Zorunlu göçten sonra kaldığımız ilk evde kiracıydık.

1964 Baf çatışmalarında bulunduğumuz yerdi orasıydı.

Çatışmada sığındığımız odanın tam üst köşesine havan mermisi düşmüş duvar düşmüştü.

Etraf toz bulutuydu sanki...

Göz gözü görmüyordu…

İyi ki birkaç saniye önce oradan diğer odaya gitmek için kalkmıştık…

Babam mermiyi görmüş, bizim eve düşeceğini tahmin etmiş ve koşarak gelip bize bakıp gitmişti.

Sonra göçmen evlerine taşındık.

Barakaydılar.

Bitişikti evler.

Bizim olduğumuz bloğun bir tarafında Tatlıcı Kemal Dayı vardı.

Duvara vurunca” Efendim” derdi Kemal Dayı…

Annem mesela Melek abayı kahveye çağırmak için dışarı çıkmaz böyle seslenirdi, “tak tak, gel be Melek”…

1974 savaşında da oradaydık.

Babam savaştan birkaç yıl önce tedbir olsun diye evlek kazmıştı bahçeye.

Savaştan sonra ki esirdik orada oturup bizi almalarını bekledik.

Vikla’dan gördük öncüleri…

Bize bakıyorlardı.

Yukarıdan silah sesleri geliyordu.

Korkuyorduk.

Bizi vuracaklarını düşünüyorduk.

Sonra yanımıza gelerek, “yürüyün” dediler.

Ne dediklerini anlamamıştım ama birisi omzuma dipçikle vurarak Rumca bir şeyler söylemişti.

Babama, “Ne derler?” diye sorduğumda, “Bir şey değil oğlum” demişti.

Meğer, “Sizi geri dönüşü olmayan yola götüreceğiz” demişler.

Derken mübadele başladı.

Mübadele bir yerden bir yere değişim demek.

Değiş tokuş yani.

Al-ver, ver-al.

Öyle olduk.

Bir mal gibi sayıyla değiştirildik.

Rumlar güneye, Türkler kuzey sürüldük.

Geldiğimiz yer Omorfo…

 Aldığımız ev 1963’teki evden de ondan sonraki evden de güzeldi.

Betondu mesela.

İçinde alafranga tuvaleti vardı.

Banyosu da küvetti.

Su ısıtıcıları vardı.

Her iki tarafta da balkonları.

Ve otomatik kapı açacağı.

Hatta banyoda tehlike anında çalınacak zili…

Konforluydu.

Ölüm korkusundan her şeyini bırakıp kaçmak sonrası böyle bir konfora kim hayır diyebilirdi ki…

Biz de demedik.

Tehlike geçmişti.

Ülkenin yarısında bizdik.

Ve yoldan kaçırmalar bitmişti.

Kazanç desen normale doğru hızla gidiyorduk.

Keyifliydik.

Sevinçliydik.

Ki…

Geldik İki bin bilmem kaça…

Ve…

“Oğlum korkudan uyuyamıyor" diyor annenin biri, oğlu cinsel tacize uğramış.

“Durum vahim” diyor bir diğer bayan çeşmeden akan kirli suları göstererek”.

Ayrıca gazetelerin her köşesine yayılmış adliye koridorları…

Düşündüm de 1974 sürecine giderken yaşadıklarımızla bugün yaşadıklarımız pek farklı değil…

O zaman da tehlikeler vardı bu zaman da.

Değişen sadece konforlu evlerde yaşamamız.

Değer miydi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31