DAÜ’de bir şeyler oluyor… Bu konuyu yıllardan beri kurcalayan birisi olarak, geçmiş yazılardan bir demet sunmayı uygun gördüm bugün.

“…Üniversite, ana okulundan başlayan bir eğitim sürecinin son basamağı değildir... Kelimenin gerçek anlamıyla, üniversite okul da değildir... Üniversite, bilimin üretildiği yerdir! Akademisyen da “yüksek muallim” değildir... Bilim üreten adamdır... Avrupa dillerinde, öğrenciden farklı bir kelime ile ifade edilen “üniversite öğrencisi” de, “talebe” değildir... Bir tür usta/çırak ilişkisi ile bilgiye ulaşmanın yollarını öğrenen ve bu arada bir de meslek edinmesi mümkün olan genç insandır.

Bu itibarla, üniversite, meslek yüksek okulu falan da değildir...

Biz, her şeyde olduğu gibi bu alanda da “istim arkadan gelsin” diyerek, hiçbir evrensel kural tanımadan, kendi aklımızla bir harra hurra sistemi kurduk. “ Filân yerde üç sene çalışınca Doktor, beş sene çalışınca Doçent, on sene çalışınca da Profesör olalım!” diye yasa önerileri bile yazdık...

Ne zaman ki Bologna Süreci diye bir süreç ortaya çıktı; Lizbon Bildirisi diye bir bildiri yayınlandı, 41 ülkenin 4bin üniversitesi, Avrupa çapında bir standardizasyona yöneldi, bizim bu sistemimiz, sürdürülebilir olmaktan çıktı... Ama… Her zaman olduğu gibi, temennilerimiz ile gerçeği karıştırdık... “ Diplomalarımızı dünya ister tanısın, ister tanımasın; Türkiye tanısın bize yeter” gibi, ancak geri zekâlıların yapabileceği, yorumlar yaptık... Türkiye’nin de tanıyamayacağı koşulların 2010 yılından sonra alnımıza dayatılacağını görmemekte, ısrar ettik... “Akşamları eve yorgun gidiyoruz... Yemek falan yapmak lâzım, çocuk da var, ne zaman makale yazacağız?” diyebilen “akademisyenler” yetiştirdik... Güneydeki tek üniversite bir yılda 117 makale yayınlarken, bizimkilerin beşinin sadece 17 tane yayınlayabildiği bir ortam yarattık... “Geliyorum” diye bas bas bağıran tehlikeyi, görmemekte direndik... Bu bakımdan bugüne kadar uyguladığımız bu “Türkiye’de okul kazanamayan çocuklar bize gelsin, biz de müşteri velinimettir diyerek, onları çok sıkmadan ellerine birer diploma verelim” politikası, iflas etmiştir...” (26 Ağustos 2006 Yeni Düzen)

“… (Bu durum) Ne zaman değişir biliyor musunuz? 2010’da Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı yürürlüğe girince…

O zaman ne olur ?...

Bütün KKTC üniversiteleri, sürece dahil bir başka üniversitenin şubesi olmak zorunda kalır! Ve en başta “bize ne” diyen bir sürü aptal, kendini sokakta bulur… “ (Yeni Düzen 28 Haziran 2008)

En az beş senedir, “geliyorum” diyen durum, kapıya dayandı… Dilim dilim başlandı…

Zamanında biri, bana sorduydu: “Be ama doğru söylen, yoksa korkalım diye abartın?”

Üstüne bir de soda çağırın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31