Dünyanın birçok ülkesinde ama özellikle büyük AB ülkeleri, ABD, Kanada, Japonya gibi “G8” de diyebileceğimiz “dünyaya şekil veren”lerde çok önemli “devlet politikaları” ve “uygulamaları” söz konusudur.
   Ekonomik, politik ve sosyal yaşamda bu uygulamalar ya da politikalar “olmazsa olmaz”dır…
   Mesela “anti diskriminasyon” politikaları…
   Bu konuda devletlerin yasaları vardır…
   Irk, cins, dil, din ayrımı yapılması yasaktır… Ve ciddi cezalar söz konusudur… “Şaka” bile yapamazsınız bu konuda…
   Mesela bir futbol maçında, Afrika – Karayip kökenli futbolcuya, “Be arap!” diye çağıramazsınız… “efendim bu eğitim meselesi”… Doğrudur; bu bir eğitim meselesi de olacak ama kendini tutamayıp, bir Afrikalı sporcuya sahada, iyi niyetle, şaka yollu veya kötü niyetle de olsa – hiç farketmez - “Arap” diyen, anında tutuklanacak ve “polisin yetkisiyle” hapsedilecek… Mahkemeye de gerek yok… O anda yedi gün kodes… “ama ben kötü niyetle söylememiştim” mi diyecek? Desin! Öğrensin! Sıkıysa bir daha söylesin.
   Bunlar basit şeyler değildir… Artık Avrupalı olmanın gerekleridir… 
   Ne yazık ki bu konuda Türkiye’den çok etkileniyoruz… Türkiye’de hala “Negro” diye çikolata markası var… 
   İngiltere’de bir şirketin bu markayla çikolata ya da bir ürün yarattığını düşünün! Yakarlar!
   Bu ülkede hala “erkek erkeğe ilişki” “doğaya aykırı” bulunur ve bu konuda bile çok şaka yapılır…
   “Ben gayim” diyen bir kişinin KKTC’de bakan olduğunu hayal edebiliyor musunuz?
   Bakın komşuya! Başardılar… Ve dileyen dilediği dedikoduyu yapsın, adamın cinsel yaşamıyla değil, beyninin kapasitesiyle ilgilenmek gerektiğini hem kendi vatandaşlarına hem de dünyaya mesaj olarak çektiler… Hem de kimler? DİSİ gibi tutucular…
   Çevre politikası…
   Bizim ülkemizde bu konu komedi ötesidir…
   Oysa yukarıda bahsettiğim ülkelerde “çevre” hayati öneme sahiptir…
   Bu konuda politikalarınız olması gerekir.
   Özellikle çevre ve enerji ortaklığı çok önemlidir artık…
   KKTC’de en büyük elektrik santralinin dev bacalarından her gün zehir saçılıyor… “Bacaya filter” politikası dahi olmayan bir “devlet”ten bahsediyorken; çevreye duyarlı “yeşil enerji” politikaları beklemek sanırım nenemin mezardan kalkıp karşıma “ben senin eniştenim” diye dikilmesi olasılığından daha zayıf bir olasılığa sahiptir.
   Ama inatla ve ısrarla olmalıdır.
   İnatla ve ısrarla, rahatsız edici boyutlarda başvurularla (gerekirse), bu konuya duyarlı kurumlardan maddi kaynaklar sağlanması için yoğun çalışmalar organize edilmelidir.
   Şu kelimelere bir bakın lütfen… 
   Bribery, Cronyism, Kleptocracy, Economics of corruption, Electoral fraud, Nepotism, Slush fund, Plutocracy ve Political scandal…
   Tümünün Türkçe karşılıklarını da verelim mi?
   “Rüşvet”, “torpil”, “Hırsızlığın, devleti çalmanın mübah sayıldığı sistem şekli”, “yolsuzluklarla dolu bir ekonomik sistem”, “seçim dolandırıcılığı”, “adam kayırmacılığın devlet sistemi olması hali”, “Rüşvetle devlet yönetimi sistemi” ve tonla siyasi skandal...
   Ve tüm bunların doğal sayıldığı bir KKTC!
   Kanıksadık bu olayları…
   Kudret Özersay hocam dün KIBRIS’ta yayınlanan haberde okuduk; futbol kulüplerimizin siyasileri kullanıp, hükümetten nasıl para kopardığını anlatıyordu… 
   Ha sporumuza yardım yapılmasın mı?
   Elbette yapılmalı!
   Ama, hocanın da dediği gibi, bundan kimse siyasi çıkar ya da maddi çıkar sağlamamalı…
   Ne mi yapmak lazım?
   Elbette değişmek lazım… 
   Değişmeyi istemek lazım…
   Ya da böyle devam…
   Milletvekilleri iş bulma kurumu… 
   Devlet, rüşvette yüzme kulübü!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31