“Dere geliyor dere, yale lel yaaa lellim, kumunu sere sere yale lellim.”

Bir de, “çayır çimen geze geze oooo ooo oy, çayır çimen geze geze oy,”   şarkıları var.

Dilimizden düşmezdi.

Radyolarda hep bunlar çalardı.

Dinler dururduk.

Kulaktan giren ağızdan çıkardı.

Unutunuz mu?

Şimdi de dereler ve akan sular var dilimizde.

Ayrıca yağmayan yağmurdan ötürü çıkmayan çayır çimen…

Ne garip bir durum bu…

Yağmur yağmaz, seller akmaz Arap’ın kızı camdan bakmaz ama yine de mantarlar çıkar…

Ağrelliler fışkırır.

Yakında göreceksiniz kalmışsa eğer Medoş laleleri de kendilerini gösterecek.

Dokunmayın arkadaş.

Dokunmazsanız bu doğa bildiği gibi işleri yürütür.

Yeter kendi kendisine.

Makul sayıda nüfus olsaydı bu Kıbrıs’ta yine meyve ağaçları yüklenecek.

Yine tarlara sebze ile dolacak.

Yine kuyulardan inçlerce su akacak.

Böyledir bu işler.

Ama kıt beyni ile insan bir de açgözlülüğü ile saldırırsa nedir olacağı?

Sen binlerce yıldır orada duran Değirmenlik suyunu toptan alacam diye dinamitle…

Sen binlerce yıldır orada duran muhteşem Beşparmak Dağlarını oy.

Sen bilmem kaç yıldır kendini korumuş ormanları yak.

Ve binlerce yılda artmayan nüfusuna birkaç misli insan taşıyarak artır.

Nedir ki beklersiniz?

Elbette susuzluğun bir hazırlayıcısı vardı.

Hazırlarken bunları iyice hesaplamışlardır.

Su yok, kurudunuz denilerek buraya borularla se gelecek.

Sonra da bizlere atlama taşı olduğumuzu gözümüze baka baka anlatacak.

Doğaya dokunmayacaksınız bir.

Doğanın işine karışmayacaksınız iki…

Bir de açgözlü olmayacaksınız.

Nasılsa bir gün gereken neyse olacak demeli.

Ve sabırla beklemeli.

Tuzla’da dere yatağına fabrika yapacakmış beyefendi.

Bilmiyor mu sakıncalarını?

Kurak geçen yıllara bakarak akmayan derenin hiç akmayacağını sanır fukara.

Tıpkı Lefkoşa’da dereye villa yapan rütbeliler gibi.

Geçiniz bunları.

Ülkenize sahip çıkınız.

Ki ülkeniz de size…

Talat bir çağırmayla koştu, ayağına gitti TC Cumhurbaşkanının…

Talimat aldı.

Döndü.

Şimdi su için gereken teslimiyeti imzalaması gerekecek.

Kibarca gerçeği açıklamak varken, “ben istedim” diyerek.

Burası Kıbrıs…

Burada çayır çimen geze geze dere yataklarına düşeriz de oranın dere yatağı olduğunu bilmeyiz…

Çünkü üstünde ev var, fabrika var.

Bir de yetkililer kendilerini hala yetkili sanıp bizleri de inanalım istiyorlar.

Bu da doğaya aykırı bir şey.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31