“Demir Lady” tanımlamasının 80'lerden sonra doğan kuşaklar için ne anlam ifade ettiğini sinema salonuna girdiğimde gördüm. Salonda genç kuşaktan hiç kimse yoktu. 80’ler öncesini yakalamış olan erişkin izleyici sayısı da doğrusu parmakla sayılacak denli azdı. Bu durum hem yakın tarihi pek de ırgalamadığımızın, hem de sinema kültürünün çok değişik boyutlarında bulunduğumuzun göstergesiydi. 

   Orijinal adı “The Iron Lady” olan “Demir Lady”, İngiltere’nin ilk ve tek kadın başbakanı Barones Margaret Thatcher’in devrimlerle ve mücadeleyle dolu yaşamını ve ilerlemiş yaşlarındaki hüzünlü durumunu çok sürükleyici ve etkileyici bir sinema diliyle anlatan 2011 yapımı Oscar’lı filmdir. “Yaşlılığa dair bir destan” da diyebilirim bu başyapıt için. Meryll Streep, İngiltere’nin kaderini demir gibi iradesiyle değiştiren Margaret Thatcher’i üstün bir başarıyla canlandırdı. Günümüz oyuncuları arasında yaşayan bir efsane olan Amerikalı ünlü sanatçı Meryll Streep, yakın tarihin güçlü kadınlarından birini yorumladığı bu filmdeki performansıyla “en iyi kadın oyuncu” dalında üçüncü kez Oscar’la buluştu. 

   20’nci yüzyılın unutulmazları arasındaki yerini çoktan alan Thatcher’in her yaşı ve her özelliği Streep tarafından inanılmaz bir başarıyla yansıtıldı. Genç kız, yüksek öğrenimli aydın kadın, idealist, ev kadını, eş, anne, muhafazakâr siyasetçi, lider ve ileri yaşında akli dengesi bozulmuş bir Thatcher’i aynı filmde tek başına canlandırabilmek ancak Meryl Streep gibi güçlü bir oyuncunun yapabileceği işti. 

   Thatcher, kimilerine göre diktatörlüğe varan ödünsüz siyasetiyle demokrasinin tanık olduğu en sert liderlerden biri. Ne var ki, bu siyasal kimliğine karşın, İngiliz halkının desteğini almış ve en uzun süre iktidarda kalan İngiltere başbakanı olarak, IRA terör saldırılarının da tavan yaptığı günlerde ülkesini nice dar boğazdan başarıyla geçirmiştir. Onun tarih sahnesinde olduğu dönem soğuk savaşın sonlandırıldığı, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı ve AB’nin yükselişe geçtiği günlerdir. O, AB’ye pek de sıcak bakmayan, İngiliz paundunu ve bağımsızlığını şiddetle savunan bir lider.

   Falkland Adaları’ndaki kriz dolayısıyla ülkesine ve halkına savaş günlerini de yaşatan Thatcher, o konudaki iradesiyle ulusal kahramana dönüşmüş ve krizi ülkesi lehine sonuçlandırmıştı. Filmde onun yaşamındaki tüm bu evreler izlenirken, bu sert ama kibar siyasetçi bayanın özellikle Sovyetler Birliği tarafından neden ”Demir Lady” unvanının layık görüldüğünün de net yanıtlarını alıyoruz.

   Streep, “Demir Lady”nin her yönünü derinliğine inceledikten ve özümsedikten sonra kamera önüne geçtiğini baştan sona duyumsatıyor. Oxford dilini yansıtan diksiyonu, beden dili ve mimikleriyle tam bir Margareth Thatcher. Makyajı ise muazzam…  Streep’e destek veren kadrodaki oyuncular da gerçekten göz doldurucu. Denis Thatcher rolünde Jim Broadbent, Michael Heseltine rolünde Richard E. Grant, Geofrey Howe rolünde Anthony Head, Gordon Reece rolünde Ruper Allen kelimenin tam anlamıyla döktürüyorlar. Yazar Earl Aaron’un 2003’te yayımlanan ve çok okunan biyografik romanından uyarlanan filmin yönetmeni Phyllida Llyod.  

   Film, Thatcher’in hafiften bunamış ve deliliğe karşı direnen yaşlı haliyle başlıyor. O acıtan imaj hiç gözümüzün önünden eksilmeden geriye dönüşlerle Demir Lady’nin yaşamından kesitler veriliyor… Küçük bir mahalle bakkalının kızının Oxford’da bursla okuyup batının ilk kadın başbakanı olmasının öyküsüyle gerçekten etkilenerek yüzleşiyoruz. Siyasetçi ve iktidarın güçlü sahibi Margareth Thatcher’in devrimleri uğruna içinden geldiği sınıfı değil de sermayeyi kollaması, işçileri ve emekçileri hırpalaması, sendikalarla restleşmesi, filmde çok anlaşılır sahnelerle sunuluyor. Tüm vatandaşların ister milyoner ve  isterse işçi olsun, ülkenin refahı adına katı vergi kurallarına tabi olması için gösterdiği kararlılığın ve sistemin kökleşebilmesi adına sendikal hareketleri ezme düşüncesinin de altı çiziliyor. 

   İngiliz milliyetçiliğinin ve geleneklerinin kararlı savunucusu olan 1925 doğumlu Demir Lady, şimdi 87 yaşında ve bunamanın pençesinde. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın futboldaki şike olayları nedeniyle onun tavrından esinlendiğini duyumsatması, Demir Lady’yi son günlerde Türkiye medyasının manşetlerine taşıdı. Thatcher, İngiliz holiganların taşkınlıkları nedeniyle İngiliz futbol takımlarının İngiltere dışına çıkışını 5 yıl süreyle yasaklamıştı. Erdoğan “benzeri radikal önlemleri biz de alırsak ne olur?” tavrında.  

   Avrupa’daki bir dönemi Londra dekoru içinde çok güzel anlatan film oldukça dinamik ve akıcı.. Arşivden  görüntüler filmdeki canlandırmalarla çok başarılı şekilde harmanlandı. O bölümler filme yarı belgesel havasını vermekte. Ekonomik kriz ortamındaki hükümet – sendika sürtüşmeleri, bizim ülkemizdeki bugünkü durumları nasıl da çağrıştırıyor!.. Son iki gösterimindeki bu sinema başyapıtını tüm siyasetçilerimizin ve sendikacılarımızın dikkatle izlemesini dilerim.  Meryl Streep’in sergilediği muhteşem oyunculuk gösterisi de, bu filmin mutlaka izlenmesini gerektiren bir başka neden.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31