Demokrasi vazgeçilmezdir, erdemdir ama demokrasinin bu vazgeçilmezliğinden kötüler de yararlanır. Diğer bir deyişle demokrasiyi kötüler de sever…
   Bu yazının yazılmasına vesile olan Semra Galip Paşazade ile yaptığım bir sohbettir. Uzun sohbetimizde konu dönüp dolaştı ve demokrasiye dayandı. Paris’in Sharbonne Üniversitesi kültüründen çıkmış bir akademisyen ve aydın olan Paşazade “demokrasinin yaygın şeffaflığını kötüler de sever, bundan kötüler de yararlanır” dedi.
   Çarpıcı bir de örnek verdi bu konuda… Adolf Hitler Nazizmi eğer Almanya’da şeffaf bir demokrasi olmasaydı Yahudilere ve hatta Çingenelere teker teker ulaşamaz, onları belirleyemez ve yakalayıp soykırımda geçiremezdi… 
     *       *       * 
   Onun bu ilginç saptamasından hareketle demokrasinin vazgeçilmezliğinden ve şeffaflığından yararlanıp kötülük ve hatta saçmalık üreten nice fırsatçı sayabiliriz…
   Almanya’da demokrasi olmasaydı Adolf Hitler’in Nazizmi de iktidara gelemez ve dünyanın anasını ağlatma fırsatını yakalayamazdı…
   Keza İtalya’da adına Benito Mussolini denen kanlı Duçe de egemenliği ele geçiremezdi…
   Onlar ve onlar gibi diktatörler iktidara demokratik yollarla geldiler sonra da ellerine geçirdikleri güçle demokrasinin canına okudular…
   Yine İtalya bağlamında örnek verecek olursak, eğer İtalya’da demokrasi olmasaydı Berlusconi gibi birisi iktidara gelemez ve arka arkaya yüz kızartıcı seks skandallarını sıralayamazdı. Keza son seçimlerde gördüğümüz gibi ülkesi için hiçbir projesi olmayan Grillo gibi bir palyaço da koalisyon ortağı bile olabilecek bir oy oranına ulaşamazdı…
   Amerika’ya bakacak olursak, sayısız örnek içinden 1930’ların ekonomik krizinden yararlanan gangsterleri gösterebiliriz. Demokrasinin özgürlüklerinden ve yasal boşluklarından yararlanan Al Capone gibi caniler, devlet içinde kötülük imparatorlukları kurmuşlardı. Onlarla mücadelede devletin demokratik yöntemleri yetersiz kalınca, devlet de tıpkı onlarınkine benzer polis ve ajan çeteleri kurarak göze göz, dişe diş bir mücadeleye girişmek zorunda kalmıştı.
     *       *      *
   Bizim “şark” dediğimiz bölgemize gelecek olursak… Demokrasinin şark politikacılarının elinde ne hallere geldiğine dair yığınla örnek sayabiliriz…
   Ayakları yere basmayan, inanılmaz vaatlerle halkın demokratik ve özgür iradesini cezp edip etkileyen bu gibi politikacılar özellikle Ortadoğu bölgesinde iktidarı ele geçirdikten sonra diktatörleşebiliyorlar…
   Ve Ortadoğu’nun kaynaklarına göz dikmiş olan emperyalist sömürgecilere, bu diktatörlerin ülkelerine “demokrasi” adına şiddetli müdahaleler yapma fırsatını veriyorlar. Ondan sora da bir başka diktatörlüğün demokrasi parodisi başlamış olur bu gibi talihsiz ülkelerde…
     *       *       *
   Ya bizde, bizim ülkemizde?..
   İnanılmaz vaatlerle halkın demokratik ve özgür iradesini etkileyen politikacılar, iktidara geldikten sonra popülizmin diktatörlüğünü kuruyorlar. İktidarda kalabilmek için popülizm adına her şeyi mubah sayıyorlar. Devleti partizanlığın menfaat ve ihsan dağıtan mekanizmasına dönüştürüyorlar… 
   Popülizm diktatörlüğü sayesinde elde edecekleri oy potansiyelinin onları iktidarda tutabileceğine inanıyorlar ve “vur abalıya” havasında gidiyorlar…
   Demokrasiyi yaratmak kadar, onu erdemli kuralları içinde yaşatabilmek de önemlidir. Demokrasi, kötülerin değil, iyilerin denetimi altında olmalıdır. İyi politikacı kadar, onları denetleyecek iyi kurumları ve iyi vatandaşları da sayıca çoğaltmak gerekir…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31