Sosyal medya ilginç bir platform. 10 saniye içinde sinirlenip, 10 saniye içinde sakinleşebiliyorsunuz. Ait olmadığınız bir grubu takip etmemek veya seyretmek yerine dahil olmayı tercih edip, avazınızın çıktığı kadar bağırabiliyorsunuz. Gürkan Özturan ‘Dijital Linç Kültürü Yaygınlaşırken’ başlıklı yazısında şöyle der: “Önceki çağda kitlelere ait olan yazarların eserleri saldırıya uğrarken, bugün saldırıya uğramak için bir birey olmak yeterli oluyor.” Her ne kadar azar bunu muhalif seslerin susturulmasını eleştirmek için yazsa da, yazısını okurken aklım ‘saldırıya uğramak’ ve ‘birey olmak’ olgularına takıldı.

Yıllardır sosyal medya üzerine çalışmalar yapan biri olarak özellikle seçim dönemlerinde insanların hakarete varacak düzeyde birbirleri hakkında yorum yaptıklarına, alayın en üst seviyesinin yaşandığına; sular durulduktan sonra ise hiçbirşey olmamış gibi davrandıklarına şahit oldum. Sosyal medyanın politik katılımı tetiklediğini savunurum, ve bunun da iyi bir şey olduğunu düşünürüm ama katılımcı demokrasinin yerini, bilgisizliğin körüklediği bir laf kalabalığı ve linç kültürü alıyorsa o konuşmadan sonuç çıkmadığının defalarca şahidi olduğumu söylemeliyim. Yukarıda bahsettiğim linç kültürü kategorisine giren üç tip sosyal medya kullanıcısı var:
1.    40 yorumdan sonra bile sizi duymak istemediği için aynı noktada olanlar
2.    Alayvari yorumlarla maçı/ tartışmayı kazandığını düşünenler
3.    Arkadaşlara açık yorumlarda klavyesine geleni yazıp, özelde aslında sen haklısın diyenler.

İfade özgürlüğünün sonuna kadar savunucusuyum, eğer bir kişinin fikrini beğenmiyorsak, rahatsız oluyorsak ‘takibi bırak’ seçeneğinin kullanılmasını hep öneririm. Ama insanların özel alanlarına girip, şahsiyetleri, eğitim durumları, statüleri ile ilgili yorum yapmak, hakaret etmek, küçümsemek ve eleştirmek bence ifade özgürlüğü kapsamına girmiyor. Sosyal Medya’nın kamusal alan olup olmadığı konusunda çeşitli görüşlerin olduğu bu günlerde, soranlara hep şu örneği veririm: Bir cafe’de otururken yan masaya gidip, sen yanlış düşünüyorsun demek ifade özgürlüğü müdür yoksa kişilik haklarına müdahale midir? Sosyal medya adı üzerinde sosyal bir platform.Ancak, her sosyal ortamda her dozda eleştiri yapılamaz, hakaret edilemez. İşte tam da bu yüzden kişilik haklarına saldırının olduğu yerde sosyal medyada hakaret suçlarının ele alınmasının tam zamanıdır diye düşünüyorum.  
Siyasi parti, devlet kurumları ve sivil toplum örgütlerinin sosyal medya eğitimlerine katkıda bulunmuş, hem de paylaşımlarını defalarca incelemiş biri olarak, resmi sayfalar üzerinden yapılmasa da siyaset söz konusu olduğunda, son yıllarda dijital linç ve kendinden olmayanı ötekileştirme kültürünün ivme kazandığını görmekteyim.
T-shirt’lerinde bulunan sembollere bakıp ideoloji açıkladığını düşünen, savunan insanlar olduğu da gözden kaçmıyor elbette. Uzun lafın kısası bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak ve ötekileştirmek, linç kültürünün başlangıç noktası.  KKTC’de %90’lara varan Facebook kullanımına bakarsak yıldız savaşları gibi ortaya çıkan, sonra bir toz bulutu ile kaybolan kavgalardan bıkmış usanmış bir kitlenin olduğunu da görmekteyiz. 
Çözüm? Yeni kuşakların eğitiminde küçük yaşlardan itibaren okul müfredatlarına sosyal medya okuryazarlığı derslerinin dahil edilmesi, her okuduğuna inanan bir neslin önlenmesi, doğru eğitilmesi, bireylerin fikirlerini bilerek ve gerekçelere dayalı savunmaları konularında farkındalık eğitimi verilebilir. Peki ya şimdiki kullanıcılar? Onlara da tavsiyem,bir şeyi paylaşıp savunmadan, yazmadan önce iki kez okumaları  kendilerine şunu sormaları : Bu yazdığım bir fikri/olayı/olguyu mu tartışıyor yoksa birinin kişilik haklarını, itibarını ve yaşam alanını  mı ihlal ediyor?

Kaynakça
Özturan, G. Dijital Linç Kültürü Yaygınlaşırken http://bianet.org/biamag/medya/154521-dijital-linc-kulturu-yayginlasirken
Fuchs, C. (2008). Internet and society: Social theory in the information age. Londra: 
Routledge. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31