KKTC’de dibe vuran ekonomi, şimdilerde dibi de delip gidiyor… Sanki arzın merkezine seyahat var; Jules Verne’in  kulakları çınlasın!.. Bindirildik bir alâmete, doludizgin götürülüyoruz felâkete… O alâmet, şimdi yakıcı alevlerini saçarak bizi diplerdeki seyahate çıkaran dövizdir!...
   Evet; gündemimizin baş sırasında dövizin patlaması var... Dar ve sabit gelirlilerimiz bir haftanın içinde yüzde 30 dolayında yoksullaştı... Döne döne vuran dövizi, aynen zincirinden boşanmış denetimsiz bir boğaya benzetenlerimiz de var... Aslında acımasız dövizin benzettiği, hem de fena halde  benzettiği, biziz ya!.. 
Gerçi ekonomistler bu evrede dar ve sabit gelirlilerin ne yapması gerektiğine dair dizi dizi tavsiyelerde bulunuyorlar ama, dövizin yaydığı ateşten korunabilmek o kadar da kolay değildir… “Borçlanacaksanız TL birimiyle borçlanın, ya da döviz borcunuzu TL’ye çeviriniz” diyor ekonomistler genellikle… 
   İyi de, dövizin zincirinden boşandığı ortamlarda TL faiz oranları da yerinde durmaz ki… Döviz yükselirken TL faizlerinin de yükselmesi ekonominin klâsik kuralıdır…
    *       *       * 
   Ekonomistler konuşuyorlar ama, susanlar, ya da gerektiği gibi konuşmayanlar var… Eriyen maaşlar, gelirler ve satın alma gücü karşısında çalışanların örgütleri sendikalardan henüz dikkate değer bir ses gelmiyor... 
   İktidarda UBP olsaydı, ya da yeni hükümeti kuran UBP olsaydı; sendikalar tam kadro, sokaklardaydı... Değil mi ama?!.. 
   Yeni koalisyon hükümetinin öncelikli görevi bu ekonomik ve mali gerilemeyi telâfi edecek önlemleri almaktır. Hadi görelim bakalım!... Sendikalar sinmişse, halkın da sinmiş olduğu sanılmasın... Canı fena yanan ve fokur fokur kaynayan bir kamuoyumuz var…
   Sendikalar da eğer tepki göstereceklerse, bunun yanı sıra çare ve çözüm de göstersinler… Sadece tepki koymak ve eleştirmekle olmuyor… Hepimiz aynı kazanın içinde kaynıyoruz ve hepimiz bu kazandan nasıl çıkabileceğimizin yolunu göstermekle yükümlüdür..
    *       *       *
   Genel ekonomik bozgunumuz içinde bir de dövizin ağır saldırısına uğramak çok büyük bir talihsizlik oldu…  Dikkatinizi çekiyor mu ekonomik çöküntümüzün hüzün verici göstergeleri? Son zamanlarda Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa’nın en gözde yerlerinde bile birçok dükkân boş. Kiracı bulunamıyor. Bu dükkânları devralabilmek için eskiden yüklü hava paraları ödenirdi…  Evkaf’ın iş hanlarından dükkân kiralamak için torpil gerekirdi… Şimdi onların da tümüne yakını boş. Ülkemizde yaklaşık 15 bin villa ve apartman dairesi pazarlanamıyor.    Oralarda ölü yatırım olarak duruyorlar…
   Ülkemizden son 5 - 6 ay içinde 70 - 80 bin Türkiyelinin ayrılmasına neden olan yanlış politikalar, bu ekonomik bozgunun oluşmasının önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca yabancılara çıkarılan çeşitli zorluklar ve onların inşaat sektöründe kazıklanmaları, dolandırılmaları ayağımıza sıkılan kurşunlar olmuştur. Halen birçok AB ülkesinde, örneğin Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da ve hatta Türkiye’de konut alan ve yaşayan yabancılara kolaylıklar sağlanıyor. Onlar mutlu ediliyor.
   Bizdeki saçma sapan uygulamalar ise yabancıların ve emekçi – tüketici toplulukların kaçmasına neden oluyor. Sonuçta nüfusun azalması nedeniyle az talep, az iş, az istihdam az gelir vergisi ve ekonomik kriz ortaya çıkıyor. Bunların üstüne bir de malûm döviz darbesi inince,  ekonomik perişanlık kaderimiz oluyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31