Dün,  “Köşemizde”  demiştik ki  “olmayan sistemin çökmesinden söz etmek mümkün değildir…”  Yanlış söylemediğimize inanıyorduk. Çünkü  ömrümüz  “sistem arayışları”  ile geçtiydi.  Ne zaman açmazlara düşüp ekonomik dar boğazlarda  sıkboğaz olmuşsak  “sistemi”  çağırdıydık.  Hele Eğitim söz konusu oldukta   o sistem dediğimiz dillere pelesenk olmuşluğuyla hiç düşmedi gündemden.  Sağlık Servisleri de  her zaman   “sistem”  tartışmalarının odağında oldu… 

Hayret ama:   O ne menem  “sistemdi”  ki asla bulunamadı.   Bulundu sanılanlar da cılk çıktı!

Hayır!  Bir devrelerde  Kıbrıs Türk halkının kaderini yüklenmiş o geçmişin  “tepe adamlarına” serzenişte bulunmuyoruz.  “Başaralı olamadınızdı”  da demiyoruz! 

Nitekim Rahmetlik İsmet Kotak’ın 1970’lerdeki Kooperatifçilik seferberliği ile Koop. Tesisleri   bir ekonomik sistemin parçasıydı.  Keza  1974’ler sonrası  Sanayi Holdingler, Cyfpruveks de öyleydi.  Yahut ETİ,  PEYAK gibi kuruluşlar.  Hepsi de ekonomiye  damgalarını vurmuş müesseselerdi.  Hepsi de sistem arayışları sonucu oluşturuldulardı…

Buna karşılık  Turgut Özal’ın   Kuzey’i ziyaret ettiği  dönemlerde de hâlâ  “ekonomik sistem”  arayışlarında sancılanıyorduk ki ilk kez Ankara çıkışlı bir öneriyle Özal,    “sizin ekonomik sisteminiz  serbest piyasa ekonomisidir”   diyordu…   Pöh pööh!

Bir yandan siyasi çözümsüzlük öte yandan Rum’un ambargoları,  Türkiye üzerinden bile zar zor sağlanabilen ulaşım!  Böylesi ülkenin dünyasallığa imza atacak ekonomisi mi olurdu kaldı ki  “serbest”  tarafı da olsundu!  Sonuçta Mağusa’daki adı var kendi yok Serbest Liman’dan başka hatırası kalmadı!

YANİ.  Ne edip eylemişsek  ne siyasi ne de ekonomik yönden belirli bir sistemin Devleti olamadık!  Öylesi  siyasi koşullarda   “olunamadığı”  için!

****

BUGÜN DÜNE GÖRE DAHA İYİYİZ

En azından hem kendimize sahip çıkmanın zorunluğunu tartışıyoruz hem de  yıllarca eleştirdiğimiz  “hantal merkeziyetçi bürokrasiye”  dayalı  sistemi yıkmaya çalışıyoruz…

Bakın,  yine   “sistem”  dedik.  Fakat ekliyoruz:  “Bozuk sistem!”  “Ki her bir şeylerin devlet elinde kilitlendiği,  siyasi iktidarlar tarafından oy potansiyeli olarak kullanıldığı,  bu uğurda vaatlere  sarılı halk dalkavuklukları içerikli    “popülizm”  yapıldığı,  hukukun üstünlüğü tepelendiği, eşe dosta,  partili imtiyazlı kişilere kıyaklar çekildiği…  Ve en önemlisi Rum’un mülkü üzerine kurulmuş  rant ekonomisi ile memleket kalkınmasının gözetilmesi…”

Bugün ise  en azından şu  “ekonomik tedbirler”  denilen Ankara dayatmalı yeni program giriyor devreye.    O yukarıda saydığımız ve Devlet elinde birer silah haline getirilip  devletin canına okuyan   sektör,   kamu kurum ve kuruluşları,  özelleştirilme programlarına alınıyor…       Tutun ki o yakınılan popülizmi de kaldırıyor ortadan,  “Devlet malı deniz yemeyen domuz”  faciasını da.  En önemlisi siyasi iktidar erkinin elinde bulunduğu için tepe tepe kullandığı,  oya tahvil edeceğim derken devletin canına okuduğu  partizanca politikaların kapıları da  kapatılıyor..  Ve tutun ki  sistem  derken  ilk kez  “liberal ekonomiden”  daha rahatlıkla söz edilebiliniyor…                                                                                               ****

SİYASİ VE EKONOMİK KURTULUŞ RUM SEVGİSİNİ DEĞİL,  YURT SEVGİSİNİ GEREKTİRİR

Yani önce bu  KKTC dediğiniz yurdu sevip koruyup,  kalkınması ile bekasına yüreklerinizi koyacaksınız.    

Sonrası,  her halde  “Rum’la birleşik Kıbrıs’ı  yaratırız” dediğinize nazire çok daha kolay olur.  Çünkü sizin olan topraklarda sizin olacak sistemler de yaratırsınız,  sizin olacak güçlü Devleti de…

FAKATTT:  Rum’la oluşturacağınız hiçbir statüde   hiçbir zaman ne siyasi varlığınız ne de ekonominiz   “sizin”  olacaktır.  Tersi olgularda  Rum nüfus ve mülk çoğunluğu ile siyasi üstünlüğünün gölgesine düşüldükte,  olunsa olunsa o Rum’a kul köle olunacaktır…

Tabi!  Elbette birileri öne çıkacak,  Rum liderliği tarafından sırtı sıvazlananlar  yeni  düzenlerde  “ekabiri” oynayacaklardır! 

Gene Düzene geldik!   Ki öylesi düzende Rum ve Türk egemenlerin elinde bugünler bile pertavsızla aranacaktır! 

VESSELÂM’I KELAM:  Kuzey’de Devlet oluş kıymetini bilin.  Bir kez buna karar verildikte  düzen de kurulur,  hakçasına yaşamlar da sağlanır.  En azından Güney’deki o Rum milliyetçiliğine bakın da  ibret alın!  Adamlar Devletleri ile  yurtlarına nasıl da titriyor,  yürek koyuyorlar.  Hem de her gün kendilerine  “zaten sizindir,  buyurun Kuzeye gelin”  davetiyeleri çıkardığınız halde!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31