Geçtiğimiz günlerde aşırı yüksek ateşle Mağusa Hastahanesine başvuran Nijeryalı bir bayanla iki arkadaşı, Ebola şüphesi ile Mağusa Hastahanesinde alıkondu, sonra da Lefkoşa Hastahanesine sevkedildi. Sanki Lefkoşa’daki hastahane hastahane de Mağusa’daki dispanser veya sağlık ocağı imiş gibi her türlü tıbbi vaka Lefkoşa Hastahanesine sevkediliyor. O zaman Mağusa Hastahanesi kapatılsın, sadece poliklinik servisi versin. Ebola şüphelisi hasta Lefkoşa’ya nasıl sevkedildi? Sevk sırasında ne gibi koeuyucu önlemler alındı? Sevkedildikleri araç tamamen dezenfekte edildi mi? Bunlar hep soru işaretleri. Neyse ki korkulan olmadı Nijeryalı’ların hastalığı Tifüs olarak açıklandı. Tifüs de yeterli tedavi uygulanmazsa öldürücü ve çok kolay yayılan bir hastalıktır. Tifüs, pire gibi asalakların insanı ısırması veya yaşam alanı olan fareler vasıtası ile insan yiyeceklerini enfekte etmesi ile hayvanlardan bulaşır. Bu tip pireler daha ziyade lâğım sularında yaşam alanı bulan farelerde bulunmaktadır ve fareler yolu ile insanlara bulaşmakta, önlem alınmadığı taktirde de insandan insana bulaşarak salgın halini almaktadır.

                                         ***

Yukarıda böyle bir giriş yaptım, çünkü, Hükümetin yayın organında geçtiğimiz gün Meltem Sonay imzalı bir haber yayınlandı. Habere göre Mehmetçik Belediyesi “Bafra Turizm Bölgesi pis su kanalizasyon arıtma tesisini çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar gerekçesiyle mühürledi.” Gidenler bilir. Bafra bölgesindeki plâjlar adanın en güzel kumsallarındandır. Bu yüzden Mehmetçik Belediyesini kutlamak gerekir. Ama, 3 aydan beridir arıtma tesisinden hiçbir işlemden geçmeyen sim siyah

lâğım suları Bafra Denizine akıtılırken, deniz mevsiminin geçiyor olduğu bu günlerde mi Mehmetçik Belediyesinin gözü açıldı? Hatta bir ay önce bu durumu kendisine soran gazetecilere Marsilya Fatihi Hamido Ağamız, olayın yeni bilgisine geldiğini ancak derhal önlem alacağını açıklamıştı. Bu arada insan sağlığını geri plâna atan, iyi niyetli Mehmetçik Belediye Başkanı Sarıçizmeli Cemil Ağamız da tesis koordinatörünün kendisinden arıtma tesisini düzeltmek için istediği 6 Eylül tarihine kadarki süreyi vererek mühürlediği tesisi açtı. Sarıçizmeli’ye sormak lâzım. 6 Eylüle kadarki sürede o bölgede denize girecek insanların hastalanmaması için önlem aldın mı? Yakınlardaki yani lâğımla bulaşan denizin suyundan arıtma yapan tesisin arıttığı sularla ilgili de önlem aldın mı? Diyelim ki arıtma tesisi 6 Eylüle kadar düzeltildi ve insan sağlığına tehdit oluşturmayacak şekilde suyu arıtıp denize öyle veriyor. Yıllardır lâğım suyu ile kirletilen Bafra denizi ne kadar sürede temizlenecek? Bu süre zarfında halk ne yapmalıdır? Bölgede balık avlayanlar ne yapmalıdır? Lütfen önlemlerini açıkla Sarıçizmeli.

                                     ***

Bafra Bölgesindeki lâğım sorunu ile ilgili bu köşede daha önce de yazdım. Bir daha anımsatayım. Bafra Bölgesi turizme açılınca devlet trafından tüm alt yapısı bedava yapıldı. Bunun içinde 12 bin yatak kapasiteli tesislerin tüm atık sularını 3 aşamalı arıtacak ve arıtılan suların da bölgenin yeşillenmesinde kullanılacak şekilde bir arıtma tesisi için zamanın CTP Hükümeti ihaleye girdi. İhaleyi tanınmış CTP’li bir müteahhit 13 trilyona aldı. Her CTP’li gibi çok yufka yürekli olan bu CTP’li müteahhit de, kendi ifadesi ile zorda olan arkadaşı Kutsal Tokatlıoğlu’na bu ihaleyi 7 triyona devretti. Yufka yürekliliği sayesinde de 6 trilyonu parmak oynatmakdan cukkaladı. Tabii o 6 trilyonun hepsini ona yedirdiler mi bilmiyorum. Neticede tesis tamamlandı. Artemis Otel açıldığında Artemis’in sularını arıtmak için tesis çalıştırılmak istenince çalışmadı. Bu yüzden Artemis atık sularını önce deniz kenarındaki mavi göletçiğe akıttı. Gölet maviden kahverengiye donüp yosunlanınca Artemis atık sularını boru ile denize akıtmaya başladı. Bu arada yeniden ihaleye çıkılarak Artemis için küçük paket bir arıtma tesisi daha yapıldı. O tesisin de yapımı yılan hikâyesine döndükten sonra güya çalıştırılmaya başlandı. Hiçbir zaman doğru dürüst çalışmayan o tesis, Sarıçizmeli’nin sözde kapattığı tesistir. Ama görülüyor ki denize arıtılmış su değil bok akıtıyor. Eski Mağusa Belediye Başkanı Kayaalp da atık suları hiçbir işlemden geçirmeden Ayluga Göletine akıtıyordu. Mağusa Bölgesinde ikâmet eden o Nijeryalılar acaba tifüsü nerden kapmışlardır? Mağusa’da ikâmet eden ama Nijeryalı olmadıkları için Eboladan şüphelenilmeyen kaç tifüs vakası daha vardır? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31