Kıbrıslı Rum faşistlerin, Yunan askeri cuntası ile birlikte düzenlediği 15 Temmuz 1974 darbesini hâlâ Başpiskopos Makarios’a mal edenlerin olması çok ilginçtir…

 

Makarios, darbenin en ciddi mağdurudur…

Makarios’un, Kıbrıs’taki olaylarda sorumluluğu olup olmadığı konusu başka bir ayrıntıdır ama darbeyle bağlantısının kurulmaya çalışılması, “… Tüm Rumlar – Elenler aynıdır” mesajını vermeye çalışan, 1958 model soğuk savaş safsatasından başka bir şey değildir…

Makarios’un 15 Temmuz 1974’teki sorumluluğu, belki de Türkiye’nin sorumluluğundan bile daha azdır…

Amacım, Makarios’u aklamak değil ancak tarihin çarpıtılmasına kendimce müdahale etmektir.

Bu konuda onlarca kitap, yüzlerce de belge okudum – gördüm…

15 Temmuz 1974 Darbesi, soğuk savaş yıllarında, “aşırı milliyetçi duyguların”; Amerika ve yandaşları tarafından nasıl kullanılabildiğinin bariz bir örneğidir.

Kıbrıs’ın bölünmesi, güçlü NATO müttefiki Türkiye’nin adaya gelişi ve yerleşmesi, sadece ve sadece Amerika’nın doğrudan çıkarları ile alakalıdır.

Ancak, Türkiye’nin bu olaydan prestij elde ediyor olması da kaçınılmazdır.

Nedir bu prestij?

Dünyanın devlerinin göz diktiği batmayan savaş gemisi üzerinde çok ciddi askeri bir güç…

Düşünün, Amerika, İngiltere, Rusya, Fransa bu avantajlı noktada “askeri ve istihbarati kazanımlar” için ciddi planlar yaparken, Türkiye çok rahat konumdadır…

Tüm Rumlar, tüm Elenler aynı değildir…

Aynı şey bizim için de geçerlidir tabii ki…

1974’teki iç savaşta kurban giden ilerici ve darbe karşıtı Rum sayısı, belki de 5 gün sonrasında başlayan savaşta yaşamını yitiren Türk ve Rumlardan fazladır…

Kıbrıslı Türklerin tümü için “karşı taraftan nefret etme” yüzde yüz olmadığı gibi; tüm çabalara ve yoğun propagandaya rağmen, aynı şey Rum toplumu için de geçerlidir…

Bir an, bunun doğru olmadığını da farz edelim…

Tüm Rumlar, tüm Kıbrıslı Türklerden ve tüm Kıbrıslı Türkler de Rumlardan yüzde yüz nefret etse de, aynı Ada üzerinde, bir arada yaşamaktan başka şansları yoktur.

Kavga ederek – savaşarak – öldürerek bunca tecrübeyle sabittir ki bir sonuca varılamamıştır…

Dünyanın tarihinde “savaşla – kavgayla sorun çözüldüğü” de yazılı değildir…

Uzlaşmak, alttan alıcı olmak kaçınılmazdır…

15 Temmuz gibi tarihler, geçmişte yapılmış hataları hatırlamamız açısından çok önemlidir…

Şu anda Güneyde ağırlıklı olarak iktidarda olan DİSİ, 15 Temmuz 1974’teki darbenin “uygulayıcısı” olan beyin kadronun devamıdır…

Elbette köprülerin altından çok ciddi sular akmıştır…

Elbette zaman değişmiş hatta DİSİ’liler, Annan Planı’na “gönlümüzü okşayıcı” bir tavırla “Evet” deme cesaretini de göstermiştir…

Ancak, DİSİ’nin hem kendi toplumuna hem de Kıbrıs Türk toplumuna çok ciddi bir özür borcu olduğu inancındayım.

Sıcakkanlı Akdeniz insanı “özür dilemeyi” onuruna yakıştırmaz…

Ama, sıcakkanlı Akdeniz insanları, artık onurun değil, geleceğin daha önemli olduğunu bilmelidir…

DİSİ, bugün yaşadığımız her türlü felaketin, Ada’da gerek Rum gerekse Türk toplumunun dile getirdiği her türlü siyasi şikayetin en önemli sorumlusu olan “Darbe” hatasını yapan EOKA B’nin siyasi devamıdır…

Değişim olmuştur… Büyük çoğunluğun, 1974’te yaptıklarının hata olduğunu bildiğinden eminim…

Ama, toplumlardan özür dilemeyi becerebilmek, küçültmez…

Tam aksine, içinde bulduğumuz dönemde, hâlâ bir birini affedememiş olanlara “ilaç” gibi gelir…

Hazır bu “hata nedeniyle özür dilemek”ten söz etmişken; yeri ve zamanı olmayabilir ama “seçimlerimiz arifesinde”, CTP’ye de tavsiyemdir…

Üstü kapalı bir kaç demeçle, hükümetiniz dönemindeki bazı “rahatsızlıkları” unutturamazsınız…

Gerçek anlamda son haftaya özürle girerseniz, sizi kimse tutamaz… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31