Küçük bir ada ülkesiyiz. Üstelik aile bağları gayet güçlü, sohbeti eğlenceyi seven bir toplumuz. Hal böyle olunca dost sohbetlerinde kim nerede ne yapıyor, komşu ne almış, kim ne kadar kazanıyor biliriz. Başarıya giden tüm yolların mubah olduğu, bu yolda kimin kızının kiminle beraber olduğu da merak alanımızdır kuşkusuz. Dilim varmıyor dedikodu demeye ama bolca severiz konuşmayı ve insanların neler yaptığını. Sorduğunuz zaman bu ülke hiç sevmez dedikodu yapmayı. Çünkü biz oldukça kültürlü bir toplumuz. Üniversite mezunuyuz ve bizim gibi insanlar ilgilenmez böyle şeylerle.

Bugün ülkemizde hiç kuşkusuz en çok okunan gazete sayfaları dedikodu sayfalarıdır. Üstelik özünde dedikodu olmayan sayfaların yazarları da dedikoducu damgasını rahatlıkla yiyebilir benim ülkemde. Kimse uçkur derdinde değildir ama herkesin hikayesi gizli sohbetlerde malzemedir kuşkusuz. Siyaset ise dedikodu kazanıdır, sürekli kaynar. Bilirsiniz ama konuşamazsınız ve yazamazsınız. Ülkede o kadar çok dedikodu malzemesi var ki gerçeklik payları oldukça yüksek olmasına karşın kamuoyu ile buluşmaz, buluşamaz.

İş insanları paralıdır ve de tamamen dedikodu malzemesine yatkındır. Zengin işadamlarının gece kulübü maceraları, kendinden kat kat küçük kızlarla beraber olan iş adamları bilinir, ama konuşulamaz. Yazılamaz. Balık baştan kokar demişler. Bizim medyamızda da kokuşmuşluk hat safhada olduğu için cesaret edemeyiz yazmaya olanları. Çekmecelerde bekletilen resimler, dosyalar vardır. Üstelik benim medyam utanmadan tehdit eder ve reklam alınca susmasını da bilir. Hatta sözleşmeler imzalanır “aman bana dokunmasın” diye. Magazin basınında kadın pazarlandığı dedikoduları da vardır. Mankenlik ajansı altında kadın pazarlayan, (ekmek parası!) kazanan ajans sahipleri de bilinir üstelik, ama konuşamazsınız bunları yüksek sesle.
Milletvekillerinin gizli aşkları, kaçakçılık maceraları, alınan ya da alındığı söylenen rüşvetler gündem maddesidir içki sofralarının. Rüşvet yiyen bakanların olduğu iddiası hep söylenir, bilindiği iddia edilir ama hiçbir babayiğit paylaşmaz gerçek anlamda. Zaten rüşvetin belgesi de olmaz. Transfer teklifleri, seçim zamanı vatandaşa dağıtılması için verilen veya verildiği söylenen ancak bir şekilde cebe atılan paraların hikayeleri de vardır.

Son dönemde yine dedikodu kazanı kaynıyor. Siyasilerle biraz dostsanız kolaylıkla alırsınız duyumları. Hani ortada gözüken bir seçim yok ama istenmeyen adamların hikayeleri yine hareketlendi. Transfer teklifleri yine sıkça konuşuluyor. Anket sonuçları farklı taraflardan siyasi partilerin stratejilerinin de ana malzemesidir. Her yerde yine bir telaş başladı. Yeni ittifaklar var. “Aman ha sakın yazma” şeklinde telkinler yapılır konuşmaların sonunda. “Güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgilere göre” geyikleri başlıyor böyle noktalarda.

Kimi anlarda ağzınızı açsanız, haberin kaynağını söyleseniz yalan da yalancı da ortaya çıkabilir. Ama suskunluk işte böyle anlarda işimizle bağdaşmayınca, dedikodu şeklinde, azar, azar üzerine eklenerek, kamuoyu ile buluşuyor. Bir de gazete manşetlerinde, “Biliyoruz ama açıklamıyoruz”, “adı bizde saklı” şeklinde okunan haber başlıkları vardır. Mesajı alması gereken 1-2 kişi alır mesajı ama geri kalan yüzlerce okuyucu eşek yerine konur. Kirlenmek böyle bir şey olsa gerek, dedikodu sevmeyiz ama biliriz ülkemde tüm olanları.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5