Tüm Kıbrıslıların hayatında öneli bir yeri vardır Dentaşın.

Kıbrıs’ta belli bir süre yaşadıysanız onunla karşılaşma olasılığınızda oldukça yüksektir.

Çocukluğumda önce Denktaş’ın felsefesi ile tanışmıştım.

Babam muhalefet milletvekili olduğu için dışlanmışlığı yaşadım!

Sonra Onu Kıbrıs Tarihi kitaplarından okudum.

Yıllar sonra hocam/yönetmen Süha Arın Denktaş belgeselleri çekmişti.
Ben de o ekipte çalışmıştım.

Bu sefer Denktaş’la fotoğraf çekip evindeki çalışma odasındaki kitapları inceleme imkânı yakalamıştım. Okumaya verdiği önem etkileyiciydi.

O çalışma boyunca Denktaş’ın enfes ciğer tava pişirdiğini de öğrendim.

Aradan yıllar geçti ve onunla bu sefer DAÜ’de, Akademik yılın açılış töreninde karşılaştık.
Denktaş KKTC Cumhurbaşkanı ben de araştırma görevlisiydim.
O tarihlerde bu törenden sonra şu yazıyı kaleme almıştım:

“Mehmet Ali Talat o zaman Başbakandı, Doğu Akdeniz Üniversitesindeki akademik yılın açılış töreni için üniversitedeydi. Ben de törenin yapıldığı Spor Sarayında görevliydim.

Önce Rektör konuştu ardından Talat çıktı, eğitimin önemini vurguladı sonra da kulaklarıma inanamadığım şu cümleyi etti; “İyi ki bu töreni spor salonunda yaptınız, konuşmalar hep yankılanıyor, çok şanslısınız, çünkü benden sonra konuşacak olan sayın Denktaş’ın yıllardır söylediği o aynı sözleri duymayacaksınız”, dedi ve konuşmasını tamamladı.

Alkışlandı yerine oturdu ve Denktaş’a bakıp gülümsedi.

Denktaş konuşmasını yapmak için kürsüye çıktı. Oldukça sakindi. Mikrofonu iyice ağzına yaklaştırdı, “merhaba diyorum, duyuyor musunuz?” diye misafirlere soru yöneltti. Bir grup misafir “evet” diye karşılık verdi. Ardından “Türkiyem, diyorum, duyuyor musunuz?” dedi ve birçok misafir yüksek bir sesle “EVETTT” diye karşılık verdi. Tabii velilerin çoğu Türkiyeliydi. Ardından Denktaş Talat’a baktı ve gülümsedi.

Yaratıcı, kışkırtıcı ve esprili geçen bu konuşma beni çok etkilemişti. İkisi de o anı, ortamı ve birbirlerinin konuşmalarını kullanarak varlıklarını ortaya koymuştu.

Bir anlamda çevre müsait değilse bile var olmak mümkündür demişlerdi. Tüm olumsuz gibi görünen koşullara rağmen inatla var olabilirsiniz ama tabii var olunca da ne söylediğiniz çok önemlidir. Bu benim DAÜ’de yaşadığım en ilginç törenlerden birisidir. Gerçekten kendimi derin anlamların peşinde koşarken hissetmiştim.”

Rauf Denktaş her ortamda, her koşulda, herkesin yanında konuyu her zaman KKTC’ye ve Kıbrıs sorununa bağlayabiliyordu. Türkiye’de en çok tanınan ve çok büyük bir ihtimalle de en çok sevilen Kıbrıslı Türk’tü.

Denktaş’ı nasıl bilirdim sorusuna geri dönersek hayatımda bıraktığı olumsuzlukları da sıralayabilirim ama onun çok iyi ciğer pişirdiğini, çalışkan, arşivci, kendine güvenen, etkileyici bir konuşmacı ve son yıllarda gücünü yitirse de tarihi bir lider olduğunu söylerim.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31