Çok önceleri tanımıştım Girne’yi…

Sessizdi…

Sokakları temizdi…

1974 öncesinde neyse öyleydi…

Atılan adımlardan çıkan ses kulağa hoş geliyordu.

Tak tak tak…

Yukarıdan iner, boydan boya yürürdüm caddeyi.

İki araba sığar sığmazdı…

Kaldırımlar yeterliydi, yola taşmazdık…

Arabalar saygılıydı…

Solda Kombos, sağda yeşil alan vardı…

Hafif büküm üzerine geldiğimde durup bakardım.

Cadde bana bakardı…

Selamlaşırdık…

Solda gazeteci vardı.

Sahibini tanımazdım…

Kıbrıslıydı.

Kıbrıs gazeteleri, Türkiye’den gelen dünkü gazeteler vardı.

Durup bakardım…

Kıbrıs’ta, Türkiye’de ne var ne yok, göz atardım.

İçeri girer, kırtasiye malzemelerine bakar, almazdım…

İhtiyacım yoktu…

Benim için bir getirisi olmazdı onların…

Biraz aşağıda adını bilmediğim mağaza vardı.

Dalardım içeriye.

Nescafe, tütün, pipo, çikolata…

Aspirin, şemsiye, pyrex…

Aradığım her türlü, İstanbul’da aranan Avrupa menşeli mallar bulunurdu orada…

Siparişleri tek tek alır, çantama koyardım…

Sadece çikolatalardan birkaç tane fazla alırdım…

Yerdim…

Birkaç günlüğüne geldiğim ülkemde her yere dokunmak, her yeri koklamak isterdim…

Genelde zamanım yoktu, fazla duramaz, hep sonraya bırakırdım…

Aldığım eşyaları sırtıma vurur, caddede yürümeye devam ederdim…

Sonra deniz kokusu alırdı beni.

Mis gibiydi.

“Gel” derdi…

Ayaklarım istifini hiç bozmazdı…

Tak, tak, tak…

İstesem de, istemesem de beni denize sürüklerdi…

Savaş öncesi o yolları birkaç kere gezmiştim.

Koku aynıydı…

Dükkanların, evlerin boyları hep bildikti.

Sadece dükkan sahipleri Türkçe konuşuyorlardı, hepsi bu…

Denize geldiğimde bu sefer ayaklarımı ben yönetirdim…

“Limana yürüyün” derdim.

Birlikte limana giderdik…

Tam köşede dururdum.

Sola gitsem fener, sağa gitsem balık ve içki kokuları…

Mis gibiydi.

Para ne gezerdi?

Oturup bir kadeh içmek içimden gelse de, aklım “yürü” derdi…

Tur atar, lokantaların mis kokularını içime çeker, dönerdim.

Dönerken fenere doğru bir volta ille de atardım…

O günleri beynime kazıdım…

On sene önce de anlat deseydiniz kalemimden aynı cümleler çıkacaktı, on sene sonra da…

Okudum…

Fenerin oradaki dalgakırana, mendirek dediler…

Tadilat diye bir şey yapılıyormuş orada…

Ama biliyorum ki orası bugün leş kokular altında…

Unutmadan…

15 Kasımda, kirletilen mis kokulu limanımın üzerinde gösteri uçuşu yapacaklar…

Hey gidi hey…

Ne için bu gösteri?

Kime bu caka?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31