Ortaokul ve lisede karakalem çizmeyi öğrenirken ilk çalıştığım objeler silahlardı.

Severek çiziyordum.

Estetiktiler.

Piyade tüfeği ilk göz ağrımdı.

Sonra Tomson silahı.

Piyade tüfeğinin uzun namlusu, kıvrak kabzası, düzgün şarjörü vardı.

Hele kayışı…

Kıvrımlı halini çizerken keyiflenirdim.

Daha sonraları işin sanatsal yönüne doğru giderek bot çizmeye başlamıştım.

Kıvrımları, gölgelendirilmesi, dolanan bağı…

Bazen şapka, bazen el bombası, bazen kum torbası çizdim.

Silahın görünüşü güzeldi.

Ta ki namlusundan çıkan kurşunun sesini duyana kadar…

Göremezsin zaten…

Bir sesini duyarsın, bir de hedefte kalkan tozunu.

Uzun süre düşünmüştüm o ilk kurşunu.

Nereye gider?

Elinde avucunda onlarcasını tutabilirsin.

Alıp bakabilirsin onlara.

Arkasına, mermisine ve boş kovanına…

Yapıldığı metali incelersin.

Nasıl patladığını düşünürsün.

Nasıl gittiğini.

Dönerek gidiyormuş kurşun.

O bakımdan girerken ince bir delik açar…

Ancak çıkarken…

 Sonra cebine veya torbasına koyarsın kurşunları.

Kutusuna yerleştirirsin.

Önceleri güven veriyordu.

Bizleri koruyacaktı o silahlar.

Sonraları esas tehdit olduğunu anladım.

Askerde iken bölük komutanım, rütbem var diye tabanca takmamı istemişti.

-Şart, demişti.

-Doktorum, insan yaşatmaya yeminim var, takmam, demiştim.

Uzun süre direttim.

Ve takmadan askerliğimi bitirdim.

O dönemde atış talimleri yaptırırdık.

 Kim hedefi vuracak.

Karşımızda hedef tahtaları vardı.

Sıraya dizilirdi askerler.

Emniyet tedbirlerini aldıktan sonra, “Atış serbest” derdik.

Gürültü başlardı.

Mermiler cayır cayır hedeflere giderdi.

Sonra…

Sonrası malum…

İyi atanlara, “aferin oğlum” der diğerlerine daha çok eğitim verirdik.

Vitrinde, camekânda en güzel giysiler sergilenir.

Baktığında üstünde hayal edersin.

Giydiğinde kendini manken olarak görürsün.

Oysa mankenler aldatıcıdır.

Savaştayken de askerdeyken de onu gördüm.

Vitrini ve arkasını...

Savaşta silahın önünde hedef tahtası olmuyor.

Kurşun hedefi bulduğunda kan çıkar toprak yerine.

Kurşun toprakta kaybolup gitmez; girişte ince delik, çıkışta kovuk açar.

Afrika Gazetesi’nin verdiği linkleri izledim.

Esir alınmış Suriye askerlerini, Suriyeli teröristler başlarından vurdular.

Tüfek tutuşları bahçeyi sulayan hortumu tutar gibiydi.

Tarıyorlardı.

Sonra da canlı kalanların kafasına sıkıyorlardı…

Bir diğerinde ise ekmek paralarını tır şoförlüğü yaparak kazanan Suriyelilerin yine Esat karşıtları tarafından “tekbir” getirilerek aynı yöntemle katledilmeleri vardı.

İzlerken resimlerini çizdiğim silahları düşündüm.

Dünya yeni bir katliama gebe...

Yeni bir yanlışa…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31