Her sabah altı gibi panjura dokunup beklerler.
Ki duyayım,  yemek vereyim.
Tatlı mı tatlı, iki kedicik…
Hayvan deriz  ama verdiğim yemeklerden önce ayaklarıma dokunurlar.
Okşamamı beklerler.
Ben uzaklaşınca da yemeği paylaşırlar.
Hepsi bu kadardır kediciklere sahipliğim.
Ertesi sabaha kadar ne görürüm, ne haberim olur.
Birkaç gün önce, yine  aynı saatte, elimde yemek tabağı panjura yöneldim…
Nedense tıklamamışlardı o sabah.
Açtım panjuru, yoktular.
Seslendim hareket yoktu.
Koydum kaplarını nasılsa gelirler diye.…
Tabak aynen  duruyordu akşam.
Gelmemişlerdi.
Birkaç gün sürdü bu bekleyiş.
Ne geldiler, ne panjuru tıkladılar.
Dün akşam kardeşim,”Geçen gün senin kapının önünde bir kediyi bastılar, bittaga oldu, çok üzüldüm” dedi.
Muhtemelen benim kedilerdendi.
Üzüldüm.
Üzüldüm ama ya diğeri?
Neden yoktu acaba ?
Hem yalnız kalışına, hem de beni terk edişine çok üzüldüm…
Sonra kendimi onun yerine koymaya çalıştım…
Ben olsaydım ne yapardım ?
Kızar mıydım insanlara…
Arabaları can düşmanım ilan eder miydim.
Yoksa olmamış farz edip yine panjuru tıklatmaya devam mı derdim?
Olamazdı ki bu…
Ne ben kedi, ne kedi ben olabilirdik.
Bu doğaya aykırıydı.
Onun gözü, kedi beyni ile bakar…
Benim gözüm insan beyni ile görür...
Fark buydu.
O bakar, ben görürüm.
Bir Afganistan Talibanı mesela, kendini koyabilir mi Einstein yerine?
Bir Arap kendini eşinin kullandığı araba ile giden ehliyetsiz batı insanı yerine  sayabilir mi?
İnsanlara mı, bana mı, yoksa arabalara mı kızmıştı kalan kedicik…
Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.
O anda empati yapmak geldi içimden…
Kendimi onun yerine koymak istedim.
Mümkün değildi.
O bakar, ben görürüm.
***
Bizim için “Tayvan modeli" ni uygun görüp AB’ye, “Bir uçak gönderin, ben tüm limanlarımı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne açayım” diyen  Egemen Bağış hemen ertesi yeni bir söz yumurtladı…
Ve bize, yani Kıbrıslıtürklere, “Sizin yerinizde olsaydım Türkiye’nin AB’ye girmesi için Egemen Bağış’tan daha çok çaba harcardım” dedi.
Birinci soru,”Egemen Bağış’ın olduğu hükümetin zihniyeti AB’ye girmek ister mi?”
İkinci soru, “ Türkiye’nin girmesi için Kıbrıslılar daha ne yapsın?”
Üçüncü soru, “ Ne demek isten?”
Yani Türkiye AB’ye girmeden Kıbrıslıtürklere rahat yok mu demek isten ?
 Bu kadar çok soruyu üreten sözü söyleyen Egemen Bağış’ın yerine kendimi koymak ve cevapları bulmak istedim.
Olmadı…
Çünkü…
Yukarıda yazdım bir sürü örnek…
Siz çoğaltın…
Umarım yarın sabah geri kalan kedicik döner…
Döner de ona taşıdığım balıklar elimde kalıp çürümez.
 

Günün Karikatürü:

1.20111202001544.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31