Ülkemizin duayen maliyecisi ve devlet maliyemizin kurucusu eski bakanlardan Rüstem Tatar’la sohbet etmek her zaman keyiflidir. Yeni yıl dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz sohbet sırasında, ondan bir kez daha aydınlanma fırsatını buldum. Bana aktardığı ilginç değerlendirmeleri okurlarımla paylaşmazsam haksızlık olur düşüncesindeyim… 
   Aynı zamanda bugünkü Maliye Bakanımız Ersin Tatar’ın babası olan Rüstem Bey’in çok zengin bilgi ve deneyim dağarcığı herkese açıktır. O sadece en kritik günlerimizin sistem kuran maliye bakanı değildir… Kayıp Şahıslar Komitesi’nde Türk temsilciliğini de uzun süre yürüttüğünden ve zamanın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a danışmanlık yaptığından, Rüstem Tatar’ın bir de diplomatlık yönü vardır. Yalnız bu bağlamdaki anılarını yazmaya dursa kitaplar doldurur.
   Sohbetimiz sırasında, o diplomatlık döneminde kendisini en fazla etkileyen konulardan birinin de Doğu Timor’a bağımsızlığının verilerek Birleşmiş Milletler Üyesi yapıldığı ve dünyaca tanındığı günler olduğunu söylüyor.
   O günler yaşanırken Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki görevi dolayısıyla etkin misyoner faaliyetlerini, on binlerce Müslüman’ın Hıristiyanlaştırılarak Endonezya’dan ayrı bir devlete dönüştürüldüğünü ve daha sonra bu devletin nasıl tanındığını, Kıbrıs Türk halkına uygulanan ayrımcılıklar ve baskılar üzerinden kahrolarak izlediğini bana anlatırken isyanı, öfkesi ve üzüntüsü yüzünden okunuyordu.
   Bakınız Rüstem Bey bu konudaki duygularını, seçtiği sözcüklerin üzerinde tane tane durarak nasıl yansıttı:  
   “Eğer biz bir Müslüman Türk Halkı olmasaydık,  Hıristiyan halkların hüküm sürdüğü Batı Dünyası, Rus ve Çin'in de oluru ile bizi de bağımsız bir devlet statüsüne kavuşturacaklardı. Buna hiç kuşkum yoktur ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum bunu…  Düşününüz, Timor 10 sene öncesine kadar Endonezya'nın güneyinde, Endonezya’ya ait bir ada idi. Portekiz müstemleke idaresi zamanında bu adanın doğusuna (East Timor) Hıristiyanlığı (Katolik) kabul ettirdikleri bölge insanlarını yerleştirdiler. Zaman içinde üç yüz bine varan bir nüfus oluşturdular. Ve nihayet oluşturdukları bu Hıristiyan nüfusu ayrı bir devlet kurma amaçlı mücadeleye soktular. Müslüman Endonezya devletine karşı yürütülen bu mücadelede, Hıristiyan dünyası, Doğu Timorlulara  teşvik ve destek verdi. Papa bile o bölgeye siyasi destek amaçlı, özel bir ziyaret yaptı. Ya da bu ziyaret kendisine hazırlanan plan gereği yaptırıldı…
   Netice olarak, ‘Republic of East Timor’ doğdu ve hemen BM üyesi olarak kabul edildi. Ben bu tarihi süreci o dönemde, 10 yılı aşkın bir zamanda görevli olarak BM İnsan Hakları Komisyonu'nun yıllık toplantılarına katılırken yakından izledim. Konu her yıl mutlaka gündeme alınırdı ve Doğu Timor Halkı’nın dev Müslüman Endonezya’nın baskı ve zulmüne uğradığı, bağımsızlığa hak kazanmış olduğu, bir an önce bunun gerçekleşmesi gerektiği ve saire şeklinde zemin yaratıcı savlar ileri sürülürdü. Kimler tarafından mı? O maksatla ‘Hıristiyan Batı’ tarafından kurdurulan ‘humanitarian’ (insan hakları yandaşı) görünümlü NGO'lar (Sivil Toplum Örgütleri) tarafından Nihayet East Timor (Doğu Timor), Müslümanlıktan, misyonerler vasıtasıyla, Katolik Hıristiyanlığa  transfer edilen 300 bin eski Müslüman’ın ülkesi olarak,  bağımsız bir devlete dönüştürüldü. Hem de tarihsel açıdan çok kısa bir zaman dilimi içinde…
    Bütün bu süreç gözlerimin önünde yaşanırken, kendi mağdur ve mücadelesinde haklı vatanımızın durumunu düşünerek kahroluyordum.”
   Rüstem Tatar’ın etkin yorumunu da içinde barındıran bu anılarından sonra, son sözü söylemek de bana düşer. Şunları diyeceğim: Bu dünyada hem Türk, hem de Müslüman olmanın bağnaz Hıristiyanlık akımları karşısında bedeli vardır. Biz o bedeli fazlasıyla ödemekteyiz. Bakalım daha nereye kadar!.. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5