Yaklaşan CTP Kurultayı nedeniyle, ülkemizin sol cenahında,  hiç unutulmaması gereken bir lâf, gündemi işgal ediyor:

Değişim…

Genel Başkan’ın aday olmayacağını açıklamasının ardından, parti içinde, dışında, “değişim” söylemleri ön aldı ki bu hayırlı bir gelişmedir. Ancak:

Değişimin bir lâf olmaktan öte bir anlam kazanması için, bu sloganın altının doldurulması, şarttır. Değişim, neyi değiştirecektir? Bir ismi mi? İsim değiştirmenin hiçbir işe yaramadığının en yakın örneği, yanı başımızdaki Türkiye’de, CHP’de yaşanan başkan değişikliğidir.

Siyasi partilerde “değişim”den bahsedildiği zaman, kastedilen, “zihniyet”te değişim olmalıdır. Zihniyet değişikliğini, Avrupalı partilerde, yeni bir kadro önerir ve uygular. Ama biz Avrupa değiliz! Bizim gibi ülkelerde, “yeni zihniyet”i eski kadrodan birilerinin uygulaması da mümkündür; “yeni” birinin, eskinin devamı olması da… İkisi de Türkiye’deki ayni partide görülebilir. Yetmişli yıllarda, gene ayni parti CHP içindeki Ecevit hareketi de eski kadronun bir kısmının, yeni bir zihniyeti temsil etmesinin güzel örneklerinden biriydi. Bunun en güzel örneği, SBKP yönetici kadrosunun bir üyesi olan Mikhail Gorbaçev olurdu, eski söyleme devam edecek olsak. Güney Kıbrıs’ta, AKEL’e bakınız. İsimler zaten çok zor değişiyor ama değişse bile, ayni zihniyetin yeni temsilcileri geliyor! Değişim bu değildir.

O ünlü söz, kimindi hiç önemli değil: “İnsanı, çevresi belirler…” İnsan, ideolojiyi edinebilir ama unutulmamalıdır ki zihniyetin içine doğar. Ve toplumların zihniyetleri, genellikle o toplumda çeşitli ideolojilerin çerçevesini de belirler. Zihniyet, bir görüşe göre, “toplumda en son değişen” şeydir. Coğrafyadan bile zor değişir! Şimdi biz “değişim”den bahsederken, neyi değiştireceğimizi konuştuğumuzu da hesap etmeliyiz, bence… Ayni zihniyete sahip bir insanın gitmesi ve başka bir insanın gelmesi, ne sosyal ve ne de siyasi anlamda bir “değişim”  değildir. “Değişim”den bahseden, zihniyeti değiştirmeye talip olmalıdır ki bu lâfın, slogandan öte bir anlamı olsun…  Gene bir ünlü söze sığınacağım. “Eski yöntemlerle bir değişim sağlanamaz… Eskinin devamı sağlanır…”

Bu bakımdan, “değişim”den bahseden birine, neyi değiştirmeye talip olduğunu, somut olarak sormak lâzımdır… Önerilen pratik değişim önerileri, nelerdir? Bunlara bakmak lâzım… Çünkü:

Sol düşünce, ancak her an devam eden toplumsal değişimlere cevap verdiği sürece vardır. Durağanlaşması, kendi statükosunu oluşturması halinde, düşünsel olarak artık sol değildir. Toplumda oluşan değişimlerin takipçisi olmak bile sol olmanın gereğini yerine getiremez! Sol, toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü de olmak zorundadır. Zaten işte bundan dolayı, sol bir politika olmanın öncesinde, bir düşünce okulu olagelmiştir tarihi boyunca…

Son yıllarda moda olan bir slogana da cevap vermek gerekir. “İnsanlığın artık sola ihtiyacı var mı?” İnsanlığın özgürlük ve adaletten eşit pay talebi devam ettiği sürece, sola da ihtiyaç olacaktır. İş, hangi günün solu olduğunuzu bilebilmekte…

İhtiyaç duyduğumuz, yeni bir sol zihniyettir… Kurultay bunu başarabilecek mi? Başaracaktır…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31