KKTC’de iç sorunlarla boğuşurken ayağımıza çelme takıldığının bile farkında olmayan yapımız vardır.

Rum-Yunan cephesi  ihtarla,olmazsa tehditle, KKTC topraklarında yıllarca Kıbrıs Türk Halkına hızmet vermekte olan “Elçiliklerin” konsolosluklarını ya da genel tanımı ile ilgili devletlerin  “uzantılarını” giderek kapattırdılar.KKTC Hükümetleri ve elbette Dışişleri Bakanlığımız bu gelişme karşısında parmağını oynatmak bir yana “Protesto” içeren basit bir açıklama bile yapmadı.

Şimdi  o yabancı ülkeden KKTC’ye gelen yurttaşlarına “Güney Kıbrıs’a geçiniz işinizi burada yaparız” dayatması yapılmaktadır.

21 Aralık 1963’de Rum ve Yunanlının plânlı ve silâhlı darbesi ile “Kıbrıs Cumhuriyeti” işgâl edilir ve Cumhuriyetinin  Anayasal ortağı, Türk Halkı uzaklaştırılırken,Birleşik Kırallık (UK),ABD, Almanya, Fransa,Birleşmiş Milletler  KKTC topraklarında var olan  temsilciliklerini taşımadılar.

Temsilcilikleri olmayanlar da Konsolosluk hızmetleri vermek için önlem aldılar.

Yıllarca bu böyle sürüp gitti.Kuzeyde de, hem kendi yurttaşlarına hem de ülkeden vize isteyenlere hızmet verildi.

Kıbrıs görüşmeleri yılan hikâyesine döndüğünden,Rum  ve Yunanlı bunu kazanıma çevirmesini bildi.

Bizimkileri masada meşgûl ettiler ama dışta “Kıbrıs Cumhuriyeti” kılıcını kuşanarak, hem AB, hem de BM’de etkin rol oynamayı sürdürdüler.

Biz seyrettik.

Görüşmelerde “İyi niyetli “olduğumuzu söyleyip durduk.Ancak kendi kendimizi işittik.

Buna prim verene rastlanmadı.

Biz erozyona uğradık,eridik.

Onlarsa “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni”  açıktan “Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne” çevirdiler.Hatta ülkeyi tehdit eder duruma ulaştılar.

AB’de Türkiye’ye santaj yaptılar.

Türkiye’nin önünü kestiler.

AB yetkilileri de buna hak verdiler.

Türkiye’yi her vesile ile kınadılar.

AB üyesi “Kıbrıs Rum Cumhuriyetini” neden Türkiye’nin tanımadığının hesabını sorabildiler.

Türkiye ve KKTC sadece lâfla tepki koydu.

O kadar.

İşte bu uygulama sürerken olayın başka bir yönü yaşandı.

Rum-Yunan santajı işledi.KKTC’deki yabancı temsilcilikler birer birer kapılarını kapattılar.

Lâf ola tuttukları küçücük binalarında en az personelle iş değil lâf yapmayı sürdürdüler.

Kapılarına “Kimlik asmaya”  bile cesaret edemediler.

Kıbrıs Türk Halkını veya KKTC’ye gelen yabancıyı “Kıbrıs Rum Cumhuriyetine” gitmeye zorladılar.

Oraya gitmezlerse işlerinin yapılamayacağını yüzlerine söylediler.

Yani KKTC’de Konsolosluk görevi yapan yabancı ülkeler, kapılarını adeta kapattılar.

Başvuranları da güneye  gitmeye zorlayarak  “Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ni”  tanıtmaya omuz verdiler.

Halen bu uygulama sürmektedir.

Bu yabancı ülkeler Internetteki sayfalarında, “Ülkemiz Toplumlararası görüşmeleri desteklemektedir;iki Toplumun bir araya gelmesi için çalışmalarını sürdürmektedir” diye yazmaktadırlar.

Açıkca bizimle alay etmektedirler.

Yani hem KKTC’de kapılarını kapadılar,sizi güneye göndererek toplumların bir araya gelmesini zorlamaktadırlar.

Bu ne demektir?

Bu KKTC’nin erozyonu ve nerede ise sonu  demektir.

Benim Meclisim,benim Hükümetim ve de benim Dışişleri Bakanlığım ne yapmaktadır?

Biri bize söyleyecek mi?

“Kıbrıs görüşmelerinin sürdürülmesinden” zarar gördüğümüzü ne zaman anlayacaksınız?

O yabancı elçiliklere de soruyorum:Kıbrıs Cumhuriyeti Uluslar arası anlaşmalarla yaratıldı ve BM’ye üye oldu.

Rum  tarafı, silâhlı darbe ile bu Cumhuriyete egemen olunca özgür-demokrat olduğunu söyleyen ülkeler, Kıbrıs Türk Halkını cezalandırarak kimin hakkını hukukunu korumaktadırlar?

Ve de yine KKTC’ye gelen kendi yurttaşlarını Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne sevketmekle kime hızmet ettiklerinin farkında mıdırlar?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31