinin içinde tozlanıp gitmeye mahkum edilmiş gibi görünüyor bu aşamada.

Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamları arasındaki inatlaşmadan da bahsediliyor olduğu şu günlerde, Cumhurbaşkanı’nın bu ifadesinin başka yerlere de gidebileceğini görmek gündemi yakından takip edenler için kaçınılmazdır.

Başımıza ne geldiyse bu inatlaşmalardan geldi zaten demek yerine, başımıza gelenler hakkında ne öğrendiysek bu inatlaşmalardan öğrendik demek daha doğru olur sanırım.

Öyle bir noktadayız ki inatlaşmaları bırakırsak, varabileceğimiz noktaların tükenmekte olduğu zamanlar yaşamaktayız.

İnatlaşmayla bir yere varılmayacağının söylenegeldiği bir alışkanlığa rağmen, inatlaşmadan da olmayacağına inandığımız günlerdeyiz.

Uzun lafın kısası Cumhurbaşkanı, inatlaşma ile bir yere varılamayacağını söylemiş olsa da, galiba inatlaşmalar şu günlerde bize daha çok ümit vaat ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31