Aylardır bağırıyorlar:  “Bulutoğluları git,  Bulutoğluları istifa,  Cemal git,  Cemal istifa…”

Ne gittiydi ne de istifa ettiydi.  Sonuçta kanun hükmünde kararname ile götürdüler.

Bu kez bağıranlar yeniden bağırmaya başladılar:  “Böyle de olmaz ki,  adamı böyle de götürmezler ki?  Bu bir baskıdır!  Hükümet’in gayri kanuni uygulamasıdır!”

Kısaca,  adam gitmez istifa etmez, “ niye gitmez istifa etmez”  derler!   Doksan gün süreyle görevden uzaklaştırırlar,  bu kez  de  “yazık oldu Cemal efendiye”  derler!

ANLADINIZ DEĞİL Mİ?  Maksat üzüm yemek değil,  bağcıyı dövmektir!  Muzırlıktır!  Kısaca Hükümeti yıpratmaktadır!   (Sanki Hükümetin yıpratılmaya gereksinimi varmış gibi!) 

Neyse.  Gitgide tuhaf bir toplum olmaya başladık,  Allah sonumuzu hayırlı eyleye…

*****

BU DA YENİSİ

TDP’nin dağlar efesi Çakıcı’sı sert çıktı.  Bravo!  Bu memleket bu dilden anlar.  Ya uyuz eşekle geleceksin Meclis’e yahut  falan Bakan’a  “be”  diyeceksin  ki hizaya getire!  Mesela Erdoğan Türkiye’yi böyle yönetiyor.

Son “inci” yine  Çakıcı’nın  midyesinden yahut midesinden çıktı:  Kanun Hükmündeki Kararname ile 90 günlük süre içinde Lefkoşa Belediyesinin yönetimine tayin edilen Lefkoşa Kaymakamı için şöyle dedi:  “Kaymakam kim oluyor da Lefkoşa’yı idare edecek?  Onun buna yetkisi yok.”  

İŞTE SORUN:  Öteden  beri  “Köşemizde” tekrarlarız:   “gerek  insanlar arası ilişkilerde,  gerekse  Devlet kademeleri ile siyasi partiler hiyarerşisinde ve de   iktidar muhalefet düzeyinde,  hukukun temelini oluşturan  “ethik unsurlar”  dikkate alınmazlarsa,  sakın o toplumda iç barışı aramayın!

Bir parti lideri eğer kalkar da  “Kaymakamlık”  görevindeki  yetkiliye  kahvehanedeki Hasan dayının Mehmet efendiye,  “sen de kimsin be”  demesi misali hitap ederse,  memleketin dingili koptu demektir!

BUNA KARŞIN:  Hadi Mehmet Çakıcı’nın cümlesini de düzeltelim.  “Kaymakam da kim oluyor”  demek yerine,  “Kaymakamın bu göreve getirilmesi usul ve hukuk açısından yanlıştır,  yasal düzenleme yapılması için Meclis’i olağanüstü toplantıya çağıracağız”  diyebilirdi. Vallahi çok daha iyi anlardık!   (Tabi Kaymakam Dana’nın Çakıcı’ya,  “ya sen da kimsin be”  cevabını verip vermediğini bilemiyoruz!)                                                   *****

HRİSTOFYAS CEPHESİ

Tabi bundan sonra Köşemizi sık sık  “Hristofyas ne yaptı ne etti”   yorumları ile dolduracağız çünkü adamı AB Birliği’nin dönem Başkanı yaptılar!

Her ne kadar Egemen Bağış  bir toplantıda Hristofyas’a  “sineklikle aslan avlamaya kalkma”  dediyse de adam çoktan AB dönem başkanı oldu bir,  atıp tutmaya bile başladı iki!

Nitekim bir yandan İsrail’le silah alımı anlaşması yaparken öte yandan batağına saplandığı ekonomik krizden kurtulmak için AB’den  on milyar euro istemekte!  Bir anlamda AB’den parayı kapacak,  silahları satın aldığı Yahudiye verecek!  Yaşasın Avrupa Birliği! 

HRİSTOFYAS NE DEDİ:  Önce hatırlatalım.  Bir süre önce  “adadaki İngiliz Üsleri gidecek de gidecek”  diyordu ya… İşte o  “gidecek”  dediği İngiliz üslerinde AB’ye dönem Başkanı olması şerefine yapılacak kutlamalara da katıldı!  Anladınız mı kumpası?  Bütün çığırıtkanlık hem olası  “5’li zirve toplantısında İngilizi yanına çekmek hem de işte böylesi olaylarda adanın tek Devlet olduğunun rüştünü ispatta ayni İngilizi kullanarak mesela şerefine  kutlamalar yaptırtmak! 

Hoş!  O ne İngilizdir bilenler bilir!  Mesela Okuyun Ahmet Cemal Gazioğlu’nun  “Enosis Çemberinde Kıbrıs”  kitabını,  bu İngilizin ne dolaplar çevirip  Rum’un Enosis’ine nasıl destek verdiğini de öğrenin.  Hem de belgeli mühürlü gerçeklerle…

Gelelim Hristofyas’a.  Kurulduğu AB Başkanlığında ayağının tozu ile Türkiye’ye ilk şutunu patlatıverdi. “Kıbrıs Kıbrıslarındır”  dedi. “Türkiye ve Türkiyeliler  çekip gidecek” diye de şerhini koydu!

Avrupa payitahtındaki  ilk mesajlarından birisi bu oldu!  Ve anlatmaya hiç gerek yok neyi murat ettiğini anladınız. 

Hristofyas  Kuzey’deki yandaş kesimlerden de aldığı destekle  “Birleşik Kıbrıs Federasyonu” çözüm alternatifini  zaman içinde hem  “Birleşik Kıbrıs”a çevirdi,   hem de  “Türk-Rum  kurucu devletçikleri”  lafını,  “Kıbrıs Kıbrıslılarındır”  sloganı yaptı!

Bu konuda  en büyük yardımı da Talat’tan gördü.  Federal sisteme bile gerek kalmayan  bir mutabakatta  “tek devlet, tek vatan,  tek yurttaşlık,  tek uluslar arası temsiliyet”  diyerek  “Kıbrıs Kıbrıslılarındır”  görüşünde el sıkışıldı…

O günden beridir Hristofyas ne zaman Türkiye’ye yüklense,  “Kıbrıs Kıbrıslılarındır”  demektedir.  Üstelik en büyük alkışı da Kuzey’den almaktadır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31