Yani İngilizce bir başlık atalım belki birilerinin dikkatini çekeriz dedik…

Ne demek “eight hour a day”?

 “Günde 8 saat” demek…

1856 yılında; dedemin dedesinin dedesinin döneminde; İngiltere’de ve Avustralya’da Kraliçe Victoria dönemiydi yanılmıyorsam; “eight hour a day” diyen işçiler, bu hakkı kazanmış ve günde 8 saatten fazla çalışmamaya başlamıştı…

8 saat uyku ve dinlenme insanın sağlıklı olabilmesi için şarttır… Bunu ben demiyorum, uzmanlar söylüyor.

Bir fizyolojik zorunluluktur… İnsan, 8 saat uyuyacak… 8 saat da ailesine, kendisine, okumaya, gezmeye, yemeye, içmeye, eğlenmeye veya çiçek ekmeye ayıracak… Ve 8 saat da ne yapacak? Çalışacak….

24 saat bir gündür; 24 bölü 3 eşittir 8’dir… 8 – 8 – 8…

Bu kural nerede geçerlidir?

Bu kural eskiden Sovyet ülkelerinde, demokratik gelişmesini ve sanayi devrimini yaşamış karma ekonomiyle yönetilen ülkelerde geçerliydi…

Ardından “neo liberalizm” midir, kapitalizmin yeni hali midir nedir o “hasba” devreye sokulduğunda ve “ekonomik kriz” de başladığı anda; bu kural alt üst oldu… Köle düzenine geri dönüldü anlayacağınız…

Elbette bu kuralın sarsılmaz bekçisi olan “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği” de “bekçilikten emekli” edilince; “sömür babam sömür” noktasına gelindi. Fatura sadece çalışanlara kesildi…

Patronun kazancı asla azalmasın diye; 1856’nın yani 156 senenin gerisine dönüldü…

Özellikle bizim ülkemizde emek, sermayenin mutlak egemenliğine girdi… Küçük veya büyük fark etmez… Üretimin amacı insanın ihtiyacını karşılaması değil, sermayenin karını kaybetmemesi hatta artırması moduna girdiği anda; çalışanlara bir tek zincir vurulmadığı kaldı. Çalışanların 8 saatlik çalışma süresi ortadan kalktı. Oysa bu bir yasal zorunluluktu!

KKTC’yi sendika cumhuriyeti yapmaktan çıkarmak isteyenlerin amacının ne olduğunu daha iyi anlarız belki diye yazıyorum…

Neyse; KKTC’ye bakalım… Elbette işçisini ezmeyen, haftada 5 iş günü ve toplam 40 saat dışında çalıştırmayan, çalıştırırsa karşılığını fazlasıyla ödeyen veya ödemeye çalışanlar olabilir.

Ama son zamanlarda, ne yazık ki emek sömürüsü bu ülkede zirve yapmıştır.

Sabah 08.00 akşam 22.00; asgari ücret (kesintili) ile çalışan insan sayısı çok yüksek.

Örgütlenme yok… Düzen yok, sistem yok, denetleyen, umursayan yok…

Ayda 1000 TL’nin altında, haftada altı gün, günde 14 saat çalıştırılan çok insan var…

Bu mudur kapitalizim?

Yoksa, “aman ekonomik kriz var, işadamlarımız ne yapsın – Türkiye’den gelip bu paraya çalışacak çok insan var” (Ersin Tatar buna çok benzer bir şey söyledi) mı demek lazım?

18’inci yüzyılda mıyız?

İşçiler insan olarak kabul edilmiyor mu artık?

Amerikalı işçiler 1866 yılında Ulusal Çalışma Birliği kongresinde kölelikten kurtulmak için günlük çalışma süresinin 8 saat olması için mücadele kararı almıştı…

Aynı yıl Cenevre’de I. Enternasyonal toplanmış ve Amerikan işçi sınıfının bu kararı benimsenmişti…

Amerikalı işçiler 1886 yılının 1 Mayıs günü “sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat canımız ne isterse!” sloganıyla 8 saatlik iş günü için genel greve gitmişlerdi. 1889 yılında II. Enternasyonal, Amerikan işçisinin canı, kanı pahasına yürüttüğü 8 saatlik iş günü mücadelesinin anısına ve bu mücadeleyi evrenselleştirmek amacıyla 1 Mayısı “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etmişti…

Biz dünyanın neresindeyiz?

Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere; hükümeti göreve davet ediyorum…

Özellikle bazı mağazalarda çalıştırılan genç kadınların şikayetlerinden başlamak kaydıyla…

Mücadelelerle elde edilen haklar, ne olursa olsun ortadan kaldırılamaz…

“8 saat çalışma – 8 saat dinlenme ve 8 saat canım ne çekerse” bir insan hakkıdır… KKTC’de bu hak ihlal ediliyor… Gözümüzün önünde… Bu ayıbı ortadan kaldırmak, yönetenlerin görevidir…  Hükümetin işidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5