Taşkınköy’de yaşayanların yaşam kalitesi, su gelecek davasına bozulmuş.

Kamyonlar, topraklar, molozlar, egzoz dumanları

Adamlar neredeyse maskeyle gezecekler.

Açtım Google’ı…

Baktım bu Taşkınköy neresi...

Taşkınköy’ün Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki adı yok çünkü yoktu…

Kayıtlarda geçmiyormuş…

Meğer 1974 sonrasında doğan yerleşim yeriymiş…

Türk-Sen bölgeye konutlar kondurmuş…

Yerleşim başlamış…

Adını da dönemin sendika başkanı Necati Taşkın'ın 12 Ocak 1983'te trafik kazası sonucu ölmesiyle, Taşkınköy koymuşlar.

Şimdi orada yaşayanlar, su gelecek diye nefes alamaz durumdalar.

Hey gidi hey…

Güzelim ülkem sakinken…

Havası, denizi, bağı bahçesi temizken…

Suyu, toprağı, fışkıran sebze meyvesi bol bile gelirken…

Kurtulacağız denilerek ne hallere düşürüldük.

Şimdi havamızı soluyamaz, çeşmelerimizden su içemez, her yerden denize giremez duruma düşürüldük.

Pazar günü maç izlemeye gittim.

Hava güzeldi.

Güzel dedimse sonbahar güzeliydi…

Bulutlar yağmıyordu ama güneşin önünde bir örtüydüler…

Ve toprak kışa kendini hazırlıyordu.

Ne garip bir durum bu…

Ormanlardan geçerken fark etmiştim.

Yaprakların hepsi birden sararmıyordu…

Hepsi de pat diye terk etmiyordu dallarını.

Tek tek vedalarını izlemek de keyifli, ağaçların altındaki kahverengi örtüye değmek de…

Öyle bir günde maç izlemeye gittim.

Maç başladı.

Yanımda oturan, boynumdaki kameraya baktı.

Daha önceden nereli olduğumu söylemiştim.

-Denktaş’ın da kamerası vardı, dedi.

-Vardı, dedim

Dudaklarını hafif büzdü, sağ omzunu aşağıya indirdi…

Çapraz şekle büründü.

-Bir defasında, aynı yerdeydik… Kamerasını masaya koydu, geri çekildi hayranlıkla baktı, dedi.

-Tamam, demeye kalktım konuşmasına devam etti…

-Onunla çok defa konuştuk… Çok iyi bir insandı… Ve çok büyük vatanseverdi, dedi. Diğerleri onun gibi olamadı, dedi…

-İyi de vatansever diyorsun ama Denktaş’ın vatanı Kıbrıs’tı…

Ve o Kıbrıs’ın ikiye bölünmesi için yıllarca çalıştı… Bu nasıl bir vatanseverlik, deyince…

Orada bulunan başka biri söze karıştı “Zaten orayı kurtaranda kabahat…  Alacaktık her yerini, bağlayacaktık Türkiye’ye, işi bitirecektik,” dedi.

Baktım işi bildiğini sananlarla tartışmak, iki ayaklar suyun derinliğini ölçmeye benzer…

İyi günler, dedim yürüdüm…

Maçı izlemedim…

Tek tek solup düşen yaprakları düşündüm…

O dallar seneye yine donanacaktı…

Doğasına bırakmak en iyisi dedim.

O tipleri düşündüm…

Bir de Taşkınköy’ü…

Doğallığına bıraksaydık böyle olmayacaktı, dedim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31