Toplum şu anda karpuz gibi ikiye bölünmüş durumda;

Dindarlar ve dinsizler!

Bunlar tarafların karşı tarafa söylemleri.

Her yaz tatili geldiğinde Kuran kursları başlayınca kısır bir döngü içinde birbirimizi yer dururuz.

Şimdi daha da gergin bir süreç bekliyor bizi.

Haspolat Meslek Lisesi’ne, eğitim yılının tam ortasında açılan İlahiyat bölümüyle yaşanan çatışma çok daha büyüyecek.

İlahiyat bölümünü destekleyenler belki de molla, desteklemeyenler ise dinsiz ilan edilecek.

Olayın en büyük suçlusu pek tabi ki hükümet, daha da doğrusu bakanlık.

Objektiflerin karşısında poz vermeyi çok seven bakanımız, KKTC’de bir ilk gerçekleştiriliyor ve her nedense tek bir kelimelik açıklama yapma zahmetine katlanmıyor.

Şimdi akla şöyle bir soru geliyor;

Bakan Dürüst, eğitim döneminin tam ortasında ilahiyat fakültesi olayına karşı ama emir her zaman olduğu gibi yine yüksek yerden geldi ve bu konuda ömrü billah konuşmayacak.

Yok tersi ise ve ilahiyat fakültesine destek veriyorsa, çıkar delikanlı gibi kamuoyunun karşısına KKTC’de bir ilk olanı gerekçeleriyle açıklar.

Biz sadece susmasını, gerginliğin artma nedeni olarak görüyoruz.

Bu arada muhalefet ve bazı sivil toplum örgütleri de bu konuda zemzem suyuyla yıkanmış değiller.

Din eğitimini sanki de ‘öcü’ olarak göstermeye çalışıyorlar.

Bu işin elbette kolay yanı!

Ama bir de inançlar var, yıllardır savundukları evrensel değerler var…

Laf ola muhalefet yapacaklarsa kendi bilecekleri iş ama, yapılan ağır eleştiriler, toplumu zaten pamuk ipliğine bağlı ilişkilerini koparmaktan öteye geçen eylemler değildir.

Her fırsatta komşumuzdaki Kilise’ye bakış açısını bile göz önünde bulundursalar, daha objektif olacaklarına inanıyorum.

Daha ilkokuldayken haftanın belli günlerinde Kilise’ye giden Rum öğrenciler orda dururken, bu tarafta niçin din eğitimi veren kurumlara bu kadar ön yargı ile bakıyorlar?

Benim kişisel görüşümdür;

Din eğitimine de, ilahiyat fakültelerine de karşı değilim.

Madem ki inançta baskı ve empoze olmaz, madem ki aksi evrensel değerlere ters düşer, o zaman kimin hangi din dersini alacağı, hangi dine sarılacağını bırakın da kendileri karar versin.

Burada asıl üstünde durmamız gereken konu, bir süredir baskı altında tutulmaya çalışılan Kıbrıslı Türkleri’nin birileri tarafından ılımlı İslam modeline çekilip çekilmediğidir.

Eğer, Kıbrıs Türkünün en büyük değerlerinden birisi olan laikliğe halel geliyorsa, bu işte bir bit yeniği var demektir.

Diyeceğim şudur;

KKTC’de son 15 yıl içinde bazı tarikatların türediğini bilmeyen yok.

Nurcular bir tarafta, Süleymancılar bir tarafta, kendi ölçülerinde faaliyet sürdürmekte ve şimdiye kadar da bundan kimse bir zarar görmemiştir.

Bundan böyle eylem şekilleri değişir mi, ilahiyat bölümü ile bu iş dallanıp budaklanır mı işte onu bilemiyoruz.

Bu da en başta tabi ki hükümetin ve dolayısıyla bakanlığın görevidir.

Yarın bir gün, okullarda din üzerine çatışmalar çıkar da, öğrenciler okumak için gittikleri kurumlarda birbirlerine ‘dinsiz’ ve ‘molla’ yakıştırması yaparlarsa, ki bu bizi bekleyen en büyük tehlikedir, bunun tek sorumlusu şu an bakanlık koltuğunda oturan Kemal hazretleri olacaktır.

Kısaca;

Ülkemizde din konusu sürekli istismar edilmiştir, anlaşılacağı gibi istismar edilmeye devam edecektir.

Bunun da tek sorumlusu, gelmiş geçmiş hükümetler olduğu kadar Kıbrıs Türkünü, dinsiz ilan edip, tımar etmeye yeltenen dış güçlerdir.

Korkak, kabuğuna çekilen ve yukardan gelen her emri uygulamaya çalışanlar, gün geldiğinde belki o kutlukta oturmayacaklar ama onların hataları nedeniyle, onarılması çok zor arızalı bir gelecek bizi bekliyor olacak.

 

LTB’de işe ‘son’ girenler ‘ilk’ gidecek!

Ülke ekonomisinde baş gösteren sıkıntılar bir çok belediyemizde de devam ederken, bundan en fazla nasibini alan Lefkoşa Türk Belediyesi artık karar aşamasına geldi.

Belediyenin bütçesinin ayağa kaldırılması için şu anda 1000’in üzerinde olan personel sayısının 850’e düşürüleceği ve bunun yeni yıldan sonra uygulanacağı söylenirken, konu ile ilgili belediye ve sendikanın şu anda masada oldukları, anlaştıkları taktirde belediyeye son dönemde alınan 200’e yakın çalışanın tazminatlarını ödenip işten durdurulacakları ifade ediliyor.

Anlaşılan, son giren ilk çıkacak ve devletteki gelenek devam etmiş olacak.

sadasdasd.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Suat GÜNSEL, Girne’de yeni liman yakınlarında 5 dönümlük vakıf arazisinde gözünüz olduğunu ve bu konuda düğmeye bastığınızı öğrendik. Ancak bu işle ilgilenen kişiyi doğru seçmemişsiniz, duyulunca yer yerinden oynar bilesiniz.

Sayın Kemal DÜRÜST, meslek lisesine ilahiyat bölümü konusunda derin sessizliğinizi koruyorsunuz ama günün sonunda kabak sizin başınıza patlayacak haberiniz olsun. Oysa siz habercilerin önüne geçip açıklama yapmayı çok severdiniz değil mi?

Sayın Sunat ATUN, Girne yat limanındaki yat sahipleri son üç senedir elektrik parası ödemiyorlarmış. Aylık faturanın toplam 40 bin TL olduğu söyleniyor. Yat sahibi olan godamanlar elektrik parasını ödemeye niçin yanaşmıyorlar acaba? Hani bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaktı?

Sayın Turgay AVCI, dün partinizden halen istifa etmemiş ama etmeye hazırlanan bir kurmayınızdan mesaj gelmiş. Partiyi feshetme konusunda epey ciddi olduğunuzu iddia etti. Bu konuda bir açıklama yapsanız iyi olacak.

Sayın Mehmet ÇAKICI, Karpaz bölgesinden 60 kişin partiye katılım işi son noktaya gelmiş ama vereceğiniz resepsiyon için maddi sıkıntı yaşıyormuşsunuz. Mahmut Kuş’a bir talimat verin, bir hamsi gecesi düzenleyip bu işi bedavaya getirin. Nasıl fikir ama?

Sayın Doğan EMİROĞLULLARI, İskeleli bölge halkından postadaki istihdam sorununu çözmek için 15 gün süre istemişsiniz ama aradan tam 30 gün geçmiş. Bu ay sonuna kadar mühlet veriyorlar, yoksa eylemler kaçınılmaz olmuş.

Sayın Kenan AKIN, tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı derler ya, sizin de eski partiniz DP’ye dönmek için teklifleri ciddi bir şekilde değerlendirdiğinizi duyduk. İyi de Lefkoşa’dan niçin ev arıyorsunuz onu anlayamadık. Yoksa bakan olmayı filan mı düşünüyorsunuz?

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, Ortopedik Özürlüler Derneği’nin yanım kalmış spor salonunun bitirilmesi için kamuoyundan gelen mesajlar her geçen gün geliyor. O tesisi bitirip binaya da Mustafa çelik ismini vermeniz, ülkeye büyük hizmet olacaktır.

Sayın Bülent GÜNKUT,yarın sizin onurunuza Haydarpaşa Ticaret Lisesi’nde emeklilik etkinliği düzenleneceğini öğrendik. Böyle giderse sizin eski öğrenciler gün gelir büstünüzü bile dikerler. Tekrar hayırlısı olsun diyoruz.

Sayın Sercan ÇAVUŞOĞLU,  bu kadar iddialardan sonra artık o diplomayı çıkarıp göstermenin zamanı sizce gelmedi mi? Bu konuda destekçiniz bakan bir takım sıkıntılar yaşamaya başladı haberiniz olsun.

Sayın Işılay ARKAN, Girne Zeytinlik’teki arazi ihalesi konusunda en fazla hassasiyeti sizin göstermeniz gerekiyor. En ufak bir hata bile ortalığı toz duman eder, aman dikkat diyoruz!

Sayın Kemal ALTUNCUOĞLU, birliğinizin her geçen gün üye sayısını arttırdığınız gözlemleniyormuş. Şu kolay krediler konusunu da çözerseniz, alemin kralı siz olacaksınız. Biraz gayret bakalım.

Sayın Mustafa AKÇABA,  çalışma ve sağlık izinleri konusunda çalışmalarınız sonuç vermiş ve işler artık tek elden devlet kontrolüne girmiş. Bakalım bu başarınızı büyükleriniz görecek ve ödüllendirecek mi?

Sayın İrfan DEMİR, çak kese böceği ile mücadelede kimyasal ilaçlar vatandaşı iyice tedirgin etmeye başladı. Siz en iyisi bu işi bir kez daha bilim adamlarına bir sorun da ileride bir arıza çıkmasın.

Sayın Zorlu TÖRE, meclis çalışmalarında bazı kararlarda UBP-CTP işbirliği yapıldığını görünce anında meclis salonunu çaktırmadan terk ettiğiniz gözlemleniyor. Acaba böyle işbirlikleri ileride bir UBP-CTP koalisyonunun habercisi olabilir mi?

Sayın Sami OSMANLI, gençlik üzerine yaptığınız başarılı çalışmalar parti kurmaylarınızın gözünden kaçmıyor. Eğer böyle giderseniz birkaç yıla kadar sizi mecliste görmememiz kaçınılmaz olacak gibi görülüyor. Tebrik ederiz.

Sayın Alihan PEHLİVAN, eğer abi sözü dinleseydin senin kadro işin çok daha önceden bitmiş olurdu. Biraz geç oldu ama temiz oldu. Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki kadrolu işiniz hayırlı ve uğurlu olsun. Bakalım Bakan Dürüst sizi iyi değerlendirebilecek mi?

Sayın Güven ARIKLI, önceleri biraz acemilik çektiniz ama son günlerde başbakanlıkta işlerin epey yoluna girdiği ve bunda sizin de büyük payınızın olduğunu duyduk. İrsen bey hayli memnunmuş, keyfiniz gıcırdır değil mi?

Sayın Cihan ERDOĞAN, yaş otuz beş olduğuna göre yolun yarısına mı geldiniz acaba? Maşallah kutlu doğum haftası gibi bir parti düzenlemişsiniz. Memlekette şarap kalmadı diyorlar. Hayırlı yaşlar dileriz.  

Sayın Simavi AŞIK, ünlü eşek öyküsünü aldım teşekkür ederim. Bir aksilik olmazsa hafta sonu sayfamızda yer vereceğiz. Torunlarla mutlu günler dilerim.

 

Günün Fıkrası : Cin

Kadının biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış. Lambadan cin çıkmış ve;

-'Sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün öyle dile' demiş.

Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak:

-'Bütün dünyada zulmün, savaşın, açlığın bitmesini istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını, her yere barışın gelmesini diliyorum' diyivermiş.

Cin haritaya bakmış ve dehşetle;

- 'Tanrı aşkına kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunu yapabileceğimi sanmıyorum, başka bir dilekte bulun' diye bağırmış. Kadın birkaç dakika düşünmüş ve ;

- 'Hayatı m boyunca doğru bir erkek bulamadım. Bilirsin; hem ince düşünceli, hem dürüst, hem karizmatik, hem eğlenceli biri, sevecen, ilgili ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum' demiş.

Cin derin derin bir iç çekmiş:
-Uzat şu kahrolası haritayı!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31