Nerede okuduğumu unuttum…

Ama denemek kolay! Tam kapsamlı bir İngilizce sözlük’te, 7 yüz bin dolayında kelime varmış!

Bir Türkçe sözlük’te kaç kelime var dersiniz?

30 bin…

Ortalama bir Türk mektep görmüşü, 3bin kelime ile konuşur…

Son zamanlarda, 3 yüz kelime ile konuşanlar da türedi!

Gerisini, hayret nidaları çıkararak idare ediyorlar…

Üşenmedim, bu yazıyı yazarken, bilgisayarın sözlüğüne baktım.

“Mükemmel” yazdım, üç İngilizce karşılık:

“Perfect, exellent, super”!

“Muhteşem” yazdım…

“Magnificent, splendit, great, Grand”… 

“Eğlence” yazdım:

“Amusement, fun, recreation, pastime”

Enjoy”u da ben ekleyeyim…

Bir dilin zenginliği, ayni zamanda o dili konuşanların fikir dünyasının zenginliğini de ifade eder.

Edebiyat dünyasını zenginleştiren de konuşulan dilin zenginliğidir.

Onun için adam oturup, romanını İngilizce yazıp, Türkçe’ye çevirince, Türk okur ne anlattığını anlayamaz ama o Nobel Edebiyat Ödülü kazanır!

Çünkü 3 yüz kelime kullanarak, iyi roman yazmak, mümkün değildir…

Kelime, söz, kelâm, lâf, lâkırdı’yı iptal edip de hepsini “sözcük”e tahvil ederseniz, biraz zor edebiyat yaparsınız…

Oldukça zor da düşünürsünüz…

Dünya üzerinde kendi mesleki malzemesi olan “dil”i fakirleştirmeye çalışan bizden başka bir “aydın” grubunun olduğunu, sanmıyorum.

Bugün Türk romanının başlangıcını okuyup anlayacak genç nüfus yoktur!

Örneğin, Türk dilinin en büyük ustalarından Refik Halit Karay’ın anılarının başlığı Minel- Bab, İlel- Mihrap’tır! Ne demek? 

Üstat, en önde gelen dilde öze dönülmesi savunucularındandı…

Ömer Seyfettin bile anlaşılamıyor bugün!

Türkçeçilik akımının öncüsü…

Atatürk’ün Nutuk’unu, kendi okuduğu gibi okuyup anlayabilecek, üniversite öğrencimiz var mı?!

Tarih ve edebiyat bölümleri, hariç!

Güya, Arap ve Acem etkisini ortadan kaldırıp, Türklük bilinci yaratmak üzere ortaya atılmıştır ama örneğin Azerbaycan’da ben bizzat, “Türkçe mi danışırsın, İstanbul ağzı mı?” sorusunu işittim!

Özenilen, Çağatay lehçesinde de böyle uydurma kelimeler yoktur!

Yüz seneden kısa bir zaman öncesi ve çevredeki Türkçe konuşan bütün halklarla bütün bağları koparan bir dil anlayışı üretip, bununla hangi “milli şuur”u kuracaksınız?

Hangi, “ortak tarih bilinci”?

Çalıkuşu’nu, Aşk-ı Memnu’yu, Yaprak Dökümü’nü, Yaban’ı anlayamıyor ki ortalama adam!

Fuzulî’den geçtim…

Bunu Atatürk istedi, amenna…

Atatürk, Türk Tarih Tezi denilen, Hititleri bile Türk çıkaran tezi de istemiş ama uygulayıcılar uçunca, iptal etmişti…

Dilde, bunun beş beteri yaşanıyor…

Bu dil meselesinde, dünyada eşi menendi olmayan bir acaiplik daha var!

Bütün dünya solu, enternasyonal bir dili destekler, yalnız Türk solu, ırkçı bir dil yaratmaya çalışır! Her yerde enternasyonal, dilde ırkçı! 

O da yarı buçuk…

Faraza tabii, farzı mahal ya da…

Meselâ, misalen, ya da örneğin…

Meşrebinize hangisi uyarsa…

Hepsini budayıp, sadece örneğin’i bırakırsanız, eblehleşirsiniz…

Dilde ustalık, hangisini ne zaman kullanacağınızı bilebilmekten geçer…

İndirgeyip, dili piç etmekten değil…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31