Cumartesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü idi… Senenin belli günlerinin bir şeylere adanmasından ve yılın her gününün bir şeyler günü olmasından hazzetmem.  Zaten bu “gün” bolluğundan dolayı haberlerden başka bir yerde, önem taşımaz bu “günler”! O bakımdan, yıldönümleri ile ilgili yazılar yazmayı da sevmem…

Ancak “Barış Günü” hiç de unutturulması, önemsenmemesi gereken bir gün değil! Çünkü: 2. Dünya Savaşı’nın başladığı gündür. 1939’un 1 Eylül günü, Nazi ordularının Polonya’ya girmesi ile başlayan savaşta, altmış milyon insan öldü. Bunların 20 milyonu, Sovyet vatandaşı idi… Savaşın bitmesinin ardından, Sovyetler Birliği; yaşanılan korkunç kırım ve yıkımın unutturulmaması için, başladığı tarihi Barış Günü olarak ilan etmişti. Gün, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerinde, bir devlet töreni ile kutlanmaktaydı! Sovyet devleti ve pakt dağıldıktan sonra, bugün Dünya Barış Günü’nü devlet töreni ile anan ülke yok!

Soğuk savaşın devam ettiği yıllarda, bu günü anmak, komünist olduğunuzun işareti olarak algılanırdı! Batıda demokrasinin hüküm sürdüğü ülkelerde, sol partiler bu günü anarlar, konferanslar düzenlerler, kamuoyunu uyarırlardı ama örneğin Türkiye’de iki defa kurulan Barış Dernekleri, kapatılmış; yöneticileri hapse atılmış, ülkeden kaçmalarına neden olunmuştu. Barışı savunmanın, barış temelli bir söylem tutturmanın, çok zararlı bir faaliyet olduğuna inanırdı o zamanlar!

1979’da Kıbrıs öğrenci yurtları kapatılıp, sokağa atıldığımız zaman, bize kapılarını açan Türkiye Barış Derneği yöneticilerini, Başkan emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem’i, Genel Sekreter Enis Coşkun’u unutmak, kolay değil… Dikerdem vefat etti, Coşkun Paris’te yaşıyor… 12 Eylül sonrasında bu derneğe de çok ciddi baskılar yapıldı. Düzenledikleri Akdeniz Güvenlik Konferansı dolayısıyla haklarında açılan dava, belki de yirmi yıl sürdü. İddianamede, kendi yazdığım bir konuşmanın da davaya konu edildiğini gördüğümde, çok şaştıydım…   Savaşı, kırımı, yıkımı savunup da dava edilseniz, anlaşılır! Ama “barış olsun, gençler ölmesin, çocuklar öksüz kalmasın, kentler yıkılmasın, uygarlık yok edilmesin” dediniz diye dava edilmek? Sonuçta elbette beraat edildi ama yirmi yıl, çeken çektiği ile kaldı…

1981’de BM Genel Kurulu, Eylül ayının üçüncü Salı gününü, Dünya Barış Günü ilân etti… 2001 yılında ise BM Genel Kurulu, Barış Günü’nü 21 Eylül’e çekti… O gün BM’de Barış Çanı çalınıyor!

Böylece “barış” için uğraşmanın, ille de “komünistlik” olmayabileceği, düşünülmeye başlandı ! Ama ne kadar ilginçtir ki dünya insanları BM’nin ilân ettiği tarihte değil, çok daha eskiden beri uğrunda türlü mücadelelerin verilip, acıların çekildiği 1 Eylül’den vazgeçmedi… Halâ, Barış Günü, Eylül’ün ilk günüdür… 2. Dünya Savaşı’nın, başladığı gün!

Çünkü günün anlamına en çok uyan gün, o gündür!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31