Sanırım 1953 yılında olmuştu deprem…

Büyüklerimiz anlatırlardı.

Dinlerdik.

Büyüklerimiz, “O kadar çok sallandık ki” derlerdi.

Çadırlardan bahsederlerdi…

Herkes taş binalardan kaçmış, ya evlerinin bahçelerine ya tepelik yerlere kurulan çadırlara gitmişlerdi.

Yurtdışından yardımlar gelmişti.

Hayal gibi gelirdi.

Yerlere bakardık, taş gibiydi.

Tarlalar yerli yerindeydi.

Evlerse bildik evler.

Babutsalar bile keyfiliydiler.

Depremi babam da anlatırdı…

Babam o yıl Baf Limanındaki bugün de faal olan Pelikan Restoranını çalıştırırdı.

Yanında Antalya’dan mübadele ile gönderilen Rumlardan bir aşçı çalıştırırdı.

Aşçının adı Marti’ydi…

Bir de kadın vardı lokantada çalışan, adı Martu’ydu…

Babam, “Tüm mezeleri Marti’den öğrendim” demişti.

Babamın mezeleri iyiydi.

Balık çeşitlerini ve diğer lokanta ile meyhanelerde olması gereken ne varsa her şeyi iyi yapardı.

Hatta fasariyalardan sonra zorunlu kaldığımız Mutallo’da meyhane bile açmıştı…

O deprem zamanı babam limandaki meyhanedeymiş.

Merdivenleri var meyhanenin…

Cephesi denize bakıyor binanın.

Sık sık anlatırdı o deprem gününü…

“Yerleri moplardım, derdi…

Biz de dinlerdik.

“Birden bir gürültü koptu, raflardaki şişeler aşağıya düşeye başladı…

Şişelerin gürültüsü depremin gürültüsünü geçmişti.

Deprem olduğunu anında anladım, kendimi denize doğru attım…

Döndüm sonra, gördüm ki aşçı Marti kolonlara sarıldı, öylece duruyor.

“Kaç” dedim ona “kaç”…

Kaçtı.

Gürültü ve sallanma kesilince eve doğru baktım.

Ne göreyim, bizim mahalleden dumanlar, tozlar yükseliyordu.

Eyvah dedim bizim evler yıkıldı…

Ve koştum.

Çok şükür her şey yerli yerindeydi.”

Anneme de sordum depremi…

-Çok sallandık, dedi.

Ancak evi terk etmemişler…

Bu anı, dün Baf’ta olan deprem haberinden sonra aklıma geldi.

Ve babamı bir daha düşündüm…

Olsaydı belki yine o hikâyesini bir daha tüm ayrıntısıyla dinleyecektim.

Hazır Baf’tan depremden açılmışken…

Bazı gazeteler deprem haberini verirlerken…

Baf’ta veya Kıbrıs’ta diyeceklerine, “Kıbrıs’ın güneyinde deprem” oldu dediler.

Ona hiç canım sıkılmadı…

Çünkü onları yazanlar da haber diye sayfalarına koyanlar da ne yaptıklarını çok iyi bilenlerdir.

Onlar Kıbrıs’ın bölünmüşlüğüne bizleri inandırmak isteyenlerdir.

Bütün mesele bizim oyuna gelmememiz…

Ve onlara rağmen, bize göre Baf’ın da Girne’den farklı olmadığını…

Tüm şehirlerin ve köylerin Kıbrıs olduğunu görebilmemizdir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31