Öncelikle okuyucuya teşekkürle başlayalım.

Yaklaşık bir haftadır adada yoktuk ve dolayısıyla yazmadık da…

Müthiş bir mesaj ve mail bombardımanına tutulduk.

Bu ilgi tabi ki hoşumuza gitmedi değil.

Mesajlardan en anlamlısı, ‘öksüz kaldık’ diyeni oldu, bir bayan okurumuz tarafından.

Duygulanmadık desek yalan olur.

Ben de yazmadığım zamanlar kendimi öksüz gibi hissediyorum, müthiş bir boşluk içinde oluyorum.

Ama işte zaman zaman küçük tatiller ve iş ziyaretleri sayesinde de biz günlük yazanlar, bir nebze olsun nefes olma imkanı buluyor, bu süreçte okuyucu bizi ne kadar özlerse, biz de onları kat kat fazla özlüyoruz.

Bizi özleyen, özlemeyen, hatta yazmıyoruz diye derin bir nefes alan siyasilere, binlerce kez teşekkür…


Kızım üniversiteyi bu yıl bitirdi.

Hem de bölüm birincisi olarak.

Bir ana ve bir babanın bundan daha mutlu olacağı bir olay daha olamaz.

Çocuğunuzun her başarısı, hiçbir maddi değerle ölçülmeyecek kadar haz verir insana.

O da her genç gibi bu yaz sezonunda tatile gitmek isteyebilir, okul yorgunluğunu üzerinden atmak için istekte bulunabilirdi.

Ama yapmadı!

Aksine daha zorunu seçti, bir projeye hazırlandı ve yapılan sınavda Kıbrıs’ta seçilen tek kişi oldu.

Nem ve sıcağın had safhada olduğu Afrika’da tam 2 ayını geçirdi.

Önce Benin Cumhuriyeti’ne gitti, oradan Togo’ya…

Oradaki yetim çocuklar için hazırlanan projelere katıldı, eğitim seminerleri verdi.

Başarılı bir çalışma sürecinden sonra da döndü ve biz de rahat bir nefes aldık.


Kızım, üniversiteye başladığında sadece bir kez benden ‘araba’ istedi.

Neymiş okula gidip gelmek için!

Olmaz değim, okul bitmeden uygun olmadığını güzelce anlattım.

Vızır vızır işleyen okul servisleri varken, aslında onun bu isteği tamamen arkadaş özentisinden başka bir şey değildi.

Şükürler olsun ki, diretmedi ve yaptığımız açıklamalar da kafasına yattı, çok genç yaşta bir öğrencinin araç sahibi olmanın sakıncalarını gördü, biz de uykusuz geceler yaşamadık.


Bütün bunları niçin yazdık, sanırız anlamışsınızdır.

Adaya daha ilk adımımızı attığımız anda yine ölümlü trafik kazası haberini aldık.

İşte dünkü gazetelerden birkaç başlık;

“Gönyeli çemberinde ölümlü kaza”

“Alkol ölüm getirdi”

“Gençler yapmayın”

“Hayatının baharında”

Ve niceleri…


19 yaşındaki sürücü ehliyetini daha bir hafta önce almış.

Araçtaki diğer yolcuların birisi 18 yaşında, ikisi de 16 yaşında.

16 yaşındaki genç kızımız, daha da doğrusu çocuğumuz hayatını kaybetti.

Bizler burada ancak ahkam keseriz ama bir de ateş düşen ailesine sorun acılarını bakalım.

Daha çocuk yaştaki 4 gencin sabahın 6’sında gün ağarırken, hem de alkollü bir biçimde sokakta ne işlerinin olduğu da başka bir tartışma konusu.

Eğer bu modernlikse, bazıları biz çağdaş aileyiz, çocuğumuza güveniriz derse, kendi bilecekleri bir iş.

Ama işte sonuç ortada!


Kimse darılıp gücenmesin;

Suçlu ne gençler, ne yollar, ne de alınan alkolün bilmem kaç derecede olması.

Sözümüz meclisten dışarı ama, bir çok kazanın alkollü araç kullanmaktan olduğu söylense de, bunların büyük bir bölümünün alkol değil, ‘uyuşturucu’dan olduğunu polis dahil herkes biliyor ama siz bilir misiniz ki kandaki uyuşturucu miktarını ölçecek bir alete bile sahip değiliz ve tüm testler Türkiye’de yapılır?

Sevgili okurlar, bu ülkenin ne trafikte, ne uyuşturucuda ne de gençlerin yetişmesinde bir devlet politikası yoktur.

Onun için bütün iş tamamen ailelerin üstündedir.

Devletin başıboş bıraktığı bazı konular nedeniyle aileler sonradan diz dövmemek için, evlatlarına sahip çıkmak zorundadır.

Zira, elma çürükse kabahat elmada değil, ağaçtadır!

Bilmem anlatabildim mi?


MESAJ KUTUSU

Sayın Ahmet KAŞİF, kendisine haksızlık yapıldı dişe basına konuşan Aqua Life şirketine belli ki kafayı iyice takmış ve intikam için haftada birkaç kez sağlık memuru gönderiyormuşsunuz. Biz sizi böyle bilmezdik, madem öyle bundan sonra bizi daha iyi takip edin. Devlet Laboratuarı’nda dönen rezaletleri, tahlil sonuçlarının nasıl tahribata uğratıldığını, kimlere torpil geçildiğini bizden öğrenin.
 
Sayın Suat GÜNSEL, YDÜ’de okuyan öğrencilerin velileri onlarca mesaj göndermiş. Okul ücretlerinin yeni dönemde Türk Lirası’na sabitlenmesini istiyorlar. Umarız duyarlılığınızı esirgemezsiniz.

Sayın Türkay KIRIKYAY, Temel Sağlık Hizmetleri müfettişi olarak geçtiğimiz hafta Mağusa Devlet Hastanesi’nin kapalı bölümünde sigara içerken görülmüşsünüz. Doğrusu hiç yakıştıramadık. İmam osurursa, cemaat ne yapar?

Sayın Ersin TATAR, Mağusa Devlet Hastanesi çamaşırhane bölümü özelleştirme için yetki yazınızı bekliyor. Yüzlerce çarşaf ve nevresim ‘kalk gidelim’ olmuş, hastane yönetimi çaresiz kalmış. Top sizde artık…

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Osmanpaşa Caddesi ile Dereboyu’nun kesiştiği kavşakta bulunan boş arazinin içindeki reklam afişi kalıntıları bölgeye hiç yakışmıyor. Bölge sakinleri burada çok ciddi bir temizlik operasyonu istiyor. Görseniz siz bile ağlarsınız.
 
Sayın Kutlay ERK, son günlerde Ahmet Derya ile buluşmalarınız ve baş başa yemek sohbetleriniz gözlerden kaçmıyor. Derin konuları görüştüğünüz ve yakında parti içinde bir hareketlenmeye gideceğiniz de iddia ediliyor, ne dersiniz?
 
Sayın Kutlu EVREN, Cruize ile Avrupa turu size çok yaramamışa benziyor. Tatili gemi güvertesinde değil, kamarada yatarak geçirmişsiniz. Geçmiş olsun diyoruz, yerli tesislerin ahı tutmuş olabilir…

Sayın Şerife ÜNVERDİ, yeni yaşlılar yurdu için İzmir’de birkaç tesisi inceleyeceğinizi duyduk. Balçova’ya uğramadan gelmeyin. Orasını görünce kendinizi 5 yıldızlı otelde zannedeceksiniz. İyi yolculuklar dileriz.
 
Sayın Ömer UZUN, THY Kıbrıs müdürlüğünüz hayırlı ve uğurlu olsun. Gençliğiniz sayesinde önemli atılımlar bekliyoruz. Ama eski müdür Mustafa Uğurlu’nun da tecrübelerinden yararlanmayı sakın ihmal etmeyin.
 
Sayın Suha VEKİL, Akdeniz Politikalar Merkezi’nin kuruluşunu memnuniyetle öğrendik. Özellikle uluslar arası boyutta olması çok önemli. Çalışmalarınızda başarılar dileriz. Bu ülkede sağlıklı düşünen insanlara en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiriyoruz.
 
Sayın Serhan KOMBOS, bir müşterinizin sorununu biraz geç de olsa çözdüğünüzü ve en azından uzlaşma sağladığınızı öğrendik. Bunda biraz katkımız olduysa ne mutlu bize. Sze yakışan en doğrusunu yaptınız, teşekkürler…
 
Sayın Sıdıka TAT, geçtiğimiz günlerde bir trafik kazası yerinde yaralılara yaptığınız ilk müdahale vatandaşlar tarafından taktirle karşılandı. Çok değerli bir sağlık çalışanı olduğunuzu bir kez daha gösterdiniz, tebrik ederiz…
 
Sayın Şener LEVENT, silahınız vatana ve millete hayırlı olsun. Devlet koruyamıyorsa en azından artık vatandaşın silah izni vermeye başladı, kendi kendinizi koruyun dedi. Buna da şükretmek lazım. Siz yine de ‘şeytan doldurur’ sözünü aklınızdan çıkarmayın olur mu?
 
Sayın Güven ERKUT, Hamitköy’deki yeni villanız hayırlı ve uğurlu olsun. Bu arada yeni eve yeni minik konuklar geliyormuş. Bakıcı da Srilanka’dan özel olunca, daha ne olsun be kardeş, Başbakan Erdoğan 4 dedi, sizin en azından 5’lemenizi bekleriz artık…
 
Sayın Ahmet YÖNLÜER, yani kusura bakmayın ama futbolcularla resmen çingene pazarlığı yapıyormuşsunuz. Dakikası 3 TL’ye ücret mi olurmuş! Pintiliğin lüzumu yok, Gönyeli’nin zenginleri ne güne duruyor?
 
Sayın Feriha NURLUÖZ, eve yeni gelen minicik misafiriniz hayırlı ve uğurlu olsun. Allah sağlıklı ve ana-babalı büyütsün. Umarız burada noktayı koymaz ve Kıbrıslı nüfusun artmasında katkılarınızı sürdürürsünüz.
 
Sayın Yonca ALPER, Kanada’dan ablanız gelince diğer dost ve arkadaşları ektiğiniz yönünde şikayetler var. Ara sıra onlara da zaman ayırmakta yarar görüyoruz.
 
Sayın Zeki ZİYA, yeni top sakal imajınız fena gitmemiş ama pamuk tarlasını andırınca da dostlarınız siyah saç boyası gönderme kararı almışlar. Boya işi alışkanlık yapar sakın ha!
 
Sayın Feridun ÖNSAV, sizin kurumun önündeki bayraklar yine savaştan çıkmışa dönmüşler. Değiştirmekte yarar var. Ya da hiç bayrak asmayın daha iyi, değil mi ama?

 
GÜNÜN FIKRASI : John nerede?

 Resim Öğretmeni Temel'den bir tablo yapmasını istiyor. Tablonun konusu "John Küba'da" olacak diyor.
Temel biraz düşünüp, bir çırpıda yapıyor tabloyu, sonra gösteriyor Öğretmenine;
 Öğretmen tabloya bakıp bağırıyor:
- Ulan bu ne biçim tablo, sana John Küba'da diye tablo yap dedik sen tutmuş
bir adamla bir kadını yatakta çizmişsin.
- Kim ulan bu kadın?
- John'un karısı...
- Peki ya bu adam?
- John'un uşağı...
- Eee peki John nerede?
- John Küba'da...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31