Erdoğan’ın pragmatizm üzerine kurulu stratejisi ilk çıplak verilerini ortaya koyuyor.

Kıbrıs konusunda birden bire herkesi şaşkınlığa uğratan şahin söylemlerin ardından, şimdi Türkiye, müzakereleri seyre koyulmuş bir tavır sergiliyor.

Oysa aslında açıktır ki, müzakere masası kritik ve yoğunlaştırılmış bir sürece girilse de işleyebilir olmaktan uzak.

Önce ekonomik kriz baş gösterdi, Güney Kıbrıs’ta. Çeşitli acı reçeteler hazırlansa da hiç hesapta olmayan deniz üssü patlaması yaşanan krize tuz biber ekti.

Histofias ekonomik tedbir almayı planlarken, şimdi bozulan koalisyon ve giderek yükselen istifa çağrılarıyla baş başa.

Deniz üssündeki patlama sonrasında beklentiler, zararın 3 milyar Euro’ya ulaşacağı tahmin edilirken, bu rakamlar Güney’i kökünden sarsar nitelikteydi.

Şimdi Avrupa Parlamentosu raporuna göre, sadece deniz üssündeki zarar, 700 milyon Euro!

Ve daha da kötüsü, tekrar tam kapasite enerji üretimi için de 2 yıldan fazla bir zaman alacak!.

Şüphesiz bir taraftan kendi doğallığı içinde işleyen ekonomik kriz, diğer yandan da patlamanın bütün sektörleri doğrudan etkileyen, enerji üretimini toptan sekteye uğratan yükü, kolay aşılır bir zorluk değil.

Kriz bugün gelip yarın bittiğinde, yazık ki, çözülebilecek bir sorun da yok ortada. Muhtemelen bu zararın artçı etkileri ve açacağı yara önümüzdeki yıllarda da Güney Kıbrıs’ta hükümetlerin ana sorunu olmaya devam edecek.

Yunanistan’da ülkeyi yangın yerine döndüren ekonomik kriz canlılığını koruyor. Başbakan Papandreu, uzun süredir aciz bir pozisyonda, kara mizah malzemesi halinde.

En son Brüksel’de ekonomik yardım zirvesinde isyan bayrağını açtığı haberleri gündemdeydi. Papandreu’nun “ne istiyorsunuz, Mora’yı mı satayım” cümlesi, yaşananlara son derece açık bir özettir.

Çünkü Yunanistan ekonomik krizine reçete olacak AB kredilerinin karşılığını da belli ki pahalı ödeyecek!

Bununla birlikte Hürriyet’te Mehmet Yılmaz’ın dediği gibi, bir zamanlar Anayasa kitapçığı fırlatılınca ülkeyi ve tabii ki Kıbrıs’ın Kuzey’ini de alaşağı eden bir ekonomik sarsıntı yaşanırdı. Şimdi TSK’nın bütün üst düzeyi bir anda istifa ediyor, ancak ekonomik yapı sarılmaz şekilde istikrarını koruyor.

Türkiye’de sadece istifalar değil, ekonomik istikrarın da en yüksek kriz ortamlarında bile bozulmaması, yaşanan gelişme açısından son derece önemli bir göstergedir.

İşte bu ortamda sağladığı gücün verdiği güvenle, birden bire şahinleşen Erdoğan, “düşman” taraftan sağlayabileceği en yüksek menfaati sağlama hedefinde.

Türkiye şahin bir söylem geliştirirken, aynı zamanda, sonuç çıkmama olasılığı yüksek bir masanın sorumluluğunu üstlenmeme gayretini de gösteriyor. Zira, bu durumda geniş uzlaşıyla bir hükmet kurulup, masaya da bu uzlaşı yansımazsa ki, bu son derece güç görünüyor, Hristofias’ın müzakere edebilir bir pozisyonu olmadığı ve muhtemel bir başarısızlık sonucunun faturasını üstlenmeye en yakın taraf olarak durduğu ortadadır.

Bunun yanında gelecek yıl AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti, küçük bir ülke için bir ilk deneyim olacak bu ağır sorumluluğu da daha büyük bir yük olarak taşıyacak ve aslında murat edildiği gibi Türkiye’yi dize getirme hayallerini gerçekleştiremeyebilecektir.

Zayıf bir dönem başkanı karşısında, AB kendi içindeki ekonomik krizle uğraşırken de Türkiye çok daha kolay kafa tutabilir bir noktaya taşınmayı hedefleyebilir.

Türkiye açısından son derece pragmatik görülen bu siyaset, yazık ki çözüme yardımcı olan bir anlayış değil!

Ve çözümsüzlük koşullarında sorumlu adres olarak görülmeyen, kronik bir sorunda kendi çıkarları etrafında mecra yaratabilen bir Türkiye varken, Kıbrıslılar özellikle de Kıbrıslı Türkler için çözüm olmazsa olmazdır.

Rum Yönetimi’nin acilen algılaması gereken temel konu, bu süreç başarısızlıkla sonuçlandığında, bundan 15 yıl sonra, adada yaşayan Kıbrıslı Türklerin oranı %21’e gerilediğinde, Kıbrıs sorunu artık çok farklı bir mecraya girecektir.

Ve savaştan çıkmış pozisyondaki bir Rum tarafı, ihtişamlı bir saltanat dönemi süren Türkiye ile kolay aşık atabilecek bir durumda olmayacaktır.

Adanın her iki tarafında da siyaset üretenler içine girilen bu eşiği mutlaka iyi değerlendirmelidir.

Yoksa kaçırılan her fırsat gibi, eskisi gibi olmayan koşulların bedeli bize daha ağır çıkmaya devam edecek!

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31