Sevgili okur;

Bu sayfa artık bizim olmaktan çıkmış, adı üstünde vatandaşın serbestçe şikayetlerini dile getiren, tarafsız bir kürsü haline gelmiştir.

En büyük mutluluğumuz ise buradan vatandaşın şikayet ve önerilerini yayınladıktan sonra büyük çoğunluğunun yetkililer tarafından dikkate alınıp, çözüm yoluna gidilmesidir.

Ufacık bir mesaj bile bir çok duyarlı devlet insanını harekete geçirmekte, yazdıklarımız inceleme altına alınmakta ve gereği yapıldıktan sonra da tarafımıza bildirilmektedir.

Elbette bir gazeteci ve yazar olarak bizim de hassasiyetlerimiz ve etik değerlere bağlılığımız vardır.

Bunlardan en önemlisi ise, ülkede son yıllarda tırmandırılmaya çalışılan Türkiyeli-Kıbrıslı sürtüşmesi ve bunun için özel çaba sarf edenlerdir.

Ve inancımız odur ki, bu ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket iki kardeş ülke insanının birbirine düşürülmesi ve bununla birlikte gelebilecek olan bir iç çatışmadır.

Bize bu yönde gelen bir çok şikayeti burada yazmak yerine, çeşitli temaslarla sonuçlandırmayı tercih ederiz ve şikayetçi olanlara da bunu açıklayarak bildiririz.

Ama bazı olaylar da var ki bunları buradan deşifre etmemek, ilgililerin dikkatini çekmemek kendi mesleğimize ihanetle eş anlamlıdır.

Yaklaşık bir ay önce yine bu sayfada Mesaj Kutusu’nda UBP İskele Milletvekili Ali Rıza Usluer’e bir mesaj göndermiştik.

İddiaya göre, yine aynı bölge sakini makinistlik yapan Yusuf Delibaş, yaptığı tüm girişimler sonuçsuz kalıp, dükkanına elektrik bağlatamayınca milletvekili Usluer’e gitmiş ve durumu bildirmişti. Usluer de bölge insanının şikayeti ile ilgileneceğine, biraz da alaycı bir tavırla kendisine, ‘dükkanını git bir Kıbrıslının üstüne yap, elektrik hemen bağlansın” açıklamasında bulunmuş ve bu da bizim mesaj kutusuna malzeme olmuştu.

O mesajın yazıldığı gün, Ali Rıza Usluer’den telefon bekledik. Ondan bir haber alamadık ama bizi arayan ve savunma yapan eşi oldu.

Bayan Usluer’in bu habere çok üzüldüklerini, ancak eşinin bu sözleri söylemediğini belirtti.

Biz de bize ne söylendiyse, şikayetçi Yusuf Delibaş’a söyleyip, ortada durmaya özen gösterdik.

Belli ki şikayetçi Yusuf Delibaş, bu işin peşini bırakmak niyetinde değilmiş.

Bu kez kendi ağzıyla bir açıklama yapıp bir de fotoğraf göndermiş bize…

Okuyunca hem üzüldük, hem de kafamız iyice karıştı.

Aynı dükkanda 15 yıl boyunca makinistlik yapan ve tüm mevzuatları yasal olan bir esnafa nasıl olur da bu kadar uzun bir süredir elektrik bağlanmaz düşüncesiyle, bu satırları yazma kararı aldık.

Vergisini ödeyen, tüm yatırımlarını yapan bir esnafa 15 yıl boyunca eğer dükkanına elektrik bağlanmıyorsa bu işte bir sakatlık olduğunu düşünüyoruz.

He de bir milletvekilinin ayrımcılığı körükleyen söylerini kabul edip, içimize sindirmemiz mümkün değildir.

Bu ülkenin bir vekili kötü niyetli olmasa da ‘dükkanını git bir Kıbrıslıya devret, elektriği bağlarlar, sonra da yine devralırsın’ diye konuşuyorsa, yasal mevzuatlar açısından sakıncalı ama gerçekleri görmemiz açısından da ibret vericidir.

Bu konuda başta Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun olmak üzere bir kez daha ilgililerden duyarlılık bekliyoruz.

 

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın İrsen KÜÇÜK, ihale şartlarına uymayan ve 7 aylık gecikmeye neden olan Şara Şirketi’ne şartnameye göre 1.5 trilyonluk ceza kesilip kesilmemesi tartışmalarına son noktayı koyup cezayı onaylamışsınız. Yasaların işlemesine gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı tebrik ederiz.

Sayın Çetin UĞURAL, komisyon üyelerinin çoğu tatildeyken Ali Seylani’nin baskılarına dayanamamış ve bacanağı Metin Bilmem’i ikinci sıradan birinci sıraya yükseltmişsiniz. Kızılca kıyamet kopmak üzere bilesiniz.

Sayın Ali SEYLANİ, dün yazdığımız mesaj gerçek oldu ve ağırlığınızı koyup bacanağınızı terfi alan gardiyanların liste başı yaptınız. Sosyal demokratlığa yakışmayan bir davranış olmadı mı biraz?

Sayın Şahap AŞIKOĞLU, müsteşar olalı epey bir zaman oldu ve üç tane bakan geldi geçti ancak siz hala Yeşilırmak’a uğramamışsınız. Burası tam bir turizm harikası ve esnaf sizin ilginizi bekliyor.

Sayın Ersin TATAR, belki de KKTC siyasi tarihinde elektrikleri kesilen ilk Maliye Bakanı olarak tarihe geçeceksiniz. Sendikaların çok daha ileri boyutta eylemleri varmış, gardınızı şimdiden alın.

Sayın Ceren GÖYNÜKLÜ, Elena’nın esrarengiz bir şekilde tutuklanmasında feministler sınıfta kalırken, bir avukat olarak sizin olaya ilgi göstermeniz doğrusu bizi fazlasıyla memnun etti. Duyarlığınızdan dolayı teşekkür ederiz…

Sayın Günay ÖZAN, Afrika’nın kurşunlanmasından sonra bazı basın mensuplarına yapılan tehditlerin de arttığı gözlemleniyor. Bu konuda yayın organlarının temsilcileriyle bir toplantı yapmak ve gerekli önlemleri almak şart oldu.

Sayın Ahmet BENLİ, Gönyeli’deki Kiler Market’in arka bahçesindeki vatandaşı paniğe sokan gaz tüpleri konusunda yoğun mesajlar gelmeye devam ediyor. Komşu evlere olan uzaklığın yasadışı olduğu iddia ediliyor, sizden hala bir ses çıkmadı.

Sayın İsmail ABİDİN, yurt dışından getirttiğiniz Polonyalı rehber halen ücretini alamadığından yakınıyormuş. Muhakkak gözünüzden kaçmıştır diye düşünüyoruz. Bir ilgilenirseniz seviniriz…

Sayın Mehmet ZAFER, Yeşilırmak sizin ilçeye dahil olduktan sonra hafta bir kez temizlik aracı gönderiyormuşsunuz. Hele de yaz mevsiminde biraz haksızlık olmuyor mu? Şunu en az haftada iki defaya çıkarsanız diyoruz…

Sayın Dengiz KÜRŞAD, millet tatil için batıyı seçerken siz ailecek doğuyu tercih etmiş ve Tayland’a gitmişsiniz. Uzak doğu merakı nereden geliyor arkadaşlarınız merak etmeye başladı…

Sayın Ergun OZA, DAK ve DAİ’den sonra Mağusa Limanı’nın da yeni sahibi belli olmuş. Sizin bölgenin iş adamları biraz ağırdan alıyorlar. Kıpırdanmakta yarar görüyoruz…

Sayın Veli ÖZSORUN, belki aşkınız yüzünden işinizden de oldunuz ama bu aşk tarihe geçecek ve Leyla ile Mecnun’u bile kıskandıracak türden oldu. Yolunuz açık olsun artık…

Sayın Sümer AYGIN, Girne’yi hükümetin batırdığı yönündeki açıklamalarınız hiç de yerinde olmadı. Çok sayıda Girneli vatandaş kınama mesajı göndermiş, tepkilerini dile getiriyorlar.

Sayın Ferhat ATİK, düğün hazırlıkları artık son aşamaya gelmiş, heyecan doruk noktadaymış. Şimdiden mutluluklar dileriz, Allah bir yastıkta kocatsın. Erdoğan’ın istediği gibi en az üç çocuk artık şart oldu değil mi?

Sayın Mine GÜRSES, Fenerbahçe Depremi en fazla sizi etkilemiş diyorlar. Dolapta ne kadar sarı lacivert forma ve kuşak varsa otelin kazanında gizlice yaktığınız görülmüş. Allah sabırlar versin artık diyecek başka şey bulamıyoruz.

Sayın Ercan İBRAHİMOĞLU, şampiyonluk kupası tam da Kıbrıs’a gönderilmişken, nedir bu başınıza gelenler böyle? Yoksa bütün uğursuzluk bizim ‘besleme(!)’ toplumda mı? Üzüntünüzü paylaşıyoruz…

Sayın Mehmet ÖZKARDAŞ, gardiyanların terfi sınav sonuçları artık raydan çıktı ve ipin ucu da kaçtı? Devreye girmeniz ve eğer yasa dışılık varsa önüne geçmeniz bekleniyor.

Sayın Harun UÇAR, HABERDAR’a hoş geldiniz. Fotoğraf konusundaki ustalığınızın gazeteye çok şey katacağından hiç kuşkumuz yok. Şu bizim köşe resimlerini de baştan çekersen çok memnun oluruz. Benim gibi adama somurtkan diyorlar…

Sayın Ahmet YÖNTEM, Garip ailesine el uzattığınız için hem tebrik hem teşekkür ederiz. Umarız tüm topluma iyi örnek olur bu davranışınız.

 

 

Günün Fıkrası

 

Milyoner bakire

 

Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatı çağırır ve der ki: - Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum

Avukatı da;

- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır.

Kadın başlar saymaya...

- Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.. Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.

Sadece iki dileğim olacak...

Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar... Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşsun der...

Avukat:

- Evet efendim anladım, der ve 'İkinci dileğiniz ne' diye sorar.

Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına,:

- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim, der.

- Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan...

Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.

Avukatın gözleri açılır ve:

- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler.

Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir...

Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler...

En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır...

Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler....

Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve:

 - Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz... Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para kazanmış oluruz ne dersin diye sorar...

Genç kadın biraz düşündükten sonra;

- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der....

Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder doğru yaşlı milyonerin yanına...

- Efendim, der.

- Eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim..

Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay...

Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der...

Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat on'da evine gideceğini söyler..

Eşi de;

- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini yarım saat sürse ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar...

Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider..10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar... Evde hiç kıpırtı yok..

- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye düşünür...Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar kornaya basmaya... evden hala ses yok..

Birkaç dakika sonra tekrar basar yine çıt yok....

Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar...

Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir :

- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil... Kadın fikrini değiştirdi Cenazemi belediye kaldırsın diyor...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31