Klasik politika biliminin temel konularından biri olan “Devlet”i tanımlamak kolaydır.  Devlet kurmak için nelere sahip olunması gerektiğini bir çırpıda sayarım sizlere. Devletin önemini ise aylarca anlatabilirim. Üstelik devletin görev, yetki ve sorumlulukları kamu yönetimi literatürü yardımıyla çok kolay açıklanabilmektedir.

 Bir de diğer taraftan baklalım. “Devlet”i tanımlamak zordur. Devletin tanımı üzerinde bile birçok görüş farklılıkları bulunmaktadır. Örneğin Karl Marx, devleti, “sınıf yapısı” olarak tanımlamaktadır. Veya devleti hukuksal boyutları ile de açıklayabilirsiniz. Duruşunuz ve düşünce biçiminiz yapacağınız tanımla birebir ilişkili olmaktadır. Devletin soyut mu somut mu oluğu yönünde yapacağınız tartışmalar bazen sonuçsuz kalabilmektedir. Fakat, devleti “sınıf yapısı” olarak tanımlamak için de ille de Marxist olmak zorunda değilsiniz. Farklı sınıfların toplumda yöneten ve yönetilen rollerini paylaştığını düşünebilirsiniz. İsterseniz devlet kavramı ile hiç uğraşmayan, “anarşist”leri inceleyebilirsiniz. Anarşistler, Devlet’e ne gerek, hemen sistemin çökermesi için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazır bir görüşün temsilcisi. İşte bunlar teorideki devleti tanımlamanın bin bir şeklinden bir-ikisi o da çok yüzeyseli.

 Siyasette teori ile pratiğin paralel gittiği pek bir az rastlanır durumdur. Örneğin pratikte, anarşist olup devleti çökerteceğine, vatandaş olup devlete sahip çıkmak daha avantajlı görünmektedir. Marxistler kızmasın küçük harflerle yazalım! Sınıf çatışması var diye diye vakit kaybedileceğine toplumdaki sınıfları yok etmenin çeşitli formülü aranabilmektedir. Devlet tartışılırken öncelikle devletten ne anladığınız önemlidir. Ondan beklentileriniz nelerdir? Neden devlet kurma ihtiyacı hissetmiş insanlar? Sosyal anlaşma veya güvenlik isteği tüm bunları açıklamak için yeterli mi? Peki, çok gerilere gitmeden, bugünün koşullarında devleti tanımlamaya çalışırken, bir de bakıyoruz, küreselleşme. Ve her şey sil baştan.

 Bana sorarsanız, konu kent, çevre ve yerel yönetimler olunca liberal görüş bizden gerekli eleştiriyi fazlasıyla almaktadır. Konu devlete gelince, Marx’ı anmamak olmazdı. Düşünceye haksızlık olurdu. Devlet soyuttu somuttu tartışmaları bir tarafa bırakılsın. İktidar kavgaları demokrasilerde güzel renkler saçsın. Devlet sahip çıkılması gereken kavramların en önde gidenidir. Milliyetçilikten falan değil, sistemin önemidir. Ülkesi, toprağı, vatandaşı, iktidarı devletin tam da kendisidir. Geriye kalan biraz da sizin, bizim elimizdedir. İşte hükümetlerin devlet olabilmesi bu açıdan önemlidir. Hükümetler devlet olduğu zaman etkindir. Toplumlar da devletleri olunca mutlu olurlar. İşte tüm olay bundan ibarettir.

Dr. Deniz İşçioğlu     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31