Yüzlerce belki de binlerce kez çıktım o meydana…

Her gidişimin mutlaka bir sebebi vardı.

Bazen arkadaşlarla demlenmek, bazen koro çalışmasına katılmak bazen de fotoğraf çekmek içindi gidişim.

Ancak oraya gidişim genelde İstanbul’u yaşamak içindi.

Çünkü orası İstanbul.

Bugün İstanbul’dan ayrılsam,bir daha oraya gidemeyecek olsam-arkadaşlarımı sözümün dışında bırakıyorum -İstanbul’da özleyeceğim sadece ve sadece o meydan ve caddedir, gerisi olsa da olur olmasa da…

Kısaca İstanbul ne diye sorsalar sadece, “İstiklal Caddesi ve Taksim” derim.

Bir yıl önce gidememiştim 1 mayıs İşçi ve Emekçi Bayramının kutlanmasına.

Gidemedim ama radyodan yürüyüş bitene kadar coşkuyu takip etmiş arada bir de telefonla katılan arkadaşları arayıp,”Durumlar?” diye sormuştum.

Dün 1 Mayıstı.

-Bu sefer çok olaylar olabilir sakın gitme ha, diye akıl verdi birisi.

-Gitsen ne olur gitmesen ne olur, nasılsa düzeni değiştiremezsiniz ya, demişti diğeri.

Geçen sene katılamamıştım ama bu sefer ne olursa olsun katılacaktım.

Ne saat ne de telefon çaldı ama uyandığımda saat sabahın beşiydi.

KIBES, “saat 9.00’da TRT’nin orada buluşuyoruz” diyordu mesajında.

Vakit erkendi ama havada da sis vardı.

İstanbul siste güzel poz veriyor diye düşündüm.

“Fırsat bu fırsat hazır kalkmışsın fırla git fotoğraf çek” dedim kendime ve fırladım.

-Abi taksime kadar çıkamayız.

-Neden?

-Polis meydana giden tüm yolları kapadı.

-Olsun nereye kadar gidersen ben de orada iner yürürüm.

Nasılsa bugün bayramdı, tatildi, hava güzeldi ve ben de çok keyifliydim.

Yürüdüm.

Saraçhane’den sonra yol kapalıydı, indim.

Havada devamlı yiro atan helikopter, yol kenarlarında polisler.

Biraz canımı sıkmıştı bu olay.

Bu kadar tedbir niye alınırdı ki.

Yoksa devlet işçisine güvenmiyor muydu?   

Ne korku vardı içimde 1977’deki bir mayısta kontrgerillanın yaptığı katliamından kalan ne de bu sefer de olabilir diye ufacık bir tedirginlik.

Taksime kadar yürümeye başladım.

Eski HAVAŞ’ın olduğu yerden Tünel’e oradan da meydana kadar yürüyüp fotoğraf çekecek sonra da Kıbrıslıların toplandıkları yere dönecektim.

HAVAŞ’ın orada toplanmış ellerinde gaz bombası atan tüfek ve gaz maskesi tutan yüzlerce polise “silah kullanılmayacaksınız” diye direktifler veriyordu amirleri.

Oysa ki yürüyecek olanlar bu memleketin insanları yani o polislerin anaları, babaları belki de kardeşleriydi.

-Giremezsiniz…

-Neden?

-Emir böyle, caddeye girişler amirim tarafından yasaklandı.

Arka yollardan dolana dolana önce meydana sonra da bizim kortejin oraya vardım.

KIBES ve KGP’in birlikte katıldığı yürüyüşte Kıbrıs’a dair bizim taşıdığımız,“Yaşasın Bir Mayıs,yaşasın Kıbrıs,Türkiye ve Dünya emekçilerinin dayanışması”,”Türkiyeli emekçiler! Kıbrıs’ta barışa omuz verin” pankartları ile DSİP’in taşıdığı “Ordu defol Özgür Kıbrıs” pankartı vardı.

Merak ettim ama soramadım doğrusu neden birkaç ay önce Kıbrıs’la ilgili taşıdıkları pankartı değiştirmişlerdi.

Yoksa Kıbrıs’ta yasak artık burada da yasak taşıyamazsınız mı demişler onlara…

Soramadım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31