Başbakan ve Maliye Bakanı ekonomimizin çok iyiye gittiğini söyledi.

Doğru olmadığını kendileri de biliyor.

Tüm Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de ekonominin kötü gittiğini kabullenip tedbirler almak; “muhteşemiz” deyip hoppalara gitmekten daha doğru bir tavır olurdu.

Kıbrıslı Türk yöneticiler, yarım asırı aşkın bir süredir en önemli konularda sırtlarını Türkiye’ye dayamış durumdadır ve çok rahattır.

Türkiye’yi yöneten “devletçi – Atatürkçü – milliyetçi” eski zihniyetin bundan bir şikayeti yoktu.

Ancak, 2000’li yıllarda Türkiye’de iktidarı ele geçiren “müslüman demokrat” yapı ve zengin İstanbullu iş adamları – kadınları ile o yıllarda zengin olmaya başlayan Anadolulu “müslüman demokrat” kesimler; bundan şikayet eder hale geldi.

“Besleme” tanımı bu dönemde ortaya çıktı.

Neden; çünkü hem geçmişte de var olan İstanbullu büyük tüccar ile sonradan yaratılan Anadolulu “çember sakallı kravatsız ya da ince bıyıklı kravatlı – ama heriki grup da nefis takım elbiseli” tüccar kesim; “ticareti”; bazı milli meselelerin önüne taşıdı.

Bunda başarılı da olundu.

Ben bu başarı öyküsüne veya gelişme çizgisine İngiltere’de çok yakından tanık oldum. Türkiyeli çember sakallı ya da ince bıyıklı tüccarların da geleneksel zenginlerle birlikte İngiltere’ye nasıl yayıldıklarını ve bu yayılma neticesinde örneğin İngiltere’nin Kıbrıs’a bakışını nasıl değiştirdiklerini çok net gördüm.

1994’te “Türk ordusu Kıbrıs’ta çekilmek zorundadır”ın çok ötesinde sloganist Ortodoks Kilisesi tavrı takınan İngiliz siyasetinin; 2000’lerin ortalarında “Türk Ordusu ve Türk ekonomisi AB’nin de güvenlik ve garantisidir” dediğinin şahidiyim.

Bizim hükümetimize; yönetenlerimize geri dönelim...

Türkiye’ye sırtımızı dayadık hep. Belki dayamak zorunda bırakıldık... Ancak şimdi bir sona gelindi.

Bazı net kararların üretilmesi lazım.

Her şey 1 Temmuz 2012’den sonra aynı kalmayabilir... 19 Nisan 2012 tarihi bile çok önemli...

Ne olduğunu hatırlatmak istemem ama Türkiye’nin AB süreci dursa da; yavaşlasa da; tökezlese de devam edecek... Bu süreçte; Kıbrıs Türk varlığının ekonomik refahı ya da sosyal yaşam kalitesi değil; varlığıdır asıl önemli olan...

Birilerinin bu konuda çok ciddi şekilde düşünce üretmesi lazım... 

Bilmem yeterince açıklayıcı olabildim mi?

Söylemek istediğim şudur;

“Ekonomi uçmuyor... Ekonomi uçmadığı gibi; toplum yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır; bizi yönettiğini iddia edenlerin acil karar almamaları ve hoppalarda, gezilerde, makam otolarında hükümetçilik oynamaları değil; gerçekten kararlı adımlar atmaları gerekir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31