Olaya değişik açıdan bakalım…

Haberleri veriyor sunucu.

Sunucu 1974 öncesi faşizmini görmemiş.

Haberi yok olaylar nasıl başlamış, ne acılar çekilmiş.

O acılar bahanesiyle gasp edilmiş topraklardaki Lale düzenine konmuş.

İnmek istemez o yüzden laleden.

O mutlu.

Nasıl olmasın ki?

Burada her istediği oluyor.

Güya başka ülkede ama lokantalarda bile bildiği lahmacun…

Hele çiğ köfteler, dürümler, tantuniler.

Bir kumru gelmedi buraya yakında o da gelir, hasretlik biter.

Bir düşünün Kanada’da yaşayanı…

Avustralya’da…

Londra ve diğer uzak kentlerde...

Almanya’ya koşarak gitmişlerdi, iyi para var diyerek.

Dişlerine bakmıştı Alman.

Orada mutlu olur mu insan?

Gayri insani tutumdaki ülke, kendi ülken gibi olamaz.

Ve dönüşler yıllar sonra başladığında, kökleri orada kalmıştı Anadolulu işçinin.

Sunucu öyle mi?

Kendisini kendi ülkesinde biliyor.

Atladı mı uçağa yerinde.

Ki atlamasan da ülkesi zaten burada…

İlk bakkala gitse, bulacağı ilk ürün, ülkesindeki bakkalda bulduklarının aynısıdır.

Radyolarda onun türküsü çalıyor.

Televizyonlar ülkesinin televizyonları ve kaldı ki şu anda televizyonda konuşan da o.

Bu düzenin bozulmasını hiç ister mi sunucu?

Bakmayın çözüm olacak haberlerini okurken takındığı tebessümlü yüzüne.

Gerçek yüzü dün akşamki haberleri okurken ortaya çıktı.

“Hım” dedi…

“Bak gördünüz mü” diye de sordu.

Neyi gördüğümüze baktım.

Faşist ELAM’ın Talat’a yaptıklarını anlatıyordu sunucu…

Hem de ballanarak.

Örgüt zaten faşist…

Ne bekleyebilirsiniz?

Kafatasçılar…

Onlar Hitler döneminden kalma üstün ırk bozuntuları.

Kafa var ama içi boş olanlardan.

Onlar 1963 yılında evlerimizden kaçıran kafaların devamıdırlar.

Ancak köprü altlarında çok su aktı.

Tedbirlerin alınması gerekirdi…

Anastasiadis olayı kınadı.

Biz mutlu olduk…

Yapılacak başka bir şey yok mu diye teknolojiye baktım.

Kamera sistemi denilen sistem var.

Oturduğun yerden, kim kime ne atmış görüyorsun.

Polis varsa ve polis iş yapabiliyorsa.

Kameralara bakması yeterlidir.

Durup dururken sen kime maytap atıyorsun diye hesap sormalı.

Hiç sektirmeden.

Tek tek tutmalı, toplu haldeyken, sürü gibi davranan kafatasçıları.

Babam, “O kabadayıyı elime tek geçirsem görürsünüz ne kadar kabadayı” derdi…

Olaylar başlamadan önünü kesmeli…

Ki elin ELAM’I, meydanı 1974 öncesi gibi boş sanmasın. 

Sunucu da bu topraklarda onların sayesinde bedava yaşamasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31