Kedi yaklaştı…

Sağa sola baktı.

Gözüne langufacıktaki suyu kestirdi.

Yavaşça sokuldu.

Dili ile içmeye başladı.

Su çamurluydu.

Bir gün önceki yağıştan kalmaydı.

Su çamurluydu, kirliydi ama kedinin keyfi yerindeydi.

Onun içtiklerine bakarak içimden “iiy” dedim.

Sonra yediği fareler aklıma geldi.

İğrenç, pis, mide bozan…

Ne dersen de.

Ama…

Bize iğrenç gelen çoğu şeyler başka yaratıklara keyif verebilir.

Mesela çirkefte yaşayan domuz…

Lağımda dolanan sıçan…

Her türlü dışkıya dadanan karasinekler…

Düzen böyleyse doğanın vardır bir bildiği…

Ölmüş bir insan.

Hayvan…

Veya herhangi bir yaratık…

Başka canlılar tarafından dokunulmasa oldukları gibi kalacaklar.

Toprağa karışamayacaklar.

Gübre olup bitkileri besleyemeyecekler.

Bitkileri besleyemeyip doğanın sirkülasyonuna katkı koyamayacaklar.

İşin özü tesadüflere dayalı canlı oluşumu ile milyarlarca yıldır her dönem değişerek günümüze gelen yaşam, böyle devam etmek zorunda.

Ta ki koşullar canlıyı barındıramayacak hale gelsin.

Uzaya çıkalım bir an.

En yakın gezeğene bakalım.

Veya uydumuza göz atalım.

Ay…

Gökyüzünde öyle gidişi, selam verişi var ki.

Âşıklar ona bakarak sarılır.

Şairler güfte, bestekârlar beste yaparlar.

O besteler dilden dile dolaşır.

Güfteler bir mecliste şarkı olup okunurken gözler yaşlanır.

Duygu depremiyle sakin liman dalgalanır…

Gemileri sürükler.

Hep o mehtabın, ayın yüzünden…

Ve denizin hışırtısı, dalgaları.

Dalgaların oyduğu kayaların su ile sevişmesi.

Hey gidi düzen hey...

Bu düzene bir çubuk sok.

Sok da gör neler olacağını.

Aptal ve açıkgöz birkaç ülke diğer ülkelere üstünlük sağlayabileceğini göstermek için nükleer denemeler yapıyor.

Gizli gizli yeraltında…

Sanki yeraltındaki patlama yerüstüne etki etmeyecekmiş gibi…

Utanmadan bir de göstere göstere duyuruyor rezaletini..

Oysa Meksika’da delinen ozon tabakası o kadar genişlemiş ki belli saatlerde sokağa çıkılmaması gerektiği duyurulmuş.

İşte var olan düzeneğe karşı direnç gösterilirse ya başına patlar ya da nefesin biter.

Korkma, dedi arkadaşım.

Onlar tazı gibi kaçarlar.

Onlar yüzlerce yıldır kurulmuş düzeneğin içine bir çivi gibi çakıldılar…

Çakıldıkları yüzeyde hep kalacaklarmış gibi duruyorlar…

Merak etme, gün gelir, çivinin çakıldığı yer de çürür, dökülür…

Kedi su içti…

Başını kaldırdı, kaldığı yerden, mart ayında yapması gereken işlerine doğru koştu.

Gitti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31