Sözde elçi, burada vali Akça isyanlarda…

“patron benim” niteliğinde açıklamalar yaparak, başta CTP olmak üzere tüm partilere mesaj veriyor…

Bir anlamda, “seçim bitti arkadaşlar, artık gerçek hayata dönünüz” demek istiyor…

Ve yeni hükümetin kurulacağı ilk günü iple çekiyor…

Çünkü Erdoğan’ın tebrik mesajını bahane ederek ilk ziyareti kendi gerçekleştirerek ve ekonomik paketi hükümetin önüne atacak…

İşte Akça için en büyük zevk bundan sonra başlıyor…

Seçim öncesi desteksiz atış yapanların gözlerinin içine, “hadi, paketi olduğu gibi imzalamayın da görelim” der gibi bakacak…

Ve karşısında oturan sözde hükümete “tükürdüğünü” yalatacak…

Bunlar bizim gerçeklerimiz…

Yani bu ülkede en doğru ve en gerçekçi konuşan kişi Halil İbrahim Akça…

Arada bir pusulayı kaybedip, devlet olduğumuzu sandığımız anda yaptığı 1–2 açıklama ile yönümüzü bulmamızı ve kendimize gelmemizi sağlıyor…

İşte örnek geçici hükümet!

Siber Hükümetine kurulduktan sonra ilk resmi ziyareti Akça gerçekleştirdi ve o gün işi bitirdi…

Hem de karşısındaki hanımefendiyi kırmayarak ve nazikçe, “bu paketi uygulamaya devam etmenizi temenni ediyoruz” dedi…

Akça’nın bu temennisinin üstüne, Sibel Hanım ve Zeren Mungan yangından mal kaçırır gibi taahhüt mektubunu elçiye yolladılar…

Hem de hükümet ortaklarından gizleyerek…

Hatta kendilerine “gönderdiniz mi” diye soru soran kabine arkadaşlarına, “hayır göndermedik” diyerek ve gerçeği saklayarak…

 

Tarihin en iyi hükümeti buysa, demek ki daha en kötüsü ile henüz karşılaşmamışız demektir…

***

Aslında CTP seçim gecesinden gerçek hayata dönmüştü…

Çünkü CTP’li yöneticiler, Ankara’nın DP ile hükümet kurmalarına karşı çıkacağını çok iyi biliyorlardı…

O yüzden tek başlarına sandıktan çıkmak ve bu sıkıntıları yaşamamak istiyorlardı…

Nitekim bu istekleri gerçekleşmedi ve o geceden “ne yapmalıyız” diye kara kara düşünmeye başladılar…

Hükümeti DP ile kurmaya çalışsalar AKP, UBP ile kurmaya çalışsalar CTP tabanı ile karşı karşıya kalacaklar…

Yani değneğin her iki ucu da pis…

Hükümet dışında kalma seçenekleri de yok…

Çünkü Ankara DP’nin sadece CTP ile değil, UBP ile de hükümet ortağı olmasını istemiyor…

Kısacası Ankara, cumhurbaşkanlığından sonra hükümetinde bir bölümünü Derviş Eroğlu’na kaptırmak istemiyor…

Bunun içinde, adadaki bir numaralı adamı olan Talat’ı devreye soktu…

Talat’a verilen görev, CTP tabanını ile toplumun genelini yumuşatması ve olası CTP-UBP hükümetine hazırlaması…

Ama AKP yanlış kişilere güvenmeye devam ediyor…

Talat’ın toplumun gözünde hiçbir güvenilirliği ve saygınlığını kalmamıştır…

Aksine, her yaptığı açıklama CTP’ye ve hizmet ettiği kesime zarar veriyor…

Tarihin en büyük hayal kırıklıklarından bir tanesi…

Söylediği hiçbir sözün arkasında duramadı…

Ortaya çıkan ses kayıtları ile sadece mevki derdinde olduğu açığa çıktı…

Ve en önemlisi AKP ile işbirliği yaparak Kıbrıslı Türklere “ihanet” etti…

CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy’un, “Talat’ın yaptığı açıklamalar kendini bağlar” demesi, CTP’nin de bu konudaki rahatsızlığını ortaya koyuyor…

Yalnız bu süreç CTP için dönüm noktasıdır…

Ya Ankara’ya karşı dik durup kendi bildikleri yolda yürüyecekler, ya da Ankara’ya “itaat” edip UBP ile hükümet kuracaklar…

Birincisini yaparlarsa, Özker Hoca’yı ve Naci Talat’ı gururlandıracaklardır…

Eğer ikincisini yaparlarsa, Naci Talat’ı değil ama Mehmet Ali Talat’ı ve AKP’yi onurlandıracaklardır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31