Birkaç yıl önce, bir arkadaşla solu, tartışıyorduk! Cumhuriyet gazetesinin yazdıkları üzerinden “sol” fikir geliştiremeyeceğini söyledim! Hallendi… “Yahu bunlar bütün 2.Dünya savaşı boyunca, faşistleri desteklemiş adamlardır. Yunus Nadi’nin bu hali, İsmet Paşa’yı bile kızdırmıştır sonunda…” deyince, az kaldı yumruklaşacaktık!

Geçen gün Türkiye başbakanı, kürsüden Cumhuriyet’in bir manşetini çıkardı, çarşaf gibi salladı: “Kemalist Türkiye, Faşist İtalya’yı selamlıyor…” İnönü’nün İtalya ziyareti dolayısıyla atılmış bir manşet…

Gerçekten de CHP tarihinde, bu düşünce biçimine çok yakın yetkililer vardır. Recep Peker’in bunlardan biri olduğu, bilinir! Adam, başbakanlık koltuğuna kadar tırmanabildiğine göre, parti içinde desteği yoktu demek de herhalde pek inandırıcı olmaz! Ama hiçbiri, asıl “gafil muhbir” durumuna düşen, genel sekreter Mahmut Esat Bozkurt’un, eline su dökemez! “Bu memlekette Türk olmayanların, sadece hizmetçilik etme özgürlüğü olabilir…” incisi, hazrete aittir. Kendisi yalnız değildir! Bir başka CHP Genel Sekreteri, Memduh Şevket Esendal ile ilgili, Samet Ağaoğlu, şunları yazıyor:

“Benim de bulunduğum bir toplantıda, Memduh Şevket Bey (Genel Başkanı İnönü olan CHP’nin Genel Sekreteri NB) şöyle diyordu:

“Garp medeniyetini müesseseleri ile birlikte tamamen reddetmeliyiz! Sonra biz o medeniyeti yeniden kurmalıyız. Mikroplara karşı seromlar, aşılar bulunmadan önce de insanlar yaşıyorlardı. Garp medeniyetinin eseri olan bugünkü seromların, aşıların yerine yenileri bulununcaya kadar, bunlardan vazgeçmeliyiz!” (Babamın Arkadaşları. s. 136) Dehşeti düşünebiliyor musunuz? “Biz icat edene kadar, ilaçları, serumları, aşıları kullanmamamız icap eder! Ölen ölsün…” Yani bu da ırkçılık değil de sosyal demokratlık ise ört ki ölem!Ağaoğlu, sonradan DP zamanında bakanlık da yapmış bir yazardır ama bence asıl önemi, Türkçülük’ün ideologlarından Ahmet Ağaoğlu’nun oğlu olmasıdır ki onu bile dehşete düşüren fikirlerden bahseder!

Mustafa Kemal Atatürk ile bunların alâkası yok!

Kâzım Karabekir, yeni kurulacak hükümet şekli tartışılırken, bir ara ortaya padişahlığın korunup, en küçük şehzadenin padişah ilân edilmesi; Mustafa Kemal’in de Padişah Naibi ve Diktatör ilân edilmesi formülünün atıldığını, kendisinin de gidip bu öneriyi ona bizzat yaptığını, yazar. “Kemal Paşa” şöyle cevap vermiş:

“ Naipliği İsmet, diktatörlüğü de Fevzi Paşa bana söyledi... Naipliğin hilafet ve saltanat makamına çıkmak için bir basamak olacağını... milletimizin bir vasiye ihtiyacının olmadığını izahla bu gibi geri fikirlere ordu komutanları sıfatıyla arka çıkmamamız luzumunu ileri sürdüm”

Fark bu!

İdeoloji değişti ama zihniyet ayni! Bir zihniyet devrimi için, saraydan yetişmiş ve kendisini saltanatın bekçisi olarak görerek, ulus devlet dayatmasını çaresiz kabullendiği için “uçan” bu kadronun da etkisizleştirilmesi gerekiyordu! Ne çare ki Çanakkale bütün aydın kadroları yuttuğundan, bunun toplumsal ve ekonomik altyapısı yoktu! Mustafa Kemal o seçeneği kullanamadı! Bu defa da, Osmanlı bürokrasisinin mirası cumhuriyet bürokrasisinin zihninde, Osmanlı’dan kalma Nizam-ı Alem’in ortasına, ulus devlet oturtuldu... Savrula savrula gidiliyor! Tanzimat’tan beri oluşan zihniyet zemine döşendi, üstüne de “ulusçuluk” gibi ,ideolojik bir cilâ atıldı!

Onun da üstüne, keyfinize esince sosyal demokrat falan olamıyorsunuz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31